Protaras’ta Korku ve Hayret Dolu 4 Gün

Yaptık bir büyük yanlış ve bayramın ilk iki gününü de kapsayacak şekilde, güzide Mağusa’mızdan 15 dakika mesafedeki Protaras bölgesinde 3 gece dört gün bir tatile gittik Öztül ile.
Her yönü ile tüyler ürpertici derecede korkunç, kimi zaman aptallıklar silsilesiyle örülmüş, her anında tedirginlik verici, aptalca uygulamalarla dolu bu korkunç günler hakkındaki bazı gözlemlerimi paylaşmak isterim sizlerle.
Dakika bir gol bir, iki gece gitmeyi düşündüğümüz otel bizlere erken rezervasyon yaparsanız üç gün kalın, iki gece ücreti ödeyin dedi. Üstelik iptal durumunda tam ücret iade ve ön ödeme olmadan yaptı bunu.
Düpedüz aptallık, çarpık bir turizm zihniyeti.
Neyse, muhteşem bir biçimde tellenerek atıl halde bırakılmış Maraş’ımızı da görerek Derinya kapısından geçtik ve mekâna vardık. Yol boyu her yerde bir sessizlik, bir tedirginlik….
Sorduk, meğerlim Jünal abi haklıymış, Kuzeyin ekonomik gelişmesini kıskanırlarmış ve çok endişeliymiş Urumlar.
Sokaklardaki binlerce turist de öyle, hepsi çok tedirgindi.
Dışarıdaki aptallıkları da yazacağım ama oteldekiler bile insanı pes dedirten cinsten. Neymiş efendim, nerede ve kimin arazisinde olursa olsunmuş, bütün denizler halkın malıymış ve herkese açıkmış.
Nasıl yani?
Dünya para vermeden geldiğim bu otelin sahiline dışarıdan da insanlar gelir? Yuh. İndik gördük ve tiskindik.
Tamamen belediye kontrolünde, yepizyeni şezlong ve şemsiyeler, cankurtaran ve tuvalet gibi bir sürü gereksiz ıvır zıvır. Hayır, buraya kadar neyse….
Dışarıdan gelip şemsiye ve şezlong almayanlara da açıktı plaj. İnsanlar kendi sandalye ve şemsiyeleriyle geldiler ve bedava denizi kullandılar. Kâbus gibi.
Tüm bunlar yetmezmiş gibi, bir de bayrak vardı plajda, mavi bayrak mıymış, temiz plaj mıymış neymiş… Gereksiz.
Turkuaz mavisi sular ama biz inanmadık tabii temiz olduğuna. Otelin kanalizasyonu mutlaka oraya akar mutlaka, başka nasıl olabilir ki? Çok saf bu Urumlar ve turistler. Bizi kandıramadılar ama.
Ölü yatırımlar var bir da çok, bütün ada böyleymiş, insanın içi cız eder. Çıktık otelin önünden, yürüyüş yolu yapmışlar, berdevam kesintisiz gider.
Yürü yürü bitmez. Koşanlar, yürüyenler, yoga bilmem ne yapanlar. Halbuki o kadar kıymetli alan, insan villacık yapar yok yürüyüş yolu. Hem biz çok sevmeyik ki yürümeyi.
Gereksiz! Çok gereksiz.
Neyse akşam oldu, yemeğe gideceğiz. Yap be oteli her şey dahil, sen kazansın parayı. Ne gezer, halka açık turizmmiş da esnaf para kazanacakmış da bir sürü martaval.
Çektim otel müdürünü bir kenara, be dedim, böyleykana böyle, ne bırakın bu kadar insanı dışarıya para bıraksın dedim. Anlamadı sanırım, başından savdı beni.
Kesin kazık yeriz diyerek mekanların olduğu bölgeye gittik. 1.5 km civarı bir cadde, tamamen restoran ve barlarla dolu. Her taraf ücretsiz park yeri dolu, trafik da nizami akar. Nasıl yani?
Hayır, binlerce insan yoldan geçer gider, ne bir “bryonnnn” diyen çığırtkan vardı mekanların önünde ne de “gel abimmm, en güzel burası” diyen birisi.
Üstelik, sanki da anlaşmışlar gibi, bütün mekanların, yoldan kolayca görülebilecek yerlerinde menü ve fiyat listesi var.
Allah allah, cık cık cık. Halbuki biz sürprizli mekân fiyatlarına ve bir kâğıt üzerinde yazan, detay içermeyen hesapları ödemeye alışkın bir milletin çocuklarıyız.
Çok heyecansız, çok tekdüze.
Bölgenin şanına yakışmayacak derecede uygun restoran fiyatlarını yazmıyorum bile, prestij kaybı.
Bir de publarda happy hour muymuş neymiş garip bir uygulama var, umarım bizde duyulmaz. Saat 20.30’a kadar tüm içkiler çok daha uygun fiyata satılıyor. Kesin yaz bitmeden batar bu mekanlar.
Girne limanında ödediğimin yarı fiyatına bira içtim. Anlamdım ama kesin sahteydi. Başka türlü olamaz bu fiyata.
Üç gece çektik bu eziyeti, ağız tadıyla bir kazık bile yiyemedik.
Neyse, biraz da dolaşalım dedik 3. gün, kendi arabamızla tabii ki.
Başka nasıl olabilir ki?
Yolda giderken, o da ne, vızır vızır otobüsler geçer, gıcır gıcır, yeni.
Meğerlim bu gamaşa belediyeler hem bölge içindeki allahın ixtir ettiği tarihi ve turistik yerlere hem de diğer şehirlere giden, vakti saati belli, fiyatı da çok uygun bir ulaşım ağı kurmuş.
E yoookkkk. Bardağı taşıran son damla oldu bu. Bünye kaldırmaz bu kadarını da.
Gücün attık kendimizi kuzeye.
Kabus dolu günlerdi.
Biz bir hata ettik, siz etmeyin, ibret i alem olsun diye yazdım.



















