InstagramKıbrısManşetSiyaset

Erhürman: Kıbrıslıtürkler vardır. Adada da, bölgede de öznedir







Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Tufan Erhürman, New York‘ta gerçekleşmiş olan toplantıdaki anlaşmazlığın zeminini işaret ederek, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri António Guterres‘in, atanmış Cumhurbaşkanı Ersin Tatar‘ı da, Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis‘i de ‘toplum lideri‘ sıfatı ile davet ettiğini ancak görüşülen konuların iki devletin işbirliğine ilişkin olmadığını söyledi

Erhürman: BM Genel Sekreteri, Tatar’ı da, Hristodulidis’i de ‘toplum lideri’ sıfatı ile davet etti

Sosyal medya hesabından yazılı açıklama yapan Erhürman, “New York‘tan dönüldü” diyerek, atanmış Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın, “New York’a iki devletin işbirliğine yönelik çalışmaların yapılabilmesi için gittik” dediğini hatırlattı.

“Anlaşmazlığın zemini de burada zaten” diyen Erhürman, “BM Genel Sekreteri Sn. Tatar’ı da, Sn. Hristodulidis’i de ‘toplum lideri’ sıfatı ile davet etti. Cenevre’ye de o sıfatla davet etmişti. Görüşülen konular da iki devletin işbirliğine ilişkin değildi. Güven yaratıcı önlemlerdi’ dedi.

Erhürman açıklamasına şöyle devam etti:

“Ama garantör ülkelerin de davetli olduğu, BM Genel Sekreteri’nin başkanlık ettiği iki toplantıda da günlük yaşamı olumlu etkileme potansiyeli taşıyan yeni geçiş noktaları ve ara bölgede solar enerji gibi konular başta olmak üzere anlamlı hiçbir konuda, hiçbir ilerleme kaydedilmedi.

New York toplantısına gidilene kadar bu konularda Sn. Tatar ile Sn. Hristodulidis arasında anlamlı hiçbir hazırlık da yapılmamıştı zaten. Bu arada belli ki “mülkiyet” konusunda Sn. Tatar “konuştu”. Karma evliliklerden doğan çocuklarımızın insan hakları gündem dahi olmadı.

“Müzakere olsun diye müzakere istemiyoruz, çözüm için müzakere istiyoruz”

Hani biz ‘müzakere olsun diye müzakere istemiyoruz, çözüm için müzakere istiyoruz’ diyoruz ya. Görüşme olsun diye görüşme yapıldı bir kez daha. Hem de en üst düzeyde. İki en üst düzeyde toplantının sonucunda bir tek yeni geçiş noktasının açılması dahi söz konusu olmadı.

‘Dağ hiç olmazsa fare doğuracak mı’ diye sormuştuk. Fare mare de doğmadı. Toplantı olsun diye toplantı yapıldı.
Hep söylediğim gibi işin tek iyi tarafı da o belki. Sonuçta masanın etrafındaki hiçbir taraf Kıbrıs sorunu ile ilgili diyalog ve diplomasinin kopmasını tercih etmedi.

Kahve dahi içilmeyen, yemek dahi yenilmeyen bir dönemden, hiçbir anlamlı sonucu olmayan, üst düzey toplantılar dönemine. Bir köprü… Nereye geçmek için?

Doğru zeminde, anlamlı ve samimiyetle çözüm üretmeye yönelik toplantılar dönemine geçiş köprüsü. Çünkü bölgede yaşananlar da, adada yaşananlar da çözümsüzlüğün çözüm olmadığını, çözüm olamayacağını herkese gösteriyor.

Çözümsüzlük koşullarında bütün ada ve adada yaşayan herkes adına egemenlik kullanan Kıbrıs Rum Liderliği. Hidrokarbonlarda da, güvenlikte de, enerjide de, deniz yetki alanlarında da, ticaret yollarında da bu böyle.

İki bölgelilik ilkesi es geçildiği için mülkiyette sorun yaşayan da, karma evliliklerden doğan çocuklarının hakları ihlal edilen de Kıbrıslıtürkler. Ekonomisi güneye kayan da Kıbrıslıtürkler.

İki eşit kurucu ortaktan biri olmasına karşın iradesi de, hakları da, özne olma pozisyonu da görmezden gelinen Kıbrıslıtürkler. Garantör ülke olmasına karşın Kıbrıs Rum Liderliği’nin güvenlik ve daha pek çok konu ile ilgili girişimlerinde görmezden gelinen Türkiye.

“Kıbrıslıtürkler vardır. Adada da, bölgede de öznedir”

Kıbrıslıtürkler vardır. Adadaki iki eşit kurucu ortaktan biridir. Adada da, bölgede de öznedir. Çözümden sonra iki eşit kurucu devletten birinin sahibi olacaktır. Kurucu devletlerin yetkisi dışında kalan hiçbir konuda iradesi dışlanamayacak, siyasi eşitlik temelinde belirleyici olacaktır. Eşit uluslararası statüsü teyit edilecektir.

Çözüme kadarki devrede de yok sayılamayacak, iki eşit kurucu ortaktan biri olarak statüsü görmezden gelinemeyecek, hakları ihlal edilemeyecektir.

Kısacası, sıfır diplomasiden, görüşme olsun, diplomasi ve diyalog kopmasın denilerek anlamlı sonuç doğurmayan görüşmeler köprüsüne geçildi. Oradan da bu halkın haklarını ve eşit statüsünü koruyan anlamlı müzakere dönemine geçilecek.

Çözümsüzlük çözüm değildir ve Kıbrıslıtürklerin çözüm iradesi vardır. Kıbrıslıtürkler diplomasiden, diyalogtan, masadan, müzakereden kaçan taraf olmayacaktır. Görüşme olsun diye görüşme, müzakere olsun diye müzakere söz konusu değildir. Çözüm için samimiyetle masada olunacaktır”













Başa dön tuşu