
Atanmış hükümet ile Türkiye Cumhuriyeti hükümeti arasında imzalanan “İlahiyat Koleji Yapımı” protokolünün onaylanmasına ilişkin yasa tasarısı ve bu tasarıya dair Hukuk, Siyasi İşler, Dışilişkiler ve Savunma Komitesi’nin raporu Meclis Genel Kurul’da ele alınıyor. Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Erkut Şahali, “Bu tür emrivakilerin hükümet marifetiyle normalleştirilmesinin dün olduğu gibi bugün de karşısında durmaya devam edeceğiz” dedi
Şahali: Yeni bir ilahiyat vakasıyla karşı karşıyayız
CTP Grup Başkan Vekili Erkut Şahali, komite sürecinde yaptığı değerlendirmede “yeni bir ilahiyat vakasıyla karşı karşıya olduklarını” belirterek, protokolün eğitim politikaları açısından taşıdığı risklere ve geçmişte yaşanan benzer tartışmalara dikkat çekti.

Şahali’nin tam açıklaması şöyle devam etti:
“Bu ülkede öncelikli ihtiyacımız öğrencilerin güvenilir sınıflarda, çağdaş, laik eğitim alabilmesinin önünü açmaktır”
“Yeni bir ilahiyat vakasıyla karşı karşıyayız ve yine ‘Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ mevzuatında değişiklik öngören bir uluslararası anlaşma Meclis’e gelmiş vaziyette. Ş
unu söylemek gerekiyor; Bu ülkede öncelikli ihtiyacımız öğrencilerin güvenilir sınıflarda, sağlıklı koşullarda, çağdaş, laik eğitim alabilmesinin önünü açmaktır.
“Eğitim altyapımızda 252 tane baraka mevcuttur”
An itibariyla mevcut milli eğitim altyapımızda 252 tane baraka mevcuttur. Bunu kimi zaman konteyner, kimi zaman prefabrik diyerek sıradanlaştırmaya çalışıyorlar. Bunların adı barakadır.
Yani yağmur yağdığı zaman gürültüden, güneş açtığı zaman sıcakta içinde durulamayan, bir sınıfta İngilizce dersi, diğer sınıfta müzik dersi yapılırken seslerin birbirine karıştığı bir durum şu anda normal kabul ediliyor ve bu ihtiyaçlar giderilecek yerde buna tamamen kayıtsız kalınıyor.
Ancak, en öncelikli konu olarak Mağusa’da da bir ilahiyat açılmasına ilişkin yasayı görüşüyoruz. Bu kabul edilir değildir.
Çünkü ilahiyat konusu çok kısa bir süre önce özellikle disiplin tüzüğü bağlamında toplumu çok germiş, sadece germekle kalmamış, bölmüş, kutuplaştırmış ve günün sonunda yargı marifetiyle raydan çıkan işlerin rayına konulabilmesi amacıyla bir uyarı ortaya çıkmıştı.
“Kıbrıs Türk halkı hiçbir biçimde çağdaş eğitim düzeninden ödün vermeyeceğini hükümete anlatabildiğini düşünüyordu”
Kıbrıs Türk halkı bu bağlamda hiçbir biçimde çağdaş laik demokratik eğitim düzeninden ödün vermeyeceğini hükümete anlatabildiğini düşünüyordu.
Ama belli ki bu başarılamamış. Hala Sultan İlahiyat Koleji mevcut eğitim kurumlarımız içerisinde bir fark olarak orada duruyor ve eğer gerçekten ihtiyaç analizine bağlı olarak bu konuda hareket ediliyorsa, Hala Sultan İlahiyat Koleji’nin kapasitesinden yararlanmayı sağlayacak tedbirleri almış olmak yeterliydi.
Ama bunun yerine yaygınlaşalım, sahayı işgal edelim ve tırnak içinde ‘bu seçenek öğrencilerimize sunulsun’ deniliyor. Bu doğru bir yaklaşım değildir.
“İlahiyat kolejinden çıkanlar toplumun ihtiyaçlarına yanıt veremeyecek kadar az mı?”
Biz İlahiyat Koleji’nde bu ülkenin ihtiyaç duyacağı din insanlarının yetiştirilmesi gibi bir hedeften haberdarız. Bu ihtiyaç Hala Sultan İlahiyat Koleji ile karşılanamıyor mu? Din insanları dini meselelerle alakalı görev üstlenecekler.
İlahiyat kolejinden çıkanlar toplumun ihtiyaçlarına yanıt veremeyecek kadar az mı? Ve tam anlamıyla Mağusa’da da böylesi bir okul açmanın gereği hangisidir? Okul açmış olmak mı? İlahiyatla ilgili bir okul açmış olmak mı yoksa açmak zorunda kalmış olmak mı? Esas soru bu üçünden biridir. Hangisi olduğuna da hükümet karar vermeli ve bir cevap üretmelidir.
Çünkü şu anda okullarımızda sayısız problem varken daha bugün Mağusa’da Namık Kemal Lisesi’nin tamamlanmamış olması nedeniyle tüm veliler ayaktayken, tüm öğrenciler huzursuzken, tüm öğretmenler mesleğin gereğini layıkıyla yerine getirememekten şikayet ederken, Lefke’de daha bugün öğrencilerle, öğretmenlerle, okul, aile birliğiyle bakanlık karşı karşıya dururken, bakanlığın bu konuda hükümet olarak aslında somut bir irade geliştirip kararlılıkla ilerleyemediğini gördüğümüz bir ortamda başka başka eğitime dair meselelerin gündeme taşınmasını biz samimiyetten uzak buluyoruz.
Ülkenin ihtiyaç duyduğu sınıf sayısı, öğretmen sayısı henüz karşılanamamışken yeni bir okulu Milli Eğitim Yasası’nın da dışına taşıyarak kurma girişimini bu ülkedeki eğitim ihtiyacına karşılık gelecek bir duyarlılık olarak değerlendirmemiz mümkün değildir.
“CTP olarak bu yasanın bugün burada konuşulmasını fazlasıyla lüzumsuz buluyoruz”
Dolayısıyla biz Cumhuriyetçi Türk Partisi olarak bu yasanın bugün burada konuşulmasını fazlasıyla lüzumsuz, gereksiz ve deyim yerindeyse konunun özünden uzaklaşılmış bir yaklaşımın ürünü olarak buluyoruz ve elbette destek olmayacağız.
Şunu açıkça ifade etmem gerekiyor. Hala Sultan İlahiyat Koleji’ndeki öğretmenler müfredat kendini bu ülkedeki eğitimin tamamından sorumlu, Eğitim Bakanlığı’na karşı doğrudan sorumlu hissetmiyor. Bu ülkede eğitimin tamamından sorumlu olması gereken makam Hala Sultan İlahiyat Koleji üzerinde yönetsel yetkileri olduğunu düşünmüyor. Bu kabul edilebilir bir şey değildir.
Ülke genelinde uygulanıyor olması gereken tek bir yasa ve ona bağlı bir müfredat olması gerekirken Halas Sultan İlahiyat Koleji başka bir ülkedeki başka bir eğitim kurumuymuş. gibi muamele görüyor ve buna bir de kardeş doğruluyor. Mağusa’ya yararı ne olacak? Bu ülkede 6 ilçe var. Örneğin, altı ilçe mi söz konusu olacak?
“Bu konuda hiçbir şekilde hoşgörülü değiliz”
Hedef de bu mudur olan? Ve gerçekten Hala Sultan’la ilgili o ilk adım atıldığında bize söylenen midir hala hedef? Kıbrıs Türk halkının ihtiyaç duyduğu din insanlarının yetiştirilmesi midir hedef?
Yoksa, dini eğitimin, dini temelli eğitimin, ki Milli Eğitim yasasına ve anayasaya kategorik olarak aykırıdır, normalleştirilmesine ilişkin adımlar mıdır sırasıyla gelmekte olanlar. Bizim görüşümüz budur. Bu konuda hiçbir şekilde hoşgörülü değiliz.
“Bu tür emrivakilerin hükümet marifetiyle normalleştirilmesinin dün olduğu gibi bugün de karşısında duracağız”
Bu ülkede laiklik, laik eğitim tercihli bir durum değildir. Anayasal emirdir ve anayasa çerçevesinde laik eğitimin bireylerin hakkı olduğu ifade edilmektedir.
Bunun dışında bir düzen de o anayasa hilafına geliştirilecek bir düzeydir. Dolayısıyla biz, bu tür emrivakilerin hükümet marifetiyle normalleştirilmesinin dün olduğu gibi bugün de karşısında durmaya devam edeceğiz.
Bugün bu konuda duyarlı bir yaklaşım falan beklemiyoruz. Mahcup bakışlarla yetineceğimizi de çok iyi biliyoruz. Ama bu mahcup bakışlar arasında dikkatle baktığımızda hoyrat bakışlar da görüyoruz. İşte bizim tedirgin olduğumuz kısım bu hoyratlıktır. Kıbrıs Türk halkıyla birlikte hareket etmekten geri durmayacağız. Bunun bu şekliyle bilinmesini istiyorum”




















