
Kıbrıs Türk Esnaf ve Zanaatkârlar Odası (KTEZO), iki ay önce tüm yasal engellerin kaldırılmasına rağmen on bini aşkın işletmenin çalışma izin işlemlerinin hâlâ yapılmadığını, üyelerin bürokrasi ve sıcak altında mağdur edildiğini vurgulayarak, bu durumun hem temel çalışma hakkını yok saydığını hem de kaçak ve usulsüz iş gücü akınını artırarak Kıbrıs’ın kuzeyine zarar verdiğini belirtti
KTEZO: On binlerce çalışanın, çalışma izni işlemleri 6 ay önce bıçakla keser gibi durduruldu
Yazılı açıklama yapan KTEZO, on binlerce çalışanın, çalışma izni işlemlerinin aylar öncesi (altı ay öncesi) bıçakla keser gibi durdurulduğunu kamuoyunun bildiğini belirterek, önceden bildirim yapmadan, apar topar alınan bir kararla, on binin üzerinde üye işletmenin ve bir o kadar daha başka işletmelerin daire daire, banka banka, polis derken, çalışma izin işlemlerini yapabilmeleri için, kaderleriyle baş başa bırakıldıklarını vurguladı.

Oda, “Sorumluluktan değil kaçmak, değil elimizi, ellerimizi taşın altına koymak, her sorunun, her açmazın, her krizin üzerine yapabildiklerimizin fazlasını yaparak yol almaya çalışıyoruz…” diyerek, bunların risk alarak çözülebileceğini ortaya koyduklarını, popülizm, yaranma, lafı geveleme, kişiye göre konuşmanın karakterleri haline gelmesine müsaade etmediklerini ifade etti.
KTEZO açıklamasına şöyle devam etti:
“Yeri geldi okul, yeri geldi üretim için kooperatifler, yeri geldi dayanışma, yeri geldi temizlik için seferber olmaktan kaçınmadık. Zaman zaman yorulduk ama özellikle umutsuzluğun yanı başımızdan geçmesine izin vermedik. Sıkıntıların pek çoğunu içimize attık, canımız sıkıldı, öfkelendik ancak vazgeçmek aklımızdan geçmedi.
Dolayısı ile tüm bu bürokratik işlemleri yapan da oldu yapamayan da oldu. Kendi elimizle “eziyet, işkence” dedikleri bu olsa gerek. Daha da önemlisi üye işletmelerimiz adına çalışma izin işlemlerini “yapmamız engellendiğinden” dolayı, ne denetim, ne ihtiyaç olup olmadığı ne de nitelik gözetilemez hale geldi.
Binlerce kaçak, usülsüz iş gücü akını ve bedelli insan kaçakçılığı herkesin gözü önünde devam etti, ediyor…
Bu süre zarfında üretilen tüm gerekçeleri, bahaneleri boşa çıkardık. Oda olarak yasadır, tüzüktür, protokoldür, kriterdir hepsini canla başla çalışarak yerine getirdik. Odaların üyeleri adına çalışma izin işlemlerini yapmaları için engel, pürüz, bahane, gerekçe ne varsa ortadan kalkmış durumdadır.
Buna rağmen tüm bu yasal çerçevenin oluşturulmasının üzerinden 2 ay daha geçti. Yine hareket yok, yine tık yok… İşkence, eziyet devam ediyor…
“On bini aşkın üye işletme kapı, pencere aşındırıyor, el etek öpmek zorunda kalıyor”
On bini aşkın üye işletme ve bir o kadar da başka işletme daire daire, banka banka sahra sıcakları altında çalışma izin işlemleri için yola çıkıyor, kapı, pencere aşındırıyor, el etek öpmek zorunda kalıyor.
Şimdi bizim ne yapılıyor, ne yapıyoruz diye sorma hakkımız yok mu? Bu yüzden de maalesef en temel insan hakkı olan çalışma hakkı yerle bir oluyor.
Olmuş , bitmiş, çerçevesi çizilmiş ve büyük bir sorunu çözmek için tüm hazırlıkları yapılmış işler bile yapılamıyor ve bedelini bu yüzden tüm ülke ödüyorsa…
Buna müsaade edemeyiz, etmeyeceğiz! Konuyu sorumluların bir kez daha dikkatine getirirken, kamuoyunun takdirine bırakıyoruz!”




















