Oyum Erhürman’ındır! Neden mi?

Crans-Montana’da gerçekleşen müzakere sürecinden sonra 2020 yılında Ersin Tatar’ın Cumhurbaşkanlığı koltuğuna atanması ile birlikte ayrılıkçı kanat tarafından “iki ayrı devlet politikası” ve “KKTC’nin tanınması” manifesto olarak belirlendi.
Bu tez aslında yeni keşfedilen bir tez değildi. Daha önce Denktaş döneminde de bu bir koz olarak masaya sürülmüş ve Kıbrıs’ta çözümsüzlük için sürece servis edilmişti!
Peki ama bu tez masaya her servis edildiğinde Kıbrıslı Türkler bu süreçten nasıl etkilendi?
Gelin birlikte bakalım.
Öncelikle ayrılıkçı kanadın iki ayrı devlet söylemi ile BM Güvenlik konseyi kararlarındaki federal çözüm modelleri nedir birlikte inceleyelim.
Federasyon, birden fazla devletin veya özerk bölgenin bir araya gelerek oluşturduğu, ortak bir anayasa ve merkezi bir hükümet altında birleştiği bir yönetim biçimidir.
Bu yapı, iç işlerinde özerk olan federe devletlerin (örneğin, eyaletler, kantonlar) bir araya gelmesiyle oluşur ve merkezi hükümet ile federe devletler arasında yetki paylaşımı bulunur.
Yani bu şu demek; Kıbrıs’taki iki toplum, bir devlet altında toplanacak, kendi içlerinde özerk ama iki toplumu ilgilenen konularda federal hükümetle görev bölümü yapacak.
Peki Ersin beyin iki ayrı devlet politikası nedir?
Ersin beye göre Kıbrıslı Rumlar ayrı bir devlet olarak kalırken, Kıbrıslı Türkler de KKTC çatısı altında tanınacak.
Tanınma tamamlandıktan sonra ise bazı konularda iş birliği görüşme mümkün olabilir.
Peki bu ayrılıkçı politikanın dünyada kabul görmesi mümkün mü?
Tabi ki HAYIR!
Neden mi?
En önde BM güvenlik konseyinin 570 sayılı kararlarında KKTC’nin ilanı uluslararası toplumda geçersiz sayılmış, yine 541 sayılı kararla da bu teyit edilerek Kıbrıs’ta bir çözüm bulunması çağrısında bulunulmuştur!
Yani KKTC’nin tanınması uluslararası olarak mümkün değildir.
Ama yine ayrılıkçı kanadın söylemleri ile Türk Devletlerinin KKTC’yi tanıyacağı ve KKTC’nin Türk Devletleri arasında yer alacağı çarşaf çarşaf medyada tellal edilmiştir.
Peki bu mümkün mü?
Mümkün olmamakla beraber zaten kısa süre önce Türk Devletlerini Teşkilatının üyeleri Türkmenistan, Özbekistan, Kazakistan ve Kırgızistan BM’nin 570 ve 541 sayılı kararlarını (yani KKTC’nin kurulmasının kınanması ve tanınmaması) maddesine bağlı kalacaklarını beyan etmiş ve Kıbrıs Cumhuriyeti’nde elçilikler açma kararı almışlardır.
Peki bunları okuduktan sonra sizce KKTC’nin tanınması mümkün müdür?
İmkansızın bile daha mümkün olduğu bu durum, Kıbrıslı Türklere ve Kıbrıs’ın Kuzeyine ne gibi zararlar veriyor?
Öncelikle Ersin beyin çözümsüzlük ve ayrılıkçı politikası, TMK da biriken yüzlerce davaya tepkisiz kalınması ve bunun yanında inşaat sektörüne “yapın da gorkmayın, ben arkanızdayım” çağrısı güneyin, zaten uluslararası alanda savaş suçu sayılan “kamu ve özel kişilerin mallarının yağmalanması” maddesini işleme sokarak, ilk etapta Kıbrıs’ın kuzeyindeki mallara inşaatlar yapıp satan ve buna aracılık eden şirketlere uluslararası alanda tutuklama emri çıkarmış ve bazılarını da tutuklamıştır.
Buna karşılık Ersin Tatar ve Kıbrıs’ın kuzeyindeki hükümet 5 Kıbrıslı Rum’u geçiş sırasında, birinin muhaceret işlemlerini yaptırmama, diğerlerinin ise buna yardım ve yataklık etme suçu ile tutukladı.
Elinde kimliği olan ve geçiş yaparken hiçbir sorunu olmayan şahıs niye kaçak geçmek istesin?
Aslında bu bir pazarlık ve karşılık politikasının düşünemeyen aklı!
Ya da planlamış bir politika belki de!
Geçişlerde 5 Kıbrıslı Rum’un tutuklanmasından buya güneyden kuzeye yüzde 14.08, kuzeyden güneye geçişlerde ise yüzde 6’lık bir azalma yaşanmış!
Toparlayacak olursak Ersin Bey aslında Kıbrıslı Türkleri bu yaptığı faşist uygulamalar, onay verdiği usulsüzlükler ve çözümsüzlük politikaları ile yeniden Sarayönü’ne hapsetmeye çalışıyor.
Ama Kıbrıslı Türkler buna izin vermeyecek!
Ben çocuklarına gelecek borçlu olan bir baba olarak buna izin vermeyeceğim!
19 Ekim’de Kıbrıslı Türklerin Toplum Liderliği sıfatı gerçekten taşıyacak, Kıbrıslı Türkleri yeniden Saray Önüne değil dünyayla buluşturacak ve herkesi kucaklayacak bir Cumhurbaşkanı’na oy vereceğim.
Tufan Erhürman’a oy vereceğim.
Ve son olarak şunu eklemek istiyorum.
Politikanın dışında kalmayın! Çünkü bugünkü politikasızlığınız yarın çocuklarınızın geleceğine mal olabilir.



















