
Özgür Gazete‘nin takip ettiği ve kamuoyuna duyurduğu; 5 Kıbrıslırum‘un yargılandığı davada ortaya çıkan ve Savcılığın, “anlaşmalı eczane“, “ilaç eksikliği” ve “eczaneler kapalıydı” savunması yaptığı, “hasta sanığa ilaçlarının verilmemesi” skandalı, farklı bir boyutuyla gündemde. Eczacılar, İçişleri Bakanlığı‘nın Merkezi Cezaevi için hangi eczaneyle anlaştığını, ilaçların cezaevine kaç paradan satıldığını sorguluyor, buna ilişkin sözleşmeyi talep ediyor
Gazetemiz kamuoyuna duyurmuştu
Hatırlanacağı üzere, Özgür Gazete geçtiğimiz gün 5 Kıbrıslırum’un yargılandığı Askeri Mahkeme’deki duruşmada gündeme gelen bir skandalı kamuoyuna duyurmuştu. Buna göre; sanıklardan 68 yaşındaki erkek A.K uzun zamandır sağlık problemleri yaşıyor ancak Mahkeme emrine rağmen hastalığına yönelik doktor kontrolünden geçirilmiyor ve tedavisi yapılmıyordu. Davanın son duruşması da sanığın hastalığı nedeniyle yapılamamıştı.

Olayı gündeme getirmemizin ardından nihayet hastalığına yönelik doktor kontrolünden geçirilen hasta sanığın bağırsak zarında iltihaplanma olduğu teşhis edilmiş ve hem tedavisi için ilaç reçete edilmiş hem de cerrahi servise yönlendirilmişti.
Ancak bu ilaçlar cezaevi yönetimi tarafından günlerce hastaya verilmemiş ve hasta cerrahi servisine de götürülmemişti.
Savcılığın savunması gerçekçi bulunmadı
Savunma avukatları konuyu bir kez de 13 günlük tutukluluğun istinaf kararının açıklandığı Mahkemede, Yüksek Mahkeme heyetine aktarmıştı. Heyet Savcılık’tan açıklama istemiş, Savcılık “O gün yetiştiremediler, ertesi gün de kandildi, tüm eczaneler kapalıydı. Cezaevinin anlaşmalı olduğu 1 eczane var, o da kapalıydı” şeklinde yapmıştı.
İşte bu savunma hem “nöbetçi eczane” uygulaması olan bir ülkede gerçekçi bulunmamış hem de eczacılar cephesinde tartışmalara neden oldu.
Meslek üyeleri gazetemize ulaştı: Kim bu eczane? Sözleşme nerede?
Gazetemize ulaşan meslek üyeleri, uzun yıllardır Merkezi Cezaevi’nin bağlı olduğu İçişleri Bakanlığı ile Eczacılar Birliği arasında böyle bir sözleşme veya anlaşma yapılmadığını belirten eczacılar, kimsenin bilgisi dahilinde olmayan bu “anlaşmalı eczanenin” hangi eczane olduğunu soruyor ve ilaçların devlete kaç paradan satıldığını da öğrenmek istiyor.
Cevaplanması gereken sorular
Bu arada; Kıbrıs Türk Eczacılar Birliği Yasası gereği; “Eczaneler reçeteli ilaç temininde sözleşme yaparken perakende satış fiyatı üzerinden en fazla yüzde 10 oranında indirim uygulayabiliyor ve yapılan sözleşmenin bir sureti mutlaka birliğe ibraz edilmek zorunda”
Tüm bu bilgiler ışığında ise ortaya şu sorular çıkıyor;
1. Merkezi Cezaevi’nin ilaç temini için hangi eczane ile sözleşme veya anlaşma yaptığı Eczacılar Birliği’ne ibraz edildi mi?
2. Eğer sözleşme varsa; Eczacılar Birliği Yasası’nda öngörülen düzenlemelere ve kurallara uygun mudur?
3. Sözleşme Birliğe sunulmamışsa, bu durum yasal bir ihlal değil midir?
4. Eğer ortada hiçbir yazılı sözleşme veya anlaşma yoksa, savcılığın mahkemede dile getirdiği “eczane ile anlaşma” iddiası nasıl açıklanacaktır?
5. Kandil günü eczaneler saat 13:30’a kadar açık olmasına rağmen, “eczaneye üç gündür ulaşılamadığı” yönündeki savunma gerçekleri yansıtmakta mıdır?
6. Kıbrıs Türk Eczacılar Birliği, bu iddialar ışığında gerekli araştırmayı yaparak sonuçlarını kamuoyu ile paylaşacak mıdır?
7. Eğer iddialar doğruysa, Eczacılar Birliği’ne ibraz edilmeyen bir sözleşme veya anlaşma için yasal işlem başlatılacak mıdır?
8. Savcılığın mahkemede yaptığı savunma gerçeği yansıtmıyorsa, bu durumda kamuoyuna nasıl bir açıklama yapılacaktır?
9. Cezaevi aracılığıyla mahkumlar için temin edilen ilaçların miktarı ve bedelleri bu vesile ile şeffaf biçimde açıklanmak zorunda değilmidir ?
10. Böylesine kritik bir durumda İlaç temin sürecinde usulsüzlük, kayırma veya haksız kazanç da ne yazık ki kamuoyunun algısında yer etmiştir. Tüm bunların olup olmadığına dair resmi bir araştırma yapılacak mıdır?



















