InstagramKıbrısManşetSiyaset

Erhürman: Yoğun biçimde dış temaslara geçiyoruz. 5 Aralık’ta Cuéllar’la görüşeceğiz







Cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından ilk resmi ziyaretini Ankara‘ya gerçekleştiren Tufan Erhürman, adaya döndü. Ercan Havalimanı‘nda açıklamalarda bulunan Erhürman, TC Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘la ana gündemlerinin, Kıbrıs sorunundaki son gelişmeler olduğunu belirterek, sırada yoğun dış temasların olduğunu kaydetti

Erhürman: Önümüzdeki hafta Hristodulidis ve Holguín ile görüşmeler olacak

Ankara’da gerçekleştirdiği bir dizi temasların ardından Ercan Havaalanı’nda basına konuşan Erhürman, görüşmelerde iki tarafın hassasiyetlerinde büyük ölçüde uyum olduğunu ve Kıbrıslıtürklerin siyasi eşitliğinin federasyonun temel şartı olduğunu yineledi.

Erhürman, önümüzdeki haftalarda Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis ve Birleşmiş Milletler (BM) temsilcisi Maria Angela Holguín ile yapılacak temaslarla sürecin yoğunlaşacağını belirtti.

Erhürman’ın tam açıklaması şu şekilde:

“Erdoğan’la ana gündem Kıbrıs sorunundaki son gelişmelerdi”

“Biliyorsunuz, dün akşam itibarıyla Ankara’ya vardık. Bugün sabah Anıtkabir ziyaretiyle başladık. Daha sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Başkan Sayın Numan Kurtulmuş’u ziyaret ettik ve bir görüşme gerçekleştirdik. Onun ardından Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan ve heyetiyle bir görüşmemiz oldu.

Son olarak da Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve heyetiyle bir araya geldik. Ana gündem, elbette, Kıbrıs sorunundaki son gelişmelerdi. Hepinizin bildiği gibi bu konuyla ilgili görüş alışverişinde bulunduk. Zaten seçim döneminde de, seçimden sonra da hep söylemiştik; Kıbrıs sorunuyla ilgili gelişmeler konusunda Türkiye Cumhuriyeti yetkilileriyle sürekli istişare içinde olacağız.

Bugün yapılan bu ziyaret, hem devlet geleneklerimiz doğrultusunda ilk ziyaretin Ankara’ya yapılması açısından hem de bu istişarelerin başlangıcı olması bakımından önemlidir. Bu istişareler yoğun bir biçimde devam edecek, bu konuda aramızda bir hemfikirlik var.

“5 Aralık itibarıyla, Cuéllar’la bir görüşmemiz olacak”

Büyük olasılıkla, bir aksilik olmazsa, gelecek haftanın ikinci yarısında Sayın Hristodulidis’le bir görüşmemiz olacak. Gün konusunda henüz netleşme yok. Ayrıca 5 Aralık itibarıyla, daha önce duyurulduğu üzere Sayın Maria Angela Holguín Cuéllar’la bir görüşmemiz olacak.

Bu arada daha önceden dile getirilmiş bir 5+1 ihtimali vardı; onunla ilgili de Ankara’da değerlendirme yapma şansımız oldu. Bizim açımızdan 5+1 süreci elbette değerlidir ancak arzu ederiz ki burada, Lefkoşa’da ve daha önce de söylediğim gibi bazı sonuçlara ulaşarak 5+1’e geçelim.

“İlk istişare süreci gerçekleştirildikten sonra, artık yoğun biçimde dış temaslara geçeceğiz”

Bizim yaklaşımımız zaten buydu, biliyorsunuz. Dolayısıyla devlet geleneklerimiz çerçevesinde Ankara ziyareti tamamlandıktan ve ilk istişare süreci gerçekleştirildikten sonra, artık yoğun biçimde dış temaslara geçeceğiz. Hassasiyetler noktasında büyük ölçüde bir yakınlık var aramızda.

Kıbrıslıtürklerin egemenlik haklarının ihlal edilmesi, Kıbrıs Türk halkının yok sayılması ve görmezden gelinmesi noktasında elbette ortak bir rahatsızlığımız var. Bu istişare sürecinin başlangıcını bugün gerçekleştirmiş bulunuyoruz.

Bundan sonra da bu konuda yoğun bir şekilde istişareler devam edecek. Buradaki görüşmelere, eğer olacaksa, yurt dışı temasları da eklenecek.

Sayın Erdoğan’ın açıklamasını yorumlamam çok doğru olmaz; üzerinde çalışılmış bir açıklama. Ancak benim konuşmamda ortaya koyduğum hususlar, seçim süreci öncesinde, sonrasında ve devamında sürekli olarak dile getirdiğim konulardır. Bu meselenin kilit noktası siyasi eşitliktir. Siyasi eşitliğin kabul edilmediği noktada görüşülen şey, bizim gözümüzde, bir federasyon olmaktan çıkar.

“Federasyonun olmazsa olmazı siyasi eşitliktir”

Çünkü federasyonun olmazsa olmazı siyasi eşitliktir. Bunun yanında bizim üç temel maddemiz daha var. Dolayısıyla Sayın Hristodulidis’in bu konulara nasıl yaklaşacağını önümüzdeki haftanın ikinci yarısındaki ilk toplantıdan görebileceğimizi düşünmüyorum. Zaten öyle bir beklenti de yüklemek istemem o toplantıya. Bu, bir ilk buluşma, ilk karşılaşma ve sürece dair ilk görüş alışverişi olacak.

Bizim ortaya koyduğumuz altı egemenlik hakkı alanı ve müzakerelere başlamak için bazılarının ‘ön şart’ diye adlandırmakta ısrar ettiği, ama bize göre çözüm metodolojisinin unsurları olan dört madde zaten önceden deklare edilmiştir. Seçim sürecinde değil, çok öncesinden beri ortadadır. Bizim durduğumuz yer, Sayın Hristodulidis’in de bildiği gibi, budur.

“Seçim sonrası dönemde bu dört maddeye ilişkin yoğun tartışmalar yaşandı”

Kıbrıs Rum basınından takip ettiğimiz kadarıyla seçim sonrası dönemde bu dört maddeye ilişkin yoğun tartışmalar yaşandı. Benim ‘maalesef’ dediğim kısım, bu tartışmalardaki çarpıtmalaradır. Yoksa tartışılmasını olumlu buluyorum, hatta bu tartışmanın devam etmesini istiyorum.

Bugün Sayın Cumhurbaşkanı’nın konuşmasında da, sizin dikkat çektiğiniz gibi, siyasi eşitliğin eşit egemenliğin bir şartı olarak konulması yerindedir. Zaten sorun da tam buradadır. Müzakerelerin tarihi bize gösterdi ki, uzlaşmazlığın temelinde de bu nokta yatmaktadır.

Dolayısıyla yeni başlayacak görüşme süreci için ön yargılı suçlama oyunlarına girmeyi doğru bulmam. Bizim derdimiz, müzakere etmek için müzakere etmek değil, çözüm için müzakere etmektir. Bu nedenle sabırlı, soğukkanlı ve kararlı olmak gerekir. Önce bir görelim; gelişmeleri Türkiye Cumhuriyeti ile istişare içinde değerlendireceğiz.

“Ankara’da son derece verimli, içeriğe dair kapsamlı görüşmeler gerçekleştirdik”

Ankara’daki basın toplantısındaki izlenimleri gözlemleme fırsatım olmadı, belki gözlemledikten sonra daha net yorum yapabilirim. Ancak şunu söyleyebilirim; son derece verimli, içeriğe dair kapsamlı görüşmeler gerçekleştirdik. Birbirimizden kopuk ya da taban tabana zıt görüşlere sahip değiliz. Başta da söylediğim gibi, hassasiyet noktalarımız aynı.

Kıbrıslıtürklerin adada iki eşit kurucu ortaktan biri olması temel hassasiyetimizdir. Görmezden gelinmeye çalışılmamız temel rahatsızlığımızdır. İzolasyonların üzerimizde sürmesi, ortak hassasiyetimizdir. Terminolojik farklar elbette devam ediyor, ancak süreç kendi dinamiğini yaratacak. İstişare devam edecek ve diğer taraflardan neler geldiğine bağlı olarak yol kat etmeye çalışacağız.

“Henüz yolun çok başındayız; bu nedenle hiçbir konuda olumsuz bir mesaj vermek istemem”

Henüz yolun çok başındayız; bu nedenle hiçbir konuda olumsuz bir mesaj vermek istemem, doğru da bulmam. Ön yargılı suçlamalara girmeyi de doğru bulmam.

Biz iş yapmak üzere geldik ve attığımız her adımda ortamın verimliliğini korumaya çalışarak yürümeye devam edeceğiz. Bu ilk istişareydi; bundan sonra çok daha yoğun biçimde devam edecek. Bu konuda da bir hemfikirlik var.

“Seçim öncesinde Türkiye’ye girişi yasaklanan Kıbrıslıtürkler konusunu da getirdim”

Seçim öncesinde Türkiye’ye girişi yasaklanan Kıbrıslıtürkler konusunu da getirdim. O gün de, yanlış hatırlamıyorsam ‘100 Gün’ toplantısında, ilk 10 gün içinde gündeme getireceğimi söylemiştim. Bu, ilk görüşmede olacak demekti ve bugün o ilk görüşme gerçekleşti. Dolayısıyla konuyu gündeme getirdim. Ancak o gün de söylediğim gibi, 10 günde çözeceğim demedim, 10 günde gündeme getireceğim dedim. Bundan sonraki süreçte görüşmeler devam edecek.

Toplantı öncesinde bu gündemi özel olarak bildirmedim, toplantı sırasında dile getirdim. Sonuçlara ulaşmadan önce kamuoyuna açıklama yapmayı doğru bulmuyorum; süreçlere zarar vermemek gerekir.

“İzolasyonların kaldırılması için mücadele etmeliyiz”

Bizim kaderimizi başkaları belirleyemez. Orada söylediğim şey çok netti; Buradaki çözümsüzlük bizden kaynaklanmıyor. En azından 2004’te ve 2017’de bunun bizden kaynaklanmadığını tüm dünya gördü.

Ancak çözümsüzlük sürerken, çözüm iradesini ortaya koyan Kıbrıslıtürklerin sporcuları, bilim insanları, akademisyenleri, kültür ve sanat insanları bedel ödüyor. Bir yerlere gidememek, etkinliklere katılamamak şeklinde bir bedel. Bu bizim kaderimiz değil. Böyle bir kaderi kabul etmiyoruz.

Bunun ortadan kalkması için mücadele edeceğiz. Bu da aslında izolasyonların kaldırılması için mücadele etmek anlamına geliyor.

Ancak izolasyonların kaldırılması için mücadele etmenin birinci şartı, çözüm iradenizin orada olmasıdır. Biz çözümü isteyen tarafız. Çözüm gerçekleşmiyorsa, bu bizim irademize rağmen oluyorsa, bedelini bizim değil, bizim insanlarımızın ödememesi gerekir. Söylediğim şey tam olarak budur”













Başa dön tuşu