
Kadından Yaşama Destek Derneği (KAYAD), Kıbrıs‘ın kuzeyinde doğan ve büyüyen ve hiçbir ülkenin vatandaşı olmayan 20 yaşındaki F.H’nin bu durumunun eğitim ve sağlık sistemine ve nüfus kayıt mekanizmalarına rağmen yıllarca tespit edilemediğine vurgu yaparak, “Özgürlüğün kısıtlanması son çare olmalıdır” dedi
KAYAD: Bu genç kadın, tüm yaşamı boyunca görünmez bir hayat sürmek zorunda kalmıştır
Yazılı açıklama yapan Dernek, Kuzey Kıbrıs’ta 20 yaşındaki bir genç kadının vatandaşlığı olmadığı gerekçesiyle cezaevine gönderilmesini derin endişeyle takip ettiklerini ve bu kararı kabul edilemez bulduklarını belirtti.
Açıklamada, “Bu genç kadın, tüm yaşamı boyunca hiçbir vatandaşlık hakkına erişemeden, görünmez bir hayat sürmek zorunda kalmıştır. Devletin görevi, belgeli ya da belgesiz fark etmeksizin ülkedeki tüm bireyleri tespit etmek, kaydetmek ve korumaktır” denildi.
“Peki ya okula gitmemiş olsaydı?”
Açıklama şöyle devam etti;
“Devlet, bu çocuğun vatandaşlığa sahip olmadığını fark edememiş; eğitim sistemine, sağlık sistemine ve nüfus kayıt mekanizmalarına rağmen bu eksiklik yıllarca tespit edilmemiştir.
Peki ya okula gitmemiş olsaydı? Bu durumda bugün hâlâ sistemin radarına girmeden yaşamaya devam ediyor olacaktı. Kaç çocuk ve kaç yetişkin aynı durumda hayatına devam ediyor? Bu soruların cevabı bilinmiyorsa ciddi bir kurumsal zafiyet vardır.
“Belediyeler ve muhtarların birlikte hareket ederek çocukları tespit etmesi gerekir”
Gayri meşru doğum damgası ve evlilik dışı çocuklara yönelik toplumsal stigma, bu gencin gerekli belgeleri almasını engellemiş ve yaşam boyu hak kaybına yol açmıştır.
Bir çocuğun vatandaşlığı, ebeveynlerin ilişki durumuna ya da birbirlerine bağımlılığına endekslenmemelidir. Birincil bakım veren ebeveynin, diğer ebeveynin onayına ihtiyaç duymadan çocukları kayıt altına alabilmesi gerekmektedir.
Ayrıca, ebeveynlerin bu sorumluluğu yerine getirmediği durumlarda, belediyeler ve muhtarların birlikte hareket ederek çocukları tespit etmesi, aileyi yönlendirmesi ve gerekli başvuruların yapılmasını sağlaması gerekir.
Bir çocuğun belgelenmemiş olarak büyümesi, ancak sistemlerin görmezden gelmesi ve toplumsal önyargıların birleşmesiyle mümkün olur.
“Özgürlüğün kısıtlanması, son çare olmalıdır”
Her şeyden önemlisi; Özgürlüğün kısıtlanması, son çare olmalıdır.
Kendi imkanları dahilinde olmadan işlediģi teknik bir suç dolayısıyla bir genç kadının cezaevine gönderilmesi, kişinin özgürlüğünün gereksiz ve insan hakkına aykırı şekilde kısıtlanması anlamına gelmektedir. Devletin asli görevi, çözüm üretmektir; cezalandırmak değil.
KAYAD olarak, bu genç kadının derhal güvenli bir alana alınmasını, vatandaşlık statüsünün ivedilikle düzenlenmesini, aynı durumda olabilecek diğer çocuk ve yetişkinlerin tespit edilmesi için kurumsal mekanizmaların devreye sokulmasını talep ediyoruz”




















