DünyaInstagramKıbrısManşetSiyaset

Kirli Üçgen ve Mafya Devleti: Türkiye-Kuzey Kıbrıs







Fransa’nın güçlü araştırmacı haber sitesi Mediapart, Türkiye ve Kuzey Kıbrıs’ta mafyalaşma süreçlerinin siyasi boyutlarını inceleyen çok önemli bir haber yayınladı. “Erdoğan’ın müttefiklerinin ürkütücü yüzleri: aşırı sağ ve organize suç: Kaçakçılık, kara para aklama ve kanlı hesaplaşmalar, mafya çevreleriyle, Cumhurbaşkanı’nın vazgeçilmez ortağı haline gelen aşırı sağ arasındaki bağları gözler önüne seriyor” başlığıyla dikkat çeken haberde özellikle aşırı sağ güçlerin yükselişi ele alındı

97’den beri MHP’nin başında olan Bahçeli, Erdoğan’ın vazgeçilmez müttefiki

1997’den beri Milliyetçi Hareket Partisi’nin (MHP) genel başkanı olan Devlet Bahçeli, 2017’den bu yana İslamcı-milliyetçi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın vazgeçilmez müttefiki.

Erdoğan hem MHP’nin yaklaşık yüzde 8’lik seçmen tabanına, hem de özellikle güvenlik güçlerinde, 40 yılı aşkın süredir yürütülen kadrolaşma stratejesi sayesinde devlet bürokrasisi üzerindeki etkisine bel bağlamış durumda.

Polis mezuniyetlerinde bozkurt işareti

Bu ittifakını oluşmasından bu yana polis okullarının mezuniyet törenlerinde bozkurt işareti giderek yaygınlaştı. Başparmakla orta ve yüzük parmağı birleştirilip işaret ve serçe parmak havaya kaldırılarak yapılan bu işaret Türk aşırı sağının totem simgesi ve 1970’lerdeki paramiliter gruplarının lakabı olan kurdu simgeliyor.

Ordu ve polisin özel kuvvetleri tarafından edilen yemin de aslında kendilerine “ülkücü” diyen Türk faşistlerinin “idealizm yemini”nden başka bir şey değil.

“İttifaktan sonra Bahçeli, ‘ülkücü‘ mafya patronlarının serbest bırakılmasını sağladı”

Bazı gerilimlere ve görüş ayrılıklarına rağmen Devlet Bahçeli, Erdoğan’ın otoriter gidişatına eşlik etmekte kararlı görünmekte. Bu otoriterlik aynı zamanda bir “mafyöz sapmayla” el ele ilerliyor.

Faşist kılıç ile İslamcı tespihin ittifakı, 1990’ların Türkiye’sine damga vuran aşırı sağ, organize suç ve güvenlik aygıtı üçgenini yeniden canlandırdı. Bunu bir dizi olay ortaya koyuyor.

Yılmaz, Şahin ve Çakıcı…

İttifakın kurulmasından hemen sonra Devlet Bahçeli, “ülkücü” büyük mafya patronlarının bir kısmının serbest bırakılmasını talep etti ve bunu sağladı.

Böylece, hapisten çıkar çıkmaz Bahçeli’ye koşup sık sık (parti fotoğrafçıları tarafından ölümsüzleştirilen) ziyaretler gerçekleştirerek teşekkür eden çete liderleri Kürşat Yılmaz ve Sedat Şahin serbest kaldı. Ülkenin en ünlü mafya babalarından Alaattin Çakıcı da, MHP liderinin ısrarıyla 2020’de tahliye edildi.

“Cübbeli Ahmet de biat etti”

Babası ve amcası 1980’de Türkiye komünistleriyle yaşanan çatışmalarda öldürülen Çakıcı’nın, istihbarat teşkilatlarıyla eskiye dayanan bağlarıyla övündüğü biliniyor. 1998’de Fransa’nın Nice kentindeki bir kumarhanede yakalandığında sahte isimle düzenlenmiş bir Türk diplomatik pasaportu taşıyordu.

2024 sonbaharında katı görüşleriyle bilinen İslamcı vaiz “CübbeliAhmet Hoca, Bahçeli’nin PKK ile barış görüşmelerinin yeniden başlatılmasına yönelik şaşırtıcı çıkışını kamuoyu önünde eleştirince Çakıcı onu kameraların canlı yayında kayıtta olduğu bir anda “ziyarete uğrattı”. Elini öperek ona biat eden vaiz de anında Bahçeli’nin çizgisine hizalandı.

“Uyuşturucu Güney Amerika’dan Avrupa’ya, oradan Akdeniz’de Mersin Limanı’na ve doğrudan Türkiye’ye…”

Mafya lideri; muhalefet liderlerini tehdit etmekten de 2007’de öldürülen ünlü Ermeni asıllı gazeteci Hrant Dink’in katiliyle cezaevinden çıkar çıkmaz kamuoyu önünde yan yana poz vermekten de geri durmamıştı.

Aşırı sağ ile mafya çevreleri arasındaki iş birliği, uyuşturucu ticaretinde de kendisini göstermekte. Afganistan’dan Avrupa’ya giden eroinin 1990’larda “ülkücülerin” kasasını doldurmasının ardından, bugün onların yeni “eldoradosu” kokain haline geldi.

Güney Amerika’dan temin edilen uyuşturucu, bu gruplar tarafından gemilerle Avrupa’ya taşınıyor, Akdeniz’in açıklarında denize bırakılıp başkaları tarafından toplanıyor veya özellikle Mersin Limanı üzerinden doğrudan Türkiye’ye sokuluyor, buradan Rusya’ya, Körfez ülkelerine ve kokainin dünya piyasasında en yüksek fiyata satıldığı İsrail’e dağıtılıyor.

Diplomatik plakalı araçta 206 kilo kokain…

Cezasızlığın işareti olarak bu gizli bağlar bazen apaçık sergileniyor. Güçlü Sinaloa kartelinin kurucularından Ismael Zambada García’nın grubuna bağlı olduklarını söyleyen (2024’te ABD makamları tarafından yakalanan) silahlı adamların İspanyolca konuştuğu bazı videolarda, bu kişiler, Türkiye’deki ve Suriye’nin kuzeybatı dağlarındaki yoldaşlarını selamlamak için faşist Türk marşları dinleyerek kendilerini kayda almıştı. Çok sayıda aşırı sağ gönüllü, Ankara’nın desteklediği Türkmen grupların yanında savaşıyor.

18 Temmuz’da, Bulgaristan–Türkiye sınırında diplomatik plaka taşıyan bir araç durduruldu. İçinde, Bulgar polisleri 20 milyon euro değerinde 206 kilo kokain ele geçirdi. Dikkat çekici biçimde, uyuşturucunun paketlerinden bazılarının üzerinde MHP’nin amblemi olan üç kırmızı hilal yer alıyordu. MHP, her ne kadar “her partide üyeliğini kişisel çıkarları için kullanan kara koyunlar bulunur” diyerek “komplodan” söz etse de bu durum büyük yankı uyandırdı.

Sinan Ateş cinayeti…

Yılın başında hastaneye kaldırılan ve aylarca kamuoyunun önünde görünmeyen Devlet Bahçeli’nin sağlık durumu olası haleflik tartışmaları nedeniyle parti içinde gerilime yol açıyor. Son aylarda iktidar mücadelesi çok sayıda fiziksel çatışmaya, hatta silahlı yaralanmalara kadar vardı. Çevreyi yakından tanıyan bir Türk gazeteciye göre her kesim, bu tür “vurucu” eylemler için farklı mafya klanlarının desteğine dayanıyor.

Henüz 2022’de, MHP’nin gençlik yapılanması sayılan “Ülkü Ocakları”nın eski genel başkanı Sinan Ateş’in öldürülmesi parti içindeki şiddetli iktidar mücadelesini, “aşırı sağ–yeraltı dünyası–güvenlik” birimleri ilişkilerini ve Türk yargısının işleyişindeki bozuklukları gözler önüne sermişti. Akademisyen kökenli Ateş, ideolojik ve kişisel anlaşmazlıklar nedeniyle Ülkü Ocakları yönetimi tarafından tasfiye edilmiş, ardından Ankara sokaklarında vurularak öldürülmüştü.

“Emri veren de uyuşturucu taciri”

Haziran 2025’te Ankara Bölge İstinaf Mahkemesi, bu cinayet davasında ağır hapis cezalarına çarptırılan 20 sanığın temyiz başvurusunu reddetti. Bunlar arasında yer alan, uyuşturucu satıcısı olan tetikçi, yine mahkûm edilen özel harekât polisleri tarafından Ankara’ya getirilmişti.

Emri veren kişi ise, Türk yargısı tarafından kimliği tespit edilip hüküm giymiş bir başka uyuşturucu taciriydi; resmi kayıtlarda 2013’te işlenen bir cinayet ile uyuşturucu ticareti, hırsızlık ve nitelikli fuhuş suçlarından aranıyordu. Bu kişi, İstanbul Maltepe’de uyuşturucu ticaretine karşı düzenlenen bir gösteri sırasında solcu eylemcilerin üzerine ateş açarak birini öldürmüştü.

Tüm tehditlere rağmen Sinan Ateş’in ailesi, gerçek azmettiricilerin mevcut Ülkü Ocakları yöneticileri ve MHP’nin Meclis sıralarında oturan isimler arasında aranması gerektiğini söylemeye devam ediyor.

Dosyanın diğer bir ayağında ise yargı Ekim’de katillere bilgi sızdırmakla ve dosyada yer alan farklı aktörler arasında aracı olmakla suçlanan kişilerle ilgili iki ayrı soruşturmanın birleştirilmesine karar verdi.

Ayşe Ateş, “Bu davanın kilit figürü Serdar Ökten’dir” demişti, Ökten öldürüldü

Bu kapsamda iki kişi gözaltına alınıp ardından adli kontrolle serbest bırakıldı: Ankara Cinayet Büro eski amiri, polis Mustafa Ensar Aykal ve 2023 seçimlerinde İstanbul’da MHP listesinden aday gösterilen avukat Serdar Ökten.

Ökten’in hikâyesi çarpıcı. Covid pandemisi sonrasında hafıza sorunları yaşadığını söyleyen Ökten, tutukluluğu sırasında hastaneye kaldırıldı. Burada, Sinan Ateş’in eşi Ayşe Ateş’in, cinayetin başlıca azmettiricilerinden olduğunu iddia ettiği, Ülkü Ocakları Genel Başkanı Ahmet Yiğit Yıldırım tarafından ziyaret edildi. Yıldırım’ın, tutukludan sorumlu infaz koruma memurlarıyla sohbet ederken çekilmiş fotoğrafları yayımlandı.

Ayşe Ateş, bu yılın başında yaptığı uyarıda, “Bu davanın kilit figürü Serdar Ökten; en çok konuşmasından korktukları kişi o” demişti. Ökten son dönemde sosyal medyada, elinde açıklayacağı önemli bilgiler olduğuna dair imalar içeren paylaşımlar yapmıştı.

Onun konuşmasından korkanlar artık rahat nefes alıyor. 5 Ekim akşamı, İstanbul trafiğinde sıkışmış haldeyken, otomobili birden fazla saldırgan tarafından tarandı ve Ökten direksiyon başında öldürüldü.

“Kara para aklama Kuzey Kıbrıs’taki casinolar üzerinden yürütülüyor”

Erdoğan’ın AKP’si ile MHP arasında kurulan “faustçu” ittifak, MHP’nin organize suçla bilinen yakın ilişkisine rağmen, iktidar çevrelerini sarsan yolsuzluk skandallarının çoğaldığı bir dönemde ortaya çıktı.

Ülke, sadece Türk değil yabancı suç örgütlerinin kirli parasının aklandığı bir merkez haline geldi. Denenmiş bir yöntem olan kumar üzerinden kara para aklama, hem çevrimiçi platformlar hem de Türkiye’de yasak olan kumarhanelerin cirit attığı, Kuzey Kıbrıs’taki “casinolar” üzerinden yürütülüyor.

Halil Falyalı öldürüldü, Sedat Peker konuştu

Kuzey Kıbrıs’ın “kumarhane kralı” olarak anılan Halil Falyalı, 2022’de öldürüldü. Ondan bir süre önce, firarda olan ve aşırı sağcı bir mafya lideri olarak bilinen Sedat Peker, Falyalı’yı organize suç örgütleri için yüz milyonlarca euro aklamakla ve Erdoğan’ın partisi AKP’den pek çok siyasetçiyi, ayrıca Kuzey Kıbrıs’ın Erdoğan ve MHP yanlısı Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ı finanse etmekle suçlamıştı.

“Devlet Bahçeli Kuzey Kıbrıs Cumhurbaşkanlığı seçim sonuçlarını reddetti”

ABD ve Avrupa Birliği tarafından finanse edilen uluslararası bir kuruluş olan Global Organized Crime Index, dünyada organize suçun gücünü ölçmeyi amaçlıyor. Kuruluşun 2025 raporunda Türkiye, incelenen 193 ülke arasında 10. sırada yer alırken, Fransa 56. sırada bulunuyor.

Raporda özellikle uyuşturucu ve insan kaçakçılığı konusunda yetkililerin kayıtsızlığı ve işbirliği eleştiriliyor; ayrıca, “muhtemelen devlet aygıtına nüfuz etmiş kişiler”i de içeren kara para aklaması tehlikesine dikkat çekiliyor.

Covid-19’a yakalanan Kuzey Kıbrıs Cumhurbaşkanı, neredeyse ulusal bir cenaze törenine dönüşen “kumarhane kralı”nın defin merasimine katılamadı; tabutu Türk ve Kuzey Kıbrıs bayraklarına sarılmıştı. Türkiye iktidarına fazlasıyla bağımlı görülen Ersin Tatar, 19 Ekim’deki seçimlerde sandıkta yenilgi aldı. Bu sonuç Devlet Bahçeli’yi memnun etmedi; seçimi tanımayı reddetti ve boşuna da olsa Kuzey Kıbrıs’ın Türkiye’ye ilhakını talep etti.

“Falyalı’nın muhasebecisi Cemil Önal öldürüldü”

İş insanının cenazesinde bir kişi daha eksikti: Kendisini onun muhasebecisi olarak tanıtan ve patronunun ölümünden sonra Avrupa’ya kaçan Cemil Önal. Türkiye’nin talebiyle çıkarılan Interpol kararıyla Hollanda’da yakalanan Önal, Hollanda makamlarına yaptığı açıklamaların ardından iade edilmeden serbest bırakıldı.

Tutukluyken, organize suç ve yolsuzluk ağlarını inceleyen OCCRP adlı uluslararası gazetecilik konsorsiyumu tarafından 20 saat boyunca sorgulandı.

Nisan’da tahliye edilen Önal, Kıbrıs’ın kuzeyindeki medyaya, Falyalı’nın her ay 15 milyon euroya varan tutarlarla finanse ettiğini iddia ettiği Türk siyasetçilerinin isim listesi de dahil, “sarsıcı ifşaatlar” vadetmişti.

Ayrıca, Falyalı’nın Kıbrıs’taki lüks otellerde çektiği, Türk bürokrat ve siyasetçileri şantaj için kullandığı öne sürülen video kayıtlarından ve bunları geri almaya çalışan Türk istihbaratı MİT’ten söz ediyordu.

Türk muhalefet milletvekillerinin, anlatacaklarını dinlemek üzere kendisini ziyaret etmesini beklediği sırada, 2 Mayıs’ta Hollanda’nın Ryswick kentindeki bir otel kafesinin terasında vurularak öldürüldü. Tanıkların anlatımına göre Türkçe konuşan saldırganlar hâlâ yakalanamadı.

  • Yann Pouzols imzalı bu haberin Türkçe çevirisi, Özgür Gazete için Yavuz Baydar tarafından yapılmıştır 












Başa dön tuşu