
İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanları Derneği Başkanı Erkay Özgör, İş Sağlığı ve Güvenliği (Değişiklik) Yasa Önerisi‘nde, cezai sorumluluk açısından tüzel kişi işverenlerin neredeyse sorumlu tutulmadığına dikkat çekerek, yasanın bu haliyle geçmemesi gerektiğini vurguladı
Özgör: İşverenlere ilişkin cezai sorumluluk hükümleri ciddi hukuki boşluk içeriyor
Yazılı açıklama yapan Özgör, İş Sağlığı ve Güvenliği (Değişiklik) Yasa Önerisi’nde ciddi hukuki boşluk riski olduğunu söyleyerek, Cumhuriyet Meclisi tarafından halkın görüşüne açılan Y:Ö: 93/5/2025 sayılı önerinin, iş “kazaları” ve meslek hastalıklarında cezai sorumluluğu düzenlemeyi amaçladığının ifade edildiğine dikkat çekti.
Özgör, “Ancak öneride, özellikle tüzel kişi işverenlere ilişkin cezai sorumluluk hükümleri, mevcut haliyle ciddi bir hukuki boşluk yaratmaktadır” dedi.
“Öneriye göre; hapis cezaları yalnızca gerçek kişi işverenlere uygulanacak”
Özgör şöyle devam etti;
“Öneriye göre; hapis cezaları yalnızca gerçek kişi işverenlere uygulanacaktır, işveren tüzel kişi ise direktörün cezai sorumluluğu son derece sınırlı tutulacaktır.
Bu hususlar değerlendirildiğinde, tüzel kişi işverenlerde, bir başka ifadeyle işverenin bir şirket olması durumunda, hiçbir gerçek kişinin cezai olarak sorumlu tutulmaması şeklinde bir sonuçla karşı karşıya kalabileceğiz.
“Bu durum sorumluluğun fiilen ortadan kalkması riskini taşıyor”
Bu durum;
• İş kazalarında sorumluluğun fiilen ortadan kalkması,
• Denetim ve soruşturmaların sonuçsuz kalması,
• Cezai yaptırımların etkisizleşmesi,
• İş güvenliği kültürünün daha da zayıflaması
• Cezasızlık kültürünün yaygınlaşması gibi ciddi riskler yaratmaktadır.
Bu Yasa Önerisi, ölümlü bir kazada bile hiç kimsenin cezai sorumlu olmaması ihtimalini doğurmaktadır. Böylesi bir durum kabul edilemez.
Denetim eksikliği ve yapısal sorunlar
Yetkililere defalarca ilettiğimiz bir diğer önemli konu; Çalışma Dairesi bünyesinde İş Sağlığı ve Güvenliği için ayrı ve uzmanlaşmış bir birim kurulması ve Çalışma Dairesi’nin kurumsal kapasitesinin güçlendirilmesi gerekliliğidir.
Mevcut müfettiş sayısı yetersizdir ve bu nedenle ülkedeki işyerleri -özellikle yüksek riskli olan inşaat sektörü- etkin şekilde denetlenememektedir. Bugün birçok işyeri ve inşaat İSG hizmeti dahi almadan faaliyet göstermektedir.
Bu gerçeklik ortadayken;
• Belediyelerde yapılan işyeri yenileme işlemlerinde,
• İnşaat ruhsatı süreçlerinde İSG hizmeti zorunluluğunun getirilmesi gerekir.
Bizler bu alanda hizmet veren İSG Uzmanları olarak, ülkemizde daha sağlıklı ve daha güvenli bir çalışma yaşamının tesis edilebilmesi için, daha etkin bir denetim sisteminin ve daha kurumsal bir yapının oluşturulması gerektiğine inanmakta ve yetkililerle sürekli temasta bulunmaktayız.
Bizler bu konuda somut adımlar atılmasını beklerken, bugün maalesef işverenin sorumluluğunu zayıflatacak düzenlemeleri tartışmak zorunda kalıyoruz.
Oysa sürdürülebilir, caydırıcı ve etkin bir İSG sistemi için başka hususların yanısıra, işveren sorumluluğunun açık, net ve güçlendirilmiş olması şarttır.
Bütün bu belirttiğimiz hususlar ışığında, İş Sağlığı ve Güvenliği (Değişiklik) Yasa Önerisi’ni sakıncalı bulduğumuzu ve bu düzenlemeye karşı olduğumuzu kamuoyunun bilgisine getiririz”



















