Amerika’nın Pervasız Saldırıları 3. Dünya Savaşını Tetikler Mi?

Amerika günler önce bütün dünyayı şoke edecek, hatta dehşete düşürecek bir girişimle Venezuela’ya doğrudan müdahale edip, Venezuela devlet başkanı Maduro’yu kaçırdı, Amerika’ya götürdü…
Ben bunu tüm dünya için bir felaketin ilk alameti olarak tanımlıyorum.
Neden mi?
Bu şu demek oluyor aynı zamanda; canı isteyen ve gücü olan ülke, bir diğer ülkenin devlet başkanını istediği gibi alır ve istediğini yaptırır.
Uluslararası anlaşmalar, uluslararası hukuk, Birleşmiş Milletler… hiç biri de buna engel olamaz.
Yani güçlü, canı istediği zaman istediğini yapabilir!
Bu haklı kılınırsa, yarın Rusya Ukrayna devlet başkanını bir gecede yatağından alıp istediğini yapabilir!
Ya da Çin, Tayvan devlet başkanını!
İsrail, sırf Güney Afrika Uluslararası Adalet Divanı‘nda onu yargılattı diye Güney Afrika devlet başkanını yatağından alabilir mi? Ya da onu yargılayan yargıçları? Neden olmasın!
Bunlar daha “süper güç” olarak 21. yüzyılda öne çıkanlar. Ya daha orta ölçekli ülkeler de komşu ülkeden biraz güçlüyken buna yeltenirse?
Bu muhtemel bir 3. dünya savaşını tetiklemez mi?
Gelin geniş açıdan yeni düzen olarak adlandırılan bu tehlikeli süreci birlikte analiz edelim;
2. Dünya Savaşı’ndan beridir Amerika askeri silahlanma adına milyarlarca dolar harcıyor.
Ve bu askeri gücü ile de özellikle Sovyetler Birliği‘nin çökmesinden bu yana tek başına kabadayılık yaparak, daha güçsüz ülkeleri haraca keserek ve petrollerini şirketlerine kullandırarak milyarlarca dolar kâr ve ayrıca global bir güç elde ediyor.
Ama Irak ve Afganistan olaylarından beridir sahaya hiç inmemişti…
Genelde kendisinin finanse ettiği ülke ve örgütleri kullanarak, doğrudan sahaya inmeden uzun zamandır piyasaya müdahale ederken, geçen gün ilk kez doğrudan müdahale ile bir ülkenin devlet başkanını, sanki bir oyunmuş gibi bir gecede ülkesinde, yatağında tutuklayarak Amerika’ya götürdü ve tüm dünyaya da bunu bir başarı öyküsü olarak pazarlamak için mücadele veriyor…
Asıl niyetini de saklamıyor! Diyor ki; “Ben Venezuela’nın petrolünü kontrol edeceğim…”
Ve bununla da kalmıyor, diyor ki; “Kolombiya’da kendine dikkat etsin, Danimarka da!”
Yani onların başkanlarını da bir gecede alırım!
Kolombiya’dan sonra muhtemelen Küba ve tamamlayacağı bir daire ile tüm Güney Amerika!
Peki ya Danimarka? Grönland’ı vermezse onun da mı sonu bu olacak?
Trump onu da Maduro gibi açık bir şekilde tehdit ediyor!
Peki ABD ile Danimarka NATO’da birlikte değil mi?
Peki Danimarka’yı zaten tehdit eden bir NATO ülkesiyken, olası benzer bir süreçte kim koruyacak? Avrupa Birliği mi? Hiç Sanmam!
Yarın tehdit edilen Kanada’yı kim koruyabilecek?
Ya da Güney Kore ve Japonya’yı tehdit eden Kuzey Kore’yi kim durduracak?
Dünya kaça bölünebilecek?
Tam da diyorum ya, bu tehlikeli süreç 3. dünya savaşını tetikler mi?
1 ve 2. dünya savaşlarında da ülkelerin başında bu denli sosyopat liderler yok muydu?
Tam da bu yüzden dünya bir an önce ses vermeli ve uluslararası hukuk bir an önce işlemeye başlamalıdır!
Yoksa dünya ve insanlık yeni bir felaketle karşı karıya kalacak!



















