Hayret Ettiğimize Hayret Ettiğim Mandıra – KKTC Konuları

Güzide KKTC’mizde düzenli veya düzensiz aralıklarla ama mutlaka konuşulan, tepki çeken, mitinglerle protesto edilen konularımız vardır.
Bu konulara hayret ederiz, şaşarız, artık dursun, bitsin, nihayetlensin deriz.
Ve fakat asla durmaz, bitmez ve nihayetlenmez bu sorunlar. Şaşırır, hayret eder toplumuz bu olaylara, halbuki güneşin doğuşu ve batışı kadar doğal şeylerdir bunşar KKTC için.
İşte bugün sizlere hayret ettiğimize hayret ettiğim mandıra – kktc konularını derledim.
Çok daha fazlası olduğuna da eminim bu hayret edilesi konulara.
Değerli hükümetlerimizin, akıl yoksunluğu, rantasyonist ve indira gandist amaçlar ve/veya yandaşa, yoldaşa rant sağlamak maksatlarıyla aldığı ve yaptığı, pek çoğu absürt, bir çoğu hukuka aykırı, önemli bir bülümü de toplum vicdanını sızlatan kararlar ve icraatlar.
Bunlar saymakla bitmeyeceği, için detaya girmiyorum, haftalık liste bile normal bir ülkede 8 kere hükümeti düşürmeye yetecek miktardadır.
Üst düzey teknoloji ve mükemmel altyapıyla donanmış şehir içi ve şehirler arası yollarımızdaki bitmek bilmeyen kazalar.
Bu kazalara asla engel olmayan ve gelir getirici kozmetik önlem boyutundan daha ileriye gitmeyen çember girişindeki radar kontrolleri gibi göstermelik kontroller.
Trafik ile ilgili yasa yapan ama yaptığı yasa yandaşa dokununca taze mıçmış bebek gibi ağlayan şarlatan politikacıya hala daha hayret ediyor olmamız da lla ki ve muhakkak hayret ettiğimize hayret edilesi bir durumdur.
Sürekli olarak yapılan nüfusumuzu bilme talepleri, kara para, uyuşturucu, kadın ticareti ve organize suçların önlenmesi çağırıları ve tabii ki bunların artarak devam etmesi.
Ciddi toplumsal olaylarda, büyük kazalarda, günlük vaka i adiye haline gelen kurşunlamalar karşısında “bu böyle gitmez” , “boykot”, “artık değişim zamanı” “asalım keselim” diyerek şahlanıp uçmamız ve fakat üç gün sonra gerisin geri kıç üstü oturmamız. Bunlar yeniden yaşanana kadar mangala ve kebaba devam etmemiz.
Jünal Jüstel’in, Zikri Paltaoğlu’nun, Reyhan Çarıklı’nın ve tüm uvertür bakan ve politikacıların sıçındırık internet gazetelerinin abartılı manşetlerine çıkan, işkembeden atma demeçleri.
Gulumbra Sevenler Derneği heyetini veya Viskiyi Buzsuz İçenler Konseyini kabullerinde bilindik absürt ‘yapacayık, edeceyik, miş miş miş, muş muş muş’ ve olmazsa olmazımız bayrak inmez söylemleri.
‘Evet efendim, emredersiniz efendim’ repliği, işkembeden bol vaat ve torpilli istihdam ile siyaset yapan mevcut ekibin bu sihirli üçlü sayesinde yine ve yeniden seçilecek olmaları.
Olası bir kalıcı Kıbrıs anlaşmasında toprak verileceği sanki ilk kez duyulmuş gibi abidik gubidik tepkiler verilmesi.
Kuralları uygulamak ve denetlemekle yükümlü otoritelerin ilgili kuralları çiğnerken ve/veya suiistimal ederken görüntülenmeleri/belgelenmeleri.
‘Bu son dönemim’, ‘bir sonraki seçimde aday değilim’ diye ajitasyonlar yapan muhterem siyasetçilerimizin, Nesrin Topkapı ve Asena’yı gölgede bırakan çalkalamalarla ‘halkım beni istiyor’ veya ‘bu son defanın sonuncusunun sondan bir öncesidir’ diyerek tükürdüğünü yalaması ve halkı aptal yerine koyması.
Varlık sebepleri “icraat” pardon “ceplerini doldurmak” olan hükûmetin yancı koalisyon üyesi partilerinin düzenli aralıklarla hükümetten çekiliyoruz blöfü yapması ve bu blöfün her sonuç vererek ceplerin daha da dolmasını sağlaması. Hükümetten asla ve kat’a çekilmemeleri.
Her yaz mevsiminin olmazsa olmaz konuları, denizlere ücretsiz giriş ve yangın helikopteri alınması çağrıları, bunların asla gerçekleşmemiş ve gerçekleşmeyecek olması.



















