EkonomiInstagramKıbrısManşet

Gökçebel: Vergi dilimlerinin güncellenmemesi de bir teknik gecikme değildir







Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası (KTOEÖS) Genel Sekreteri Tahir Gökçebel, brüt asgari ücretin hayat pahalılığı oranında artırılmamasının; yalnızca asgari ücretle çalışanları değil, tüm çalışanları olumsuz etkileyecek sonuçlar doğuracağını kaydetti

Gökçebel: Hükümet bugüne kadar tek bir adım dahi atmamıştır

Yazılı açıklama yapan Gökçebel, İstatistik Kurumu’nun açıkladığı resmi verilere göre; Aralık 2025 aylık hayat pahalılığının yüzde 3,39 olarak, 2025 yılının ilk altı ayında ise yüzde 17,79, ikinci altı ayında da yüzde 21,66 artış kaydedildiğini hatırlattı.

Gökçebel, “Yıllık bazda hayat pahalılığı yüzde 39,45 düzeyine ulaşmıştır. Bu oran, çalışanların alım gücünün neredeyse yarıya yakın bir oranda eridiğini açıkça ortaya koymaktadır. Buna rağmen, Ocak ayında belirlenmesi ve yürürlüğe girmesi gereken gelir vergisi matrahları ile kişisel indirim tutarları konusunda hükümet bugüne kadar tek bir adım dahi atmamıştır” dedi.

“Önerilerimiz basına da yansımıştı”

Gökçebel şöyle devam etti;

“Bu suskunluk tesadüf değildir. Bu suskunluk; özel sektör, kamu, asgari ücretli dâhil olmak üzere tüm çalışanlardan daha fazla vergi alma tercihidir.

Bu tercih, verginin tabana yayılması, çok kazanandan daha çok vergi alınmaması politikasının sürdürülmesidir.

Sendikamız, 10 Kasım 2025 tarihinde, kamuda yetkili sendikalarla birlikte; gelir vergisi matrahlarının ve kişisel indirim tutarlarının düzenlenmesi, Göç Yasası’ndan kaynaklı sorunların çözümü ve diğer mali konulara ilişkin somut ve gerekçeli önerilerini Maliye Bakanlığı’na yazılı olarak sunmuştur. Bu öneriler basına da yansımış, kamuoyu açık biçimde bilgilendirilmiştir.

“Aradan haftalar geçmesine rağmen hükümet uyarı eylemimizi de yok saydı”

Ancak Maliye Bakanlığı, 27 Kasım 2025 tarihinde kamuda yetkili sendikalara ilettiği yazıyla; göç yasasından kaynaklı sorunların çözümü ve diğer mali konulara ilişkin taleplerimizi görmezden gelmiş, Gelir Vergisi Dilimleri ve İndirimleri, Kişisel İndirim Miktarı, Özel İndirim Oranı ve Kişisel İndirim Oranı başlıkları altında yer alan taleplerimizi ise ‘2026 yılı Bütçe Yasa Tasarısı’nın Meclis’ten henüz geçmemiş olmasını’ gerekçe göstererek ertelemiştir. Bütçe Meclis’ten geçmesine rağmen ise bugün hâlâ herhangi bir düzenleme yapılmamıştır.

Bu açık duyarsızlık karşısında sendikamız, kamuda yetkili sendikalarla birlikte 5 Aralık 2025 tarihinde Maliye Bakanlığı önünde protesto eylemi gerçekleştirmiş, lastik yakarak hükümetin çalışana yönelik bu adaletsiz ve bilinçli tutumunu teşhir etmiştir.

Bu eylem, çalışanların yoksullaştırılmasına karşı yapılmış açık ve net bir uyarıydı. Ancak aradan haftalar geçmesine rağmen hükümet bu uyarıyı da yok saymıştır.

“‘Destek ödemesi’ denilen miktar; asgari ücretli çalışanın gözünü boyamaktan öteye geçmeyecek”

Son olarak 9 Ocak 2026 tarihinde, asgari ücrete yüzde 21,66 yerine yüzde 18,39 oranında artış yapılması; yolsuzluk, hukuksuzluk, torpil ve rüşvet düzenini sürdürmek isteyen ve bu nedenle her fırsatta çalışanın cebine el atan aynı zihniyetin ürünüdür.

‘Destek ödemesi’ adı altında verileceği açıklanan miktar, asgari ücretli çalışanın gözünü boyamaktan ve algı yaratmaktan öteye geçmeyecek; çalışana kalıcı ve gerçek bir fayda sağlamayacaktır.

Aksine, brüt asgari ücretin hayat pahalılığı oranında artırılmaması; yalnızca asgari ücretle çalışanları değil, tüm çalışanları olumsuz etkileyecek sonuçlar doğuracaktır.

“Hükümet aslında fiilen kesinti yapmış olacak”

Örneğin; brüt asgari ücret üzerinden belirlenen kişisel indirim miktarı düşeceği için, asgari ücretli dâhil olmak üzere tüm çalışanlardan daha fazla vergi alınacaktır. Yine brüt asgari ücret esas alınarak belirlenen engelli maaşı gibi ödemelerde de hükümet, fiilen kesinti yapmış olacaktır.

Destek ödemesinin yalnızca asgari ücretlilere yapılacak olması ise; asgari ücretin biraz üzerinde maaş alan çalışanların, brüt maaşları daha yüksek olmasına rağmen net maaşlarının daha düşük kalmasına yol açacaktır.

Bu durum, çalışanları asgari ücrete doğru iten, ücret dengesini bozan ve çalışma barışını zedeleyen açık bir anomali yaratacaktır. Yerli istihdamı bitirecek sömürüyü artıracaktır.

“Maaş artışlarını daha bordroya girmeden almayı mı hedefliyorsunuz?”

Açıkça soruyoruz:

• Hayat pahalılığı yüzde 39’u aşmışken, vergi dilimlerini güncellemeyerek çalışanı bilinçli biçimde daha üst vergi dilimlerine mi itiyorsunuz?

• Asgari ücret üzerinde ayak oyunları yaparak, tüm yükü bir kez daha çalışanın sırtına mı bindirmeye çalışıyorsunuz?

• Devlet, sermayeye yine çalışandan kestiği kamu kaynaklarını aktarırken; sermayeden sendikalaşmayı, güvenceli çalışmayı ve toplu sözleşme hakkını talep ediyor mu?

• Maaş artışlarını daha bordroya girmeden vergi yoluyla geri almayı mı hedefliyorsunuz?

• Bu ülkeyi yönettiğini iddia edenler için bütçe disiplini neden her zaman çalışanın cebinden sağlanmaktadır?

“Vergi dilimlerinin güncellenmemesi de bir teknik gecikme değildir”

Kamusal alanlara yatırımın giderek azalmasına rağmen çalışanların vergi yükünün artırılması politikası bir sonuç değil, bir tercihtir. Dolayısıyla, vergi dilimlerinin güncellenmemesi de bir teknik gecikme değildir. Bu uygulama örtülü bir vergi artışıdır. Vergi adaletini ortadan kaldıran, sosyal devlet ilkesini ayaklar altına alan bu yaklaşım kabul edilemezdir.

Asgari ücrete, çalışanların alım gücünü koruyacak ve insanca bir yaşam sürmelerini sağlayacak oranda artış yapılmalı; 2026 yılı gelir vergisi matrahları ve kişisel indirim tutarları derhal açıklanmalı ve Resmî Gazete ’de yayımlanmalıdır.

“Hükümet alışanın cebinden kaynak yaratmayı seçti”

Düzenleme, 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren geçerli olacak şekilde uygulanmalı, çalışanların uğradığı kayıplar telafi edilmelidir. Vergi dilimleri, hayat pahalılığı karşısında otomatik olarak güncellenen bir yapıya kavuşturulmalıdır.

Ancak görüyoruz ki UBP-DP-YDP hükümeti, bir taraftan adanın yarısını rüşvet, torpil, yolsuzluk ve hukuksuzluk bataklığına sürüklerken; diğer taraftan çalışanı korumak yerine bilinçli bir tercihle sessiz kalmayı, çalışanın cebinden kaynak yaratmayı seçmektedir.

“Hükümet derhal istifa etmeli”

Bu tablo artık yalnızca bir ekonomik sorun değil, UBP-DP-YDP hükümetinden kaynaklı açık bir yönetim krizidir. Çalışanı yoksullaştıran, uyarıları dikkate almayan, sendikaların ve toplumun sesine kulak tıkayan bu anlayışın ülkeyi yönetme meşruiyeti kalmamıştır.

Bu nedenle hükümet derhal istifa etmeli ve toplumun önünü açmalıdır.

Sendikamız; üyelerimizin ve tüm emekçilerin haklarını korumak için mücadeleyi büyüterek sürdüreceğini, sendikal ve hukuksal tüm yolları kullanacağını kamuoyuna saygıyla duyurur”













Başa dön tuşu