
UBP-DP-YDP hükümeti, Yargıya müdahale etmek için Yasama’yı kullanmaya başladı. Yeşil Barış Hareketi Başkanı Doğan Sahir, Meclis komitesine getirilen bir yasa değişikliğinin, devam eden bir davanın hukuki dayanağını ortadan kaldırmak amacı taşıdığını ve bu değişikliğe Ulusal Birlik Partisi (UBP) milletvekilleri Yasemin Öztürk, Hasan Taçoy ve Hasan Küçük olumlu oy kullandıklarını söyleyerek, Savcılığa açık çağrıda bulundu; “Yasama’nın, yargı üzerinde baskı aracı olarak kullanılmasına izin vermeyin”
Sahir: Davanın konusunu doğrudan etkileyen yasa değişikliği
Yazılı açıklama yapan Sahir, Yeşil Barış Hareketi’nin, Meclis Hukuk Komitesi’ndeki “Alçak Orman Arazilerinin Devri ve İcarı (Değişiklik) Yasa Tasarısı”nın geçmişe ve ileriye dönük yaratması muhtemel tehditler ve gelişmeler vesilesi ile ilgili yayınladığı bildiride, KKTC‘de “hukuk devleti” ilkesinin ve “yargı bağımsızlığının” korunması adına, kamuoyuna açık ve belgeli bir durum karşısında; Savcılığı göreve davet etti.
Sahir, “Meclis komitesinde, 2022 yılından günümüze devam eden bir yargı sürecine konu olan ve 27 Ocak tarihi için günü alınmış bir dava varken; söz konusu davanın konusunu doğrudan etkileyen bir yasa değişikliği, Orman Dairesi’nin sunum dahi yapamadığı, bilimsel ve teknik hiçbir görüş alınmadan, gece saatlerinde oy çokluğu ile kabul edilmiştir” dedi ve şöyle devam etti;
“Yasa değişikliği, davanın dayanağı olan hukuki çerçeveyi geriye etkili biçimde değiştiriyor”
“Bu oylamada Ulusal Birlik Partisi milletvekilleri Yasemin Öztürk, Hasan Taçoy ve Hasan Küçük olumlu oy kullanmıştır.
Ortaya çıkan tablo şudur;
• Devam eden bir dava vardır.
• Yasa değişikliği, davanın dayanağı olan hukuki çerçeveyi sonradan ve geriye etkili biçimde değiştirme amacı taşımaktadır.
• Bu değişiklik, yargısal denetimi etkisizleştirme, hukuka aykırı işlemleri yasallaştırma ve mahkeme kararını boşa düşürme sonucunu doğurabilecek niteliktedir.
“Yasama yetkisi yargı üzerinde baskı aracı olarak kullanılıyor”
Bu durum, yasama yetkisinin yargı üzerinde baskı aracı olarak kullanılması, başka bir ifadeyle yargıya müdahale şüphesi doğurmaktadır.
Anayasa’nın hukuk devleti ilkesini, yargı bağımsızlığını ve kuvvetler ayrılığı esasını düzenleyen hükümleri uyarınca; devam eden yargı süreçlerini etkileyebilecek her türlü fiil, işlem ve tasarruf cezai ve anayasal sorumluluk doğurur.
Savcılığa açık çağrı
Bu çerçevede Savcılığa açık çağrımızdır:
1. Devam eden yargı sürecine rağmen yapılan bu yasa değişikliğinin amaç, zamanlama ve etkileri bakımından incelenmesi,
2. Yasama faaliyeti görüntüsü altında yargıya müdahale edilip edilmediğinin araştırılması,
3. Kamu gücünün menfaat sağlamak, hukuka aykırı işlemleri aklamak veya mahkeme denetiminden kaçırmak amacıyla kullanılıp kullanılmadığının tespiti,
4. Gerekli görülmesi halinde sorumlular hakkında re’sen soruşturma başlatılması.
“Savcılığı hukukun gereğini yapmaya davet ediyoruz”
Altını özellikle çiziyoruz; Bu çağrı, herhangi bir siyasi tartışmanın parçası değildir. Bu çağrı, hukukun üstünlüğünü, yargının bağımsızlığını ve kamu yararını koruma çağrısıdır.
Yargıya müdahalenin normalleşmesine, yasama çoğunluğunun mahkemeleri işlevsizleştirmesine ve hukukun araçsallaştırılmasına sessiz kalınması, telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğuracaktır.
Savcılığı, böyle bir yanlışın parçası olmamak için, Meclis komitesinde bu konu ile ilgili yapılacak olan son toplantıda yer almaya ve/veya bu ağır iddialar karşısında hukukun gereğini yapmaya davet ediyoruz.
Bu bir suç duyurusu niteliğinde açık çağrıdır ve kamuoyu önünde yapılmaktadır”



















