
Kıbrıs Türk Hekimler Sendikası (Tıp-iş), atanmış Başbakan Ünal Üstel‘in; “Grevlerin karşısında durduk” ve “Grev yapanlar için ilgili bakan ve bakanlar kurulu ilgili muameleyi yapmaktadır” sözlerine sert tepki göstererek, bu ‘üstenci’ dilin sadece kendilerini değil; doğrudan sağlık sistemini hedef aldığını vurguladı
Tıp-iş: Grevi kaldırmadık, halkımız için alan açtık
“Toplumsal Sorumluluk, Sendikal Kararlılık” başlığıyla yazılı açıklama yapan sendika, atanmış Başbakan Ünal Üstel’in, geçtiğimiz gün İskele’de sarf ettiği “Grevlerin karşısında durduk” ve “Grev yapanlar için ilgili bakan ve bakanlar kurulu ilgili muameleyi yapmaktadır” ifadelerini hayretle takip ettiklerini belirterek, Tıp-iş olarak, devlet ciddiyetiyle bağdaşmayan bu “muamele” diline ve demokratik haklarına yönelik tehditkâr yaklaşıma yanıtlarının net olduğunu kaydetti.
Sendika açıklamasında, “Halkımız bilmelidir ki” denilerek şu maddeler sıralandı;
• Grevi Kaldırmadık, Halkımız İçin Alan Açtık: Sendikamızın grevi askıya alma kararı bir geri adım değil; yasal çalışma talebimizi başlatmak, hastalarımıza hizmetin devamını sağlamak ve çözüm sürecine fırsat tanımak amacıyla alınmış sorumlu bir sendikal karardır. Biz, toplum sağlığını her koşulda siyasi tartışmaların üzerinde tutmaya devam ediyoruz.
• Anayasal Hak Lütuf Değildir: Grev, anayasal bir haktır. Bu hakkın kullanımı hiçbir makamın takdirine bağlı değildir. Demokratik hukuk devletinde hekimler idari baskıyla yönlendirilecek bir meslek grubu değil, toplumun sağlık güvencesidir.
• Masa Koşulludur ve “Son Durak” Değildir: Masaya çalışma barışını sağlamak, yasa taleplerimizi neticelendirmek ve sağlık hizmetini daha nitelikli hale getirmek için oturduk. Ancak bu sürecin devamı, hekimlerin onurunun ve haklarının korunmasına ve verilen sözlerin tutulmasına bağlıdır.
Değerli halkımız; bizler sizin sağlığınızın yanı sıra yolsuzluk ve hukuksuzluk iddialarıyla yoğunlaşan ülke gündemini saptırmamak ve bu tartışmaların üzerini örtmeye hizmet etmemek için masadayız.
“Bir uyarı ve bir taahhüt”
Buradan açıkça ifade ediyoruz; Hekimlerin demokratik haklarını baskıyla sınırlandırmaya yönelik girişimler ve ‘üstenci’ bir dille meslek onurunu yaralamaya kalkışmak, sadece bizleri değil; doğrudan sağlık sistemini hedef almaktadır.
Sağlık hizmeti siyasal gerilimlerin aracı hâline getirilemez. Sağlık, dönemsel siyasi söylemlerle değil, sürekliliği olan devlet politikalarıyla yönetilmelidir.
Açık uyarımızdır; Şayet baskıcı bir dil sürdürülür, verilen taahhütlerden geri adım atılır ya da grev hakkını kullanan üyelerimize yönelik hukuk dışı bir uygulama söz konusu olursa; sendikamız, sağlık hizmetinin sürdürülebilirliği, kamu hekimlerinin hizmet şartlarının iyileştirilmesi ve hekimlik onurunu korumak adına masadaki pozisyonunu terk etmekten kaçınmayacaktır.
Bizler görevimizin başındayız. Gözümüz ise verilen sözlerin, belirlenen takvimin ve hukukun üzerindedir. Toplumumuzun sağlığı için gösterdiğimiz bu yapıcı iradenin, bir ‘zayıflık’ olarak algılanması yapılabilecek en büyük siyasi hatalardan biri olacaktır.
Halkımızın desteği ve meslek onurumuzla, sürecin en kararlı takipçisi olmaya devam edeceğiz”



















