InstagramKıbrısManşetSiyaset

Üstel pes dedirtti: “Erhürman güven bunalımı algısı yaratmaya çalışıyor”







Atanmış Başbakan Ünal Üstel, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman‘a; halka ve sendikalara olduğu gibi, “müzakere edeceğiz” yalanını söylemesine ve hemen ardından Yasa Gücünde Kararname çıkarmasına rağmen, Erhürman’ı popülizmle suçladı. Kamu maliyesini boşaltan ve halkın cebinden kurtuluş planı yapan Üstel’in “hukukun üstünlüğüne” vurgu yaptığı açıklama, “devlet ciddiyetinden” de bahsetti

Üstel: Erhürman’ın açıklamasını esefle takip ettim

Yazılı açıklama yapan Üstel, Erhürman’ın, hayat pahalılığı ödeneğinin 9 ay süreyle durdurulmasını öngören ve hükümetleri tarafından yürürlüğe koyulan Yasa Gücünde Kararnameye ilişkin yaptığı açıklamanın; devlet ciddiyeti ve anayasal teamüllerle bağdaşmayan talihsiz bir açıklama olduğunu ve bu açıklamayı esefle takip ettiğini söyledi.

Üstel, “Devlet yönetimi, günübirlik siyasi kaygılarla veya popülist söylemlerle değil; ciddiyet, kurumlar arası asgari saygı ve her şeyden önemlisi hukukun üstünlüğü çerçevesinde yürütülür.Devlet geleneğimizin en temel kuralı şudur: Devletin dili yazıdır. Devlet işleyişi, resmi makamların kurumsal yazışmaları, yasal süreçler ve anayasal mekanizmalar üzerinden ilerler” dedi.

“Erhürman güven bunalımı algısı yaratmaya çalışıyor”

Üstel, Erhürman’la görüşmesinde; halka ve sendikalara olduğu gibi, “müzakere edeceğiz” yalanını söylemesine rağmen, Erhürman’ın açıklamasını, “Devletin ve toplumun birliğini temsil etmesi gereken en yüce makamın, kurumsal diyalog yollarını tüketmeden veya resmi hukuki itiraz mekanizmalarını işletmeden, sosyal medya üzerinden kamuoyuna mesaj vererek bir ‘güven bunalımı’ algısı yaratmaya çalışması yaptığını” iddia etti.

Üstel, “Sayın Erhürman’ın devletin resmi kanalları yerine Facebook’u tercih eden bu yaklaşımı, maalesef kendisinin hala Parti Genel Başkanı siyasi reflekslerinden kurtulamadığını ve tarafsız, kucaklayıcı Cumhurbaşkanlığı makamının ağırlığını tam anlamıyla içselleştiremediğini göstermektedir” dedi.

“Ağır ve tarihi bir sorumluluğumuz var”

Üstel şöyle devam etti;

“Sayın Cumhurbaşkanı açıklamasında, Meclis sürecinde yaşanan tıkanıklığın ardından hayat pahalılığı ödeneğinin durdurulması kararının Yasa Gücünde Kararname ile alınmasını ‘saklanarak yapılan bir işlem’ olarak nitelemiş ve bunun ‘güveni darmadağın ettiğini’ iddia etmiştir.

Bilinmelidir ki; hükümetimiz, küresel çapta yaşanan ve ülkemizi de derinden etkileyen ekonomik zorluklar karşısında, devletin mali yapısını ayakta tutmak ve kamu maliyesinin sürdürülebilirliğini sağlamak gibi ağır ve tarihi bir sorumluluk taşımaktadır.

Meclis zemininde yaşanan gecikmeler ve tıkanıklıklar karşısında, Anayasa’nın yürütme organına tanıdığı Yasa Gücünde Kararname çıkarma yetkisi, tam da bu tür acil, elzem ve kamu yararı gerektiren durumlarda devletin işleyişinin kesintiye uğramaması için vardır.

“Elini taşın altına koyan bir hükümet iradesi söz konusudur”

Ortada devletin kurumsal yapısından ‘saklanarak’ yapılan bir işlem değil; sorumluluk almaktan kaçınmayan, ülkenin yüksek menfaatleri için şeffaflıkla elini taşın altına koyan bir hükümet iradesi söz konusudur.

Hükümetimizin meclis iradesi ve Anayasa’nın tanıdığı yetkiler çerçevesinde çıkardığı bu kararname, tamamen yasaldır ve Anayasamıza uygundur.

Hukuk devletlerinde idari ve yasal işlemlerin denetim mercii sosyal medya mecraları veya kişisel profiller değil, bağımsız yargı organlarıdır.

“‘Devletin Başı’ sıfatını taşıyan makamın asli görevi kurumsal işleyişe saygı göstermektir”

Sayın Cumhurbaşkanı, şayet yürürlüğe giren bu kararnamenin anayasaya aykırılığı yönünde hukuki bir kanaat taşıyorsa, yapması gereken şey klavye başına geçerek kamuoyunda haksız bir infial ve endişe yaratmak değildir.

Hukuk ve anayasa düzeninin korunması, sosyal medyada siyasi polemikler üreterek değil, ancak anayasal kurumların ve hukuki yolların doğru işletilmesiyle mümkündür. Kurumlar arası çatışma yaratmak yerine, kuvvetler ayrılığı ilkesine, yargı yollarına ve devletin kurumsal işleyişine saygı göstermek ‘Devletin Başı’ sıfatını taşıyan makamın asli görevidir.

Bizler, halkımızdan aldığımız yetkiyle ve Anayasa’dan aldığımız güçle, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni bu zorlu süreçten çıkarmak ve refaha taşımak için kararlılıkla, şeffaflıkla ve hukuka bağlılık ilkesiyle çalışmaya devam edeceğiz. Bu ülke, hepimizin ortak değeridir; ancak bu değer, anayasal nizama, devlet ciddiyetine ve hukukun üstünlüğüne bağlı kalarak korunabilir”

Neler olmuştu?

UBP-DP-YDP Hükümeti, hazırladığı yasa tasarılarıyla, hayat pahalılığı ödeneğini 9 ay süreyle durdurmak istedi. Hükümet bu tasarı için son bir aydır her adımlarında olduğu gibi Orta Doğu’da devam eden savaşı gerekçe gösterdi.

Halktan tepki gören tasarılara karşı son yılların en büyük eylemi yapıldı, genel grev ilan edildi, binler Meclis’e buluştu, sendikalar öncülüğünde ses yükseltti.

Eylemde göstericilerin üzerine polis ve çevik kuvveti gönderen ve sert müdahale ettiren hükümet, “müzakere yapalım” dedi.

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman da Başbakan’ı görüşmeye çağırdı, itidal çağrısı yaptı. Üstel bu görüşmede Erhürman’a, tasarıları geri çektiklerini söyleyerek, “müzakere yapacağız” dedi.

Aynı şey sendikalara da söylendi, eylem askıya alındı. Ancak sabahın erken saatlerinde hükümet, Meclis’ten yasa olarak geçiremedikleri tasarıyı Yasa Gücünde Kararname ile geçirdi.

Erhürman yaşananlara tepki gösterdi.

Erhürman: Cumhurbaşkanı, “devletin başı”dır. Kayıtsız kalmayacak!













Başa dön tuşu