
Halkı günlerce coplatan, gazlatan, polise ezdiren atanmış Başbakan Ünal Üstel, “devlet ciddiyeti ve sorumluluğu gereği” diyerek, hayat pahalılığı ödeneğini durdurmayı öngören yasa tasarısının görüşülmesini ertelediklerini duyurdu. “Devlet ne sendikalarla ne de halkıyla bilek güreşi yapmaz” diyen Üstel’in kararında, sendikaların ve halkın direnişinin yanı sıra, hükümet ortağı vekillerin Genel Kurul’a katılmayarak nisaba destek vermeyeceklerini açıklamlarının da etkili olduğu düşünülüyor
Üstel: Küresel konjonktür, ekonomik dengeleri tüm dünyada derinden sarstı
Yazılı açıklama yapan Üstel, hayat pahalılığı meselesinin bugün sadece ülkenin iç dinamiklerinden doğan bir sorun olmadığını, içinde bulunduğumuz küresel konjonktürün, ekonomik dengeleri tüm dünyada derinden sarstığını belirtti.
Üstel, “Son dönemde uluslararası piyasalarda yaşanan dalgalanmalar, enerji fiyatlarındaki oynaklık ve özellikle bölgemizde yaşanan gerilimler hepimizi doğrudan etkilemektedir. İran merkezli gelişmeler ve ardından gelen süreç, her ne kadar zaman zaman kısa vadeli iyimserlik üretse de, bölgesel belirsizliğin hala güçlü şekilde devam ettiği açıktır” dedi.
“Amacımız; ülkemizin ekonomik dengesini ve geleceğini güvence altına almak”
Üstel şöyle devam etti;
“Böylesi bir ortamda, hiçbir ülkenin ekonomik kararlarını yalnızca iç hesaplarla alması gerçekçi değildir. Hükümetimiz de bu gerçeklikten hareket ediyor. Hükümet olarak hedefimiz nettir: Halkımızın alım gücünü korurken, ülkemizin ekonomik dengesini ve geleceğini güvence altına almak.
Meclis gündemindeki hayat pahalılığı düzenlemesi, bu hedef doğrultusunda hazırlanmıştır. Ancak gelinen aşamada, toplumun farklı kesimlerinde ortaya çıkan hassasiyetleri ve küresel ekonomik belirsizlikleri birlikte değerlendirmek zorundayız.
Bu çerçevede hükümet olarak, bölgemizde yaşanan gelişmeleri anlık değil, stratejik bir perspektifle takip ediyoruz.
Özellikle İran merkezli gelişmelerle birlikte Lübnan’da devam eden çatışmaları üzüntüyle karşılıyor; bölgede kalıcı bir ateşkesin ve istikrarın gecikmeksizin sağlanmasının artık bir tercih değil, zorunluluk olduğunu açıkça ifade ediyoruz.
“Hayat pahalılığına ilişkin düzenlemeyi bir sonraki meclis oturumuna erteleme kararı aldık”
Bilinmelidir ki böylesi bir jeopolitik ortamda, ekonomik kararları dar ve kısa vadeli hesaplarla almak sorumsuzluk olacaktır. Hükümet olarak, ülkemizin ekonomik istikrarını riske atacak hiçbir adımı popülist baskılarla atmayacağız.
Bu nedenle, hayat pahalılığına ilişkin düzenlemenin bu haftaki Meclis gündeminde ele alınmasını bir sonraki meclis oturumuna erteleme ve Meclis çalışmalarını, bölgedeki gelişmelerin seyrine göre yeniden takvimlendirme kararı aldık. Bu karırımızın önemli bir nedeni ise toplumsal gerginliği azaltmak uzlaşı ile çözüme katkı koyma fırsatı yaratmaktır.
“Bu adım herhangi bir kesimin baskısıyla atılmış bir karar değildir”
Bu karar, değişen küresel şartları doğru okuyarak daha güçlü, daha gerçekçi ve daha sürdürülebilir bir ekonomik model ortaya koyma iradesidir. Bölgede kalıcı istikrar sağlandığı ölçüde, biz de ilgili kesimlerle görüşerek hayat pahalılığı ve ekonomik düzenlemelerimizi aynı kararlılıkla ve daha sağlam bir zeminde hayata geçireceğiz.
Değerli halkım, müsterih olunuz ki bu adım herhangi bir kesimin baskısıyla atılmış bir karar değildir. Bu, devlet ciddiyetinin ve sorumluluk bilincinin bir gereğidir.
Bilinmelidir ki, bugün alınacak her ekonomik karar yalnız bugünü değil, yarının istikrarını da belirleyecektir. Diğer taraftan hayat pahalılığı meselesi yalnızca kamu maaşlarına ilişkin teknik bir düzenleme değildir; asgari ücretle geçinen vatandaşlarımızdan emeklilerimize, sosyal destek alan kesimlerden dar gelirli tüm hanelere kadar toplumun tamamını etkileyen kapsamlı bir yaşam maliyeti sorunudur.
“Kamu harcamalarında etkinlik ve tasarruf esas alınacak”
Bu anlayışla hükümet olarak eş zamanlı şekilde alım gücünü korumaya yönelik somut ve etkili adımlar atmaya devam edeceğiz.
Bununla birlikte, hayat pahalılığıyla mücadele yalnızca gelir düzenlemeleriyle değil; kamu maliyesinde disiplinin güçlendirilmesi, israfın önlenmesi ve sürdürülebilir gelir artırıcı tedbirlerin hayata geçirilmesiyle mümkündür. Bu doğrultuda, kamu harcamalarında etkinlik ve tasarruf esas alınacak, aynı zamanda ekonominin kayıtlı yapısını güçlendirecek ve devlet gelirlerini artıracak yapısal adımlar kararlılıkla atılacaktır.
Hükümetimizin yaklaşımı her zaman olduğu gibi açık ve nettir: Küresel kriz ortamında popülizmle değil, akıl ve sorumlulukla hareket edeceğiz.
“Devlet ne sendikalarla ne de halkıyla bilek güreşi yapmaz”
Tüm kesimlere çağrımız şudur: Devlet ne sendikalarla ne de halkıyla bilek güreşi yapmaz. Bu süreci bir güç mücadelesi alanına çevirmek yerine, ortak akıl zemini olarak değerlendirmek zorundayız.
Bu ülkenin geleceği hepimizin ortak sorumluluğudur. Biz bu süreci bir kriz olarak değil, küresel belirsizlikler içinde ülkemizi daha dirençli hale getirme fırsatı olarak görüyoruz. Halkımız müsterih olsun.
Bu hükümet, her zaman olduğu gibi, günü değil geleceği düşünerek karar almaya devam edecektir.
Hükümetimiz devletimizi sahiplenip hakımızı kucaklamaktadır. Halkımızın gayesi bizim gayemizdir”



















