
Liberal Demokrasi Hareketi (LDH), Beşparmak Dağları’ndaki Surp Magar Manastırı’na yapılması planlanan geleneksel hac ziyaretinin son anda iptal edilmesinin ciddi soru işaretleri yarattığına iaşret ederek, manastırın sadece dini bir yapı değil Kıbrıs’ın kültürel ve tarihi bir değeri olduğunu belirtti. LDH, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ile Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis‘in, ada genelinde dini ayinlerin düzenlenmesine yönelik ilk etapta altı aylık bir plan hazırlanması konusunda uzlaşı sağlanmasını olumlu karşıladıklarını da belirtti
LDH: İzin önce verildi, hazırlıklar yapıldı, son anda iptal edildi
Yazılı açıklama yapan LDH, Birleşmiş Milletler aracılığıyla aylar öncesinden yapılan başvurunun olumlu sonuçlandığının ilgili topluma bildirildiğine, organizasyon hazırlıklarının tamamlandığına ve ardından iznin geri çekildiğe işaret ederek, yaşananların “ciddi soru işaretleri yarattığını” ifade etti.
LDH açıklamasında, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ile Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis arasında gerçekleştirilen görüşmede, ada genelinde dini ayinlerin düzenlenmesine yönelik ilk etapta altı aylık bir plan hazırlanması konusunda uzlaşı sağlanmasını olumlu karşıladıklarını da belirtti.
“Din ve vicdan özgürlüğü temelinde öngörülebilir bir mekanizma oluşturulması yaklaşımı önemli”
Liberal Demokrasi Hareketi açıklamasında, dini ziyaretler ve ayinler konusunda koordinasyonun artırılması, sorun yaşanabilecek durumların son dakika kararlarıyla değil önceden iletişim yoluyla ele alınması ve din ile vicdan özgürlüğü temelinde daha öngörülebilir bir mekanizma oluşturulması yönündeki yaklaşımın önemli olduğu ifade edildi.
“Surp Magar uzun yıllardır bakımsız durumda”
LDH tarafından yapılan açıklamanın devamı ise şu şekilde:
“Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu’nun, iznin manastırın fiziksel durumu nedeniyle verilmediğine dair açıklaması, Surp Magar uzun yıllardır bakımsız durumda bulunan tarihi bir yapı olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.
Ancak tam da bu nedenle, Kıbrıslı Ermeni toplumunun son dönemde restorasyon için kaynak yaratmaya çalıştığı, bu yönde uluslararası destek arayışlarının sürdüğü ve söz konusu ziyaretin aynı zamanda bu sürece dikkat çekmeyi amaçladığı bilinmektedir.
“Surp Magar yalnızca bir dini yapı değil”
Eğer mesele gerçekten güvenlik ve yapısal risk ise, çözüm yasaklamak değil, ilgili taraflarla koordinasyon içerisinde kontrollü ve güvenli bir ziyaret zemini oluşturmak, hatta restorasyon çalışmalarına kurumsal destek sunmaktır.
Surp Magar yalnızca bir dini yapı değil, Kıbrıs’ın çokkültürlü tarihinin ve ortak hafızasının önemli parçalarından biridir.
Her yıl Mayıs ayının ilk Pazar günü İskenderiyeli Aziz Makarios adına düzenlenen yortuyla bağlantılı olarak ziyaret edilen manastır, 1974 sonrasında Kıbrıslı Ermeniler için erişilemez hale gelmiş ve zaman içerisinde harabeye dönüşmüştür.
“Toplumlar arası temas, güven ve kültürel mirasın korunması açısından önemli bir sembol”
Buna rağmen Mayıs ayı hac ziyaretleri 2007 yılında yeniden başlamış, bu durum da toplumlar arası temas, güven ve kültürel mirasın korunması açısından önemli bir sembol haline gelmiştir.
Tam da restorasyon arayışlarının sürdüğü ve kültürel mirasa yeniden sahip çıkılmaya çalışıldığı bir dönemde, son dakika alınan bu karar kabul edilemezdir.
Liberal demokrasi, farklı kimliklerin, inançların ve kültürel mirasların özgürce var olabilmesini savunur. Sürdürülebilir kalkınmayı ve toplumsal ilerlemeyi mümkün kılan kapsayıcılık anlayışı da buradan doğar.
Bu nedenle dini ve kültürel ziyaretler güvenlik merkezli reflekslerle değil, hak temelli, çoğulcu ve özgüvenli bir yönetim anlayışıyla ele alınmalıdır.
“Larnaka’daki Hala Sultan Tekkesi’ne yapılması planlanan toplu ziyaretin engellenmesi de aynı şekilde kabul edilemezdir”
Bu meseleye yalnızca tek taraflı yaklaşmak da doğru değildir. Kısa süre önce Larnaka’daki Hala Sultan Tekkesi’ne yapılması planlanan toplu ziyaretin Güney Kıbrıs makamları tarafından engellenmesi de aynı şekilde yanlış ve kabul edilemezdir.
Kıbrıs’ta dini mekânlara erişimin her iki tarafta da zaman zaman siyasi ve bürokratik engellere takılması, toplumlar arası güveni aşındırmaktadır.
Tam da bu nedenle bugün ihtiyaç duyulan şey, karşılıklı güven yaratıcı adımlardır. Kültürel miras alanları ve dini mekânlar, toplumları birbirinden uzaklaştıran güvenlik dosyaları değil, birlikte yaşam kültürünü güçlendiren ortak hafıza alanları olarak görülmelidir.
“Erhürman ile Hristodulidis’in bu konudaki uzlaşını son derece değerli buluyoruz”
Bu bağlamda bugün Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ile Kıbrıslı Rum lider Nikos Hristodulidis arasında gerçekleştirilen görüşmede, ada genelinde dini ayinlerin düzenlenmesine yönelik ilk etapta altı aylık bir plan hazırlanması konusunda uzlaşı sağlanmasını olumlu karşılıyoruz.
Özellikle dini ziyaretler ve ayinler konusunda koordinasyonun artırılması, sorun yaşanabilecek durumların son dakika kararlarıyla değil önceden karşılıklı iletişim yoluyla ele alınması ve din ile vicdan özgürlüğü temelinde daha öngörülebilir bir mekanizma oluşturulması yönündeki yaklaşımı son derece değerli buluyoruz.
Tabii bu yaklaşımın yalnızca açıklama düzeyinde kalmaması, somut ve karşılıklı adımlarla desteklenmesi gerekmektedir.
Bu çerçevede başta Dışişleri Bakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı olmak üzere ilgili tüm kurumları, kültürel miras ve dini ziyaretler konusunda daha koordineli, şeffaf ve kapsayıcı bir yaklaşım geliştirmeye çağırıyoruz.
Kıbrıs’ta yaşayan tüm toplumların kültürel ve dini mirasına karşılıklı saygı temelinde yaklaşılması, yalnızca geçmişe değil, geleceğe karşı da ortak sorumluluğumuzdur”



















