InstagramKıbrısSürmanşetYaşam

YBH: Doğaya sahip çıkmak geleceğe sahip çıkmaktır







Yeşil Barış Hareketi (YBH), 22 Mayıs Dünya Biyoçeşitlilik Günü dolayısıyla yayımladığı mesajında; Kıbrıs’ta atılacak her yerel adımın, yalnızca adanın değil, Akdeniz’in ve dünyanın geleceğine yapılacak bir katkı olduğunu vurguladı, “biyolojik çeşitliliğin korunmasının bir tercih değil, yaşamsal bir zorunluluk” olduğuna işaret etti. Örgüt açıklamasında, insan merkezli anlayışın, doğadaki diğer canlıların yaşam hakkını yok saydığını, kontrolsüz ve plansız müdahalelerin de doğa tahribatını endişe verici boyutlara taşıdığına dikkat çekti

YBH: Doğaya sahip çıkmak geleceğe sahip çıkmaktır

Yazılı açıklama yapan örgüt, doğa tahribatının yaşamın sonu olduğuna vurgu yaptı, “Doğaya sahip çıkmak geleceğe sahip çıkmaktır” dedi.

22 Mayıs Dünya Biyoçeşitlilik Günü’nde, bu yılın uluslararası teması olan “Küresel etki için yerel hareket” çağrısı doğrultusunda Kıbrıs adasının bugünkü gerçeklerinin yeniden altını çizmek gerektiğine vurgu yapılan açıklamada, “Kıbrıs; endemik bitki türleri, zengin deniz yaşamı, göç yolları üzerinde bulunan kuş popülasyonları, ormanları, sulak alanları ve hassas kıyı ekosistemleriyle Akdeniz’in en önemli doğal miras alanlarından biridir. Ancak bugün bu eşsiz biyolojik çeşitlilik ciddi bir tehdit altındadır” denildi.

“Kontrolsüz ve plansız müdahaleler, doğa tahribatını endişe verici boyutlara taşıdı”

Açıklama şöyle devam etti;

“Özellikle son yıllarda Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşanan kontrolsüz ve plansız müdahaleler, doğa tahribatını endişe verici boyutlara taşımıştır.

Kıyılar, deniz ekosistemleri, dağlık alanlar, ormanlar ve doğal yaşam bölgeleri; kısa vadeli ekonomik çıkarlar uğruna geri dönüşü zor biçimde yok edilmektedir.

Betonlaşma baskısı altındaki sahiller, tahrip edilen kıyı şeritleri, yapılaşmaya açılan doğal alanlar, taş ocakları, denetimsiz projeler ve çevresel planlamadan uzak uygulamalar; Kuzey Kıbrıs’ın ekolojik varlığını her geçen gün daha fazla tehdit etmektedir.

“İnsan merkezli ve tüketim odaklı yaklaşım, doğadaki diğer canlıların yaşam hakkını yok sayıyor”

Ne yazık ki ülke yöneticileri, uzun erimli ve bilim temelli çevre politikaları geliştirmek yerine; kısa vadeli ekonomik ve siyasi çıkarları önceleyen, doğayla uyumsuz, sürdürülebilir olmayan uygulamalara öncelik vermektedir.

Doğayı yalnızca tüketilecek bir kaynak olarak gören bu anlayış, biyolojik çeşitlilik açısından açık bir yıkım anlamına gelmektedir.

Daha da kaygı verici olan ise insan merkezli ve tüketim odaklı bu yaklaşımın, doğadaki diğer canlıların yaşam hakkını yok saymasıdır.

Oysa biyolojik çeşitlilik yalnızca insanların faydalanacağı bir “kaynak” değil; tüm canlıların ortak yaşam ağıdır. Bu ağın bozulması, yalnızca doğanın değil, insanlığın da geleceğinin tehdit altına girmesi anlamına gelir.

“Doğa koruma politikaları siyasi gündemlerin malzemesi yapılmamalı”

Kıbrıs’ta yaşanan çevresel tahribat; iklim krizinin etkilerini artırmakta, kuraklığı derinleştirmekte, tarımsal üretimi tehdit etmekte ve gelecek kuşakların yaşam hakkını riske atmaktadır. Bugün alınmayan önlemler, yarının telafisi mümkün olmayan kayıplarına dönüşecektir.

Yeşil Barış Hareketi olarak çağrımız açıktır:

– Doğa koruma politikaları siyasi gündemlerin malzemesi yapılmamalı.

– Bilimsel veriler temelinde uzun vadeli çevre planlamaları yapılmalıdır.

– Kıyılar, denizler, ormanlar, dağlık alanlar ve sulak bölgeler rant ve talan politikalarından korunmalıdır.

– Kuzey Kıbrıs’ta doğa tahribatına neden olan plansız yapılaşma ve ekolojik yıkım projeleri derhal durdurulmalıdır.

– Yenilenebilir, sürdürülebilir ve ekolojik yaşam politikaları kamusal öncelik haline getirilmelidir.

– Yerel yönetimler, sivil toplum ve halk doğa koruma süreçlerine etkin biçimde dahil edilmelidir.

– Çocuklara, gençlere ve yetişkinlete yönelik ekolojik bilinç eğitimleri yaygınlaştırılmalıdır.

Bugün Kıbrıs’ta atılacak her yerel adım, yalnızca adanın değil, Akdeniz’in ve dünyanın geleceğine yapılacak bir katkıdır. Çünkü biyolojik çeşitliliğin korunması bir tercih değil, yaşamsal bir zorunluluktur.

Doğaya rağmen değil, doğayla birlikte yaşamı savunmaya devam edeceğiz”













Başa dön tuşu