
Travma alanında çalışmalar yürüten ve psikiyatri uzmanı, klinik psikolog, gelişim psikoloğu, psikolojik danışman ve eğitimcilerden oluşan 10 kişilik Kıbrıs Travma, Afet ve Kriz Çalışma Grubu; bir okulda yaşandığı iddia edilen “istismar” olayı hakkında konuştu. Uzmanlar ortak açıklamalarında; bireysel travmanın toplumsal travmaya nasıl dönüşebileceğini, çocuklardaki belirtileri, çocuk koruma ilkelerini paylaştı
Bireysel travmadan toplumsal travmaya
Uzmanlar açıklamalarında; herkesi derinden üzen istismar iddialarına yönelik süreci yakından takip ettiklerini belirterek, amaçlarının; bu kritik ve hassas dönemde bu alandaki bilimsel bakış açısını gündeme getirmek ve toplumsal iyileşme sürecini desteklemek olduğunu söyledi.
Açıklamada, “Çocuk istismarı, sadece olayı yaşayan çocukların hayatını olumsuz yönde etkileyen bir durum değildir. İstismarın etkisi dalgalar şeklinde yayılır ve çocuğun çevresindeki diğer bireyleri (örneğin ebeveynlerini, okul çalışanlarını ve öğretmenlerini) ve tüm toplumu derinden etkiler. Çocukların istismar edilmesi toplumsal bir kriz durumudur” denildi.
Süreç içerisinde olayı doğrudan yaşayan çocukların travmatik bir olaya maruz kaldıkları için bedensel sağlıkları ve psikolojik iyiliklerinin bozulabileceğine işaret eden uzmanlar, olaya şahit olan veya maruz kalan çocuklarda da aşağıdaki zorlukların gözlenebileceğini kaydetti;
Okul ve akademik yaşam değişiklikleri
• Okul reddi ve devamsızlık: Çocuğun aniden okula gitmek istememesi, sık sık dersleri asması veya okuldan kaçması.
• Başarıda ani düşüş: Dikkat dağınıklığı ve odaklanma sorunları nedeniyle ders notlarının birdenbire hızla düşmesi.
• Belli alanlardan kaçınma: Tacizi gerçekleştiren öğretmeni hatırlatan durumlardan kaçınma.
Davranışsal ve sosyal değişimler
• Sosyal geri çekilme: Çocuğun arkadaşlarından, aile aktivitelerinden tamamen uzaklaşması ve odasına kapanması.
• Riskli ve kendine zarar veren davranışlar: Alkol, madde veya sigara kullanımına başlama, kendine zarar verme (kesikler vb.) veya intihar düşünceleri.
• Yaşına uygun olmayan cinsel bilgi/davranış: Akranlarına kıyasla aşırı, uygunsuz veya abartılı derecede cinsel içerikli konuşmalar, davranışlar ya da tam tersi cinsellikten aşırı ürkme.
• Öfke patlamaları ve saldırganlık: Durup dururken ortaya çıkan aşırı sinirlilik, isyankârlık veya okulda akranlarıyla kavga etme eğilimi.
Duygusal ve psikolojik göstergeler
• Yoğun suçluluk ve utanç: Erkeklik algısının zedelendiğini düşünerek kendini suçlama, güçsüz hissetme ve derin bir utanç yaşama.
• Duygu durumunda ani dalgalanmalar: Kalıcı bir çökkünlük (depresyon), kaygı, ani ağlama krizleri veya aşırı ürkeklik.
• Güven kaybı: Başta otorite figürleri olmak üzere tüm yetişkinlere karşı derin bir güvensizlik geliştirme.
Fiziksel ve psikosomatik belirtiler
• Açıklanamayan fiziksel şikâyetler: Tıbbi bir nedeni olmayan kronik karın ağrıları, mide bulantıları ve şiddetli baş ağrıları.
• Uyku ve iştah bozuklukları: Kâbuslar görme, uykuya dalamama ya da aşırı uyuma; iştahta ani kesilme veya aşırı yeme.
“Haberin ortaya çıkardığı öfke, belirli bir gruba yönelebilir”
Açıklama şöyle devam etti;
“Taciz edilen çocukların veya arkadaşlarının ebeveynleri olayla ilgili öfke, olanlara inanamama, yoğun üzüntü ve çocuğu koruyamamakla ilgili suçluluk hissedebilirler.
Bu duygular, intikam alma arayışına neden olabilmekte ve olayı daha da içinden çıkılmaz hale getirebilmektedir. Bazen, çevrenin tepkisinden çekinen aileler içine kapanabilir ve destek mekanizmalarına ulaşmada zorlanabilir.
Çocuk istismarının doğası gereği, toplumda güvensizlik, öfke ve kolektif bir çaresizlik hissi yaratabilir. Bu da toplumun psikolojik iyiliğini olumsuz etkiler.
Haberin ortaya çıkardığı öfke, belirli bir gruba yönelebilir ve bu şekilde istismarın sadece belirli gruplara özgü olduğu yanılgısına yol açar.
Bu durum çocuk istismarı ile ilgili mücadeleyi zayıf kılan en büyük engellerden birisidir çünkü sorumluluk almak yerine suçun başkalarına atılarak konudan uzaklaşılmasına neden olur. Çocuk istismarı hiçbir dil, din, ırk, cinsel yönelim veya sosyoekonomik statü ayırt etmeksizin her kesimde ortaya çıkabilir.
Bu bağlamda krizin daha fazla derinleşmemesi ve toplumsal iyileşmeye katkı sağlaması adına kurumları, ebeveynleri, kamuoyunu ve basın organlarını aşağıdaki sorumlulukları almaya devam ediyoruz.
Devlet kurumları ve sivil toplum kuruluşları
• Başta Milli Eğitim Bakanlığı, Sosyal Hizmet Dairesi, polis ve mahkemeler olmak üzere, tüm devlet kurumlarının, ilgili sendikalar, sivil toplum kuruluşları ve uzmanlarla iş birliği içinde tüm çocukların iyiliği için çalışması gerekmektedir.
• Bilimsel bakış açısının egemen kılınması ve uzmanlardan destek alınması kolaylaştırıcı bir etken olacaktır.
• Olayla ilgili tüm aşamalarda olaydaki çocukların ve ailelerinin kimliği gizli tutulmalıdır. Polis soruşturması ve mahkeme süreci bu açıdan dikkatle yürütülmelidir.
Ebeveynlerin dikkat etmesi gereken noktalar
• Güvenli Alan Sağlama: Çocukların konuşma ve soru sorma ihtiyaçları olduğunda, kendilerini güvende hissedebilecekleri, yargılayıcı ve sorgulayıcı olmayan bir ortam sağlanmalıdır. Hiçbir koşulda çocuklar ve aileleri suçlanmamalıdır.
• Etkin ve Sabırlı Dinleme: Çocukların anlatmak veya paylaşmak istedikleri konular sabırla ve sözleri kesilmeden dinlenmeli; onlara panik yansıtılmamalıdır. “Neden karşı koymadın?”, “Neden daha önce söylemedin?” gibi sorgulayıcı ve suçlayıcı sorulardan kesinlikle kaçınılmalıdır.
• Koşulsuz Kabul ve Güven: Çocuklara her koşulda inanıldığı, suçlu olmadıkları ve yalnız bırakılmayacakları açıkça hissettirilmelidir.
• Rutinlerin Bozulmaması: Çocuğun yemek ve uyku gibi temel günlük rutinlerinin sürdürülmesi destekleyicidir.
• Uzman Desteği: Tacize maruz kalan çocukların, okuldaki arkadaşlarının ve ailelerinin uzmanlara erişimi desteklenmelidir. Ebeveynler çocuklarına destek olmaya çalışırken kendi kaygı, korku ve öfkeleriyle baş etmekte zorlanabilirler; bu durum dikkate alınmalıdır.
Çocuk istismarı haberciliğinde etik gazetecilik kuralları
• Basın organlarının ve sosyal medya kullanıcılarının üreteceği içeriklerde şu etik sınırlara hassasiyetle özen göstermeleri yasal ve insani bir yükümlülüktür.
• Medya Etik Kurulu’nun mesleki gazetecilik ilkeleri tüm medyanın uyması gereken kuralları betimlemektedir.
• Özellikle istismara maruz kalan çocuğun, ailesinin ve tanıkların kimliğini, okulunu veya ikamet ettiği yeri doğrudan ya da dolaylı olarak ortaya çıkaracak hiçbir bilgi (isim baş harfleri dâhil) ve görseli kesinlikle paylaşmamalıdır.
Kamuoyunun bilinçlenmesi ve topluma düşen sorumluluklar
• İhbar ve Bildirim Yükümlülüğü: İstismar veya ihmal şüpheniz olduğunda, durumu ilgili yasal mercilere (Ör. Sosyal Hizmetler Dairesi veya oraya bağlı ALO 183 Sosyal Destek ve İhbar Hattı, Polis- Adli Şube) bildirmenin bir vatandaşlık görevi ve yasal zorunluluk olduğu bilinmelidir.
• Çocuk Odaklı Yaklaşım: Kurumların, okulların ve ailelerin bu tür kriz anlarında tamamen “çocuğun üstün yararını ve psikolojik iyiliğini koruma” odaklı hareket etmesi gerektiği bilinci yaygınlaştırılmalıdır.
Bizler, travma alanında çalışan uzmanlar olarak çocukların yaşadığı travmanın etkilerini azaltmak, iyileşme süreçlerine destek olmak ve toplumun doğru bilgilendirilmesini sağlamak amacıyla gerekli bilimsel psikolojik desteği sunmaya hazır olduğumuzu belirtmek isteriz. Çocukların güvenli bir dünyada büyümelerini sağlamak, hepimizin ortak sorumluluğudur.
Kıbrıs Travma, Afet ve Kriz Çalışma Grubu (a.)
Prof. Dr. Biran Mertan (Gelişim Psikoloğu)
Doç. Dr. Sülen Şahin (Psikolojik Danışman)
Dr. Ayşe Zeki (Çocuk ve Ergen Psikiyatristi)
Dr. Çağay Dürü (Klinik Psikolog)
Prof. Dr. Ahmet Güneyli (Eğitim Bilimci)
Yrd.Doç.Dr. Enil Afşaroğlu Eren (Klinik Psikolog)
Dr. Ekim Yetkili (Psikiyatri Uzmanı)
Uzm. Psk. Ziliha Uluboy (Gelişim Psikoloğu ve Klinik Psikolog)
Uzm. Psk. Duygu Karakulak Takvim (Gelişim Psikoloğu ve Klinik Psikolog)



















