
Halkın Partisi (HP) Genel Başkanı Kudret Özersay, gazetecilere 4 asgari ücret para cezası öngören, ödenmezse de icra ve hapislik yolunu açan yasa düzenlemesinin, hükümetin yargılamalarda kendilerine adeta ikinci bir dokunulmazlık yaratmak için yapıldığını söyleyerek hükümete, “O zaman Mahkemeleri de kamuya açık değil gizli oturum şeklinde yapın” diyerek seslendi. Özersay, bu düzenlemenin yeni sahte diploma yargılamalarının başlayacağı bir döneme denk getirilmesinin tesadüf olmadığını söyleyerek, hükümete geldiklerinde bu düzenlemeyi iptal etmenin boyunlarının borcu olduğunu vurguladı
Özersay: O zaman Mahkemeleri de kamuya açık değil gizli oturum yapın!
Sosyal medya hesabından açıklama yapan Özersay, “Bir kişi mahkeme önüne çıkıp yargılanacak ama o kişinin adını yazamayacaksınız, fotoğrafını koyamayacaksınız…” diyerek, yasanın değiştirildiğini, isimleri açık yazıp yayımlamanın 4 asgari ücret para cezasına çarptırılacağını, ödenmezse de hapis cezası alınacağını hatırlattı.
Özersay, “Madem ki bir kişinin yargılanması, mahkeme önüne çıkması kendiliğinden masumiyet karinesi halel getiren bir şeydir o zaman mahkemeler önünde yargılanmayı kamuya açık yapmayın, onu da kapalı, gizli oturum yapın değil mi?” dedi.
“Allah akıl izan versin size!” diyen Özersay, bir kişiye suçlu demedikten, suçu sabit olmadıkça suçu işledi gibi davranmadıktan sonra, zanlı, sanık denilen, “şu şu şu suçlardan itham edildi” denildiği sürece masumiyet karinesinin niye zarar göreceğini sordu, “Sizin derdiniz başka, çok belli!” dedi.
“Bu yasa yargı süreçlerinde kendilerine ikinci bir dokunulmazlık kalkanı yaratma girişimidir”
Bu yasanın basın özgürlüğünü; halkın haber alma özgürlüğünü ölçüsüz şekilde kısıtlayan bir düzenleme olduğuna vurgu yapan Özersay, demokratik ülkelerde bu türden kısıtlayıcı düzenlemelerin kabul edilemez olduğunu, basın mensuplarının masumiyet karinesine halel gelmeyecek bir dil kullanmaya dikkat ettikleri sürece masumiyet karinesinin korunacağını kaydetti.
Özersay, “Bu yapılan yasa yolsuzlukların, hırsızlıkların, rüşvetin ve sayısız rezilliğin yaşandığı bu dönemin ertesinde bugün görevde olan siyasilerin ve üst düzey bürokratların yargı süreçlerinde kendilerine adeta ikinci bir dokunulmazlık kalkanı yaratma girişimidir. O nedenle bugünden net şekilde vurguluyorum: Göreve geldiğimizde bu düzenlemeyi derhal değiştirmek boynumuzun borcudur” dedi.
“Cumhurbaşkanı’nın yasayı Anayasa Mahkemesi’ne göndermesini beklerdim”
Özdrsay şöyle devam etti;
“Cumhurbaşkanı bu yasa tasarısını Meclise bir daha görüşülmek üzere geri gönderirken bu yasanın neden sorunlu olduğunu gerekçeli şekilde izah etmişti. O gerekçeleri düşündüğümde, UBP-DP-YDP bu yasada aynen ısrar edince Cumhurbaşkanının bu yasayı Anayasaya uygunluk bağlamında görüş almak üzere Anayasa Mahkemesi’ne göndermesini beklerdim ama maalesef sayın Cumhurbaşkanı da doğru bulmadığı bu yasayı imzalayıp yürürlüğe girmesinin önünü açtı.
Evet ikinci kez geri gönderemezdi ama Anayasamıza göre Anayasa Mahkemesi’ne yasa yürürlüğe girmezden önce gönderebilir ve Anayasaya uygun olup olmadığıyla ilgili görüş alabilirdi.
Halen daha bu yasanın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 90 gün içerisinde sayın Cumhurbaşkanı Anayasamıza göre Anayasaya aykırılık bağlamında iptal davası açabilir.
“UBP-DP-YDP muhalefetin bu halinden cesaret buldu…”
Bu düzenlemenin ilk hali Meclis Komitesinden görüşüldüğünde maalesef ana muhalefet partisi CTP’nin de oybirliği ile evet demesiyle komiteden geçti ve Genel Kurul’a geldi. Genel Kurul’da muhalefet tavrını değişti ama maalesef belli ki UBP-DP-YDP muhalefetin bu halinden cesaret buldu…
Üstelik bu düzenleme tam da sahte diploma davaları yoğun şekilde başladığı bir dönemde yürürlüğe konuldu. Sadece bu ay 10 tane sahte diploma aldığı iddiasıyla yeni yargılamaların olacağı bir ay olacak.
Aynı zamanda 10 Haziran tarihinde Ağır Ceza Mahkemesinde aylardır takibini yaptığımız UBP eski kadın kolları başkanının itham edilmesi süreci başlayacak, en azından öyle öngörülüyor. Şimdi bütün bunlar bir araya getirildiğinde böyle yasakçı bir adım atıması tesadüf olabilir mi? Hayır kesinlikle değil ama bunu yanlarına bırakacak değiliz, bu devran elbet dönecek, az kaldı! Seçim ola hayrola”



















