InstagramKöşe Yazarlarımız

Çok Devrimciyiz Ama Biraz Meşgulüz







İnsan bazen dönüp etrafına bakıyor ve şu soruyu sormadan edemiyor;

Bir fikri ayakta tutan şey nedir? Söylenen sözler mi, yazılan metinler mi, kürsülerden atılan sloganlar mı yoksa insanın zor zamanda aldığı tavır mı?

Çünkü bazı kavramlar vardır ki ağızdan çıktığında değil, bedel ödendiğinde anlam kazanır. Adalet gibi… Emek gibi… Dayanışma gibi… Yoldaşlık gibi…

Ne yazık ki son yıllarda bu kavramların giderek daha fazla tüketildiğine tanıklık ediyoruz. Herkes emekten bahsediyor ama emeğin hakkı söz konusu olduğunda ortalık sessizleşiyor.

Herkes adaleti savunduğunu söylüyor ama adalet kendi çevresine uğradığında görmezden geliyor.

Herkes dayanışmadan söz ediyor ama çıkarlar devreye girdiğinde omuz omuza yürüdüğünü söylediklerini ilk terk eden yine kendisi oluyor.

İçlerinde gerçek anlamda yoldaşlığı benimsemiş, emek vermiş, bedel ödemiş insanları bu sözlerin dışında tutuyorum. Ancak geri kalanına birkaç söz söylemek gerekiyor.

İşçinin hakkını yiyip emekçiden yana olduğunu söyleyenlerden, çıkarına göre devrimci olup çıkarına göre susanlardan, yoldaşlığı dilinden düşürmeyip işine gelmediğinde en basit adalet duygusunu bile rafa kaldıranlardan bıktık.

Ne yazık ki bazıları sosyalizmi bir yaşam biçimi değil, bir aksesuar sanıyor. Birkaç slogan, birkaç marş, birkaç paylaşım… Sonra sıra emeğe, hakkaniyete ve dürüstlüğe gelince ortada kimse kalmıyor.

Daha da kötüsü bütün bunları görüp sessiz kalanlar var.

Çünkü bazen insanı öfkelendiren şey yapılan haksızlığın kendisi değildir. O haksızlığa alkış tutanlar, onu normalleştirenler ve hiçbir şey olmamış gibi davrananlardır.

Bir hareketi karşıtları yıkamaz. Bir hareketi içerideki çürüme yıkar.

Halk arasında boşuna söylememişler; “Bir koyun bin ahırı boklar” diye

Yıllarca emekten, adaletten ve dayanışmadan söz edip ilk fırsatta bunların tam tersini yapanlar yalnızca kendilerini değil, temsil ettiklerini iddia ettikleri değerleri de kirletirler.

Ardında kırılmış güvenler, sömürülmüş emekler ve mücadeleye olan inancını kaybetmiş insanlar bırakırlar.

İsim vermiyorum.
Çünkü mesele kişilerden daha büyüktür.

Ama kimse verilen emeğin unutulduğunu sanmasın. Kimse yapılanların üzerinin birkaç sessizlikle örtüleceğini düşünmesin. Kimse hafızanın bu kadar kısa olduğunu zannetmesin.

Bir emekçi olarak söyleyeceğim son söz şudur; “Hakkım helal değildir

Ve unutulmamalıdır ki devran, dönmek gibi kötü bir alışkanlığa sahiptir.

Bugün gücü elinde tutanlar, yarın yaptıklarıyla baş başa kalırlar. Bugün susanlar, yarın o sessizliğin altında ezilirler.

Bugün emeği hiçe sayanlar, yarın kendi hesaplarının ağırlığını taşımak zorunda kalırlar.

Çünkü tarih unutmaz.
Emek unutmaz.

Ve bazı hesaplar sandığınız kadar kapanmaz, buna bizim gibi insanlar asla izin vermeyecek.

İşte bu kadar…













Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu