
Kıbrıs’taki son gelişmeleri yerinde değerlendirmek için adamıza gelen tecrübeli gazeteciler Yusuf Kanlı, Barçın Yinanç ve Yıldız Yazıcıoğlu ile görüşme imkanı bulduk geçen hafta başında.
Sevgili Hasan Erçakıca’nın da katkısıyla TDP Başkanı Zeki Çeler ve Genel Sekreter Redif Ekinci ile birlikte samimi bir öğle yemeği buluşması gerçekleştirdik.
“Kazakistan’ı kim kaybetti?”
Özellikle Ermenistan, Kafkasya ve dış siyaset konularını çalışan sevgili Barçın Yinanç’ın, “Kazakistan’ı kim kaybetti?” başlıklı yazısının T24’te yayınlanmasının ertesi günüydü. Yinanç, deyim yerindeyse “Türkiye’nin arka bahçesi” olarak gördüğü coğrafyada Kıbrıs Rum liderliğinin “diplomatik zaferlerini” sorguluyordu. )Barçın Yinanç’ın yazısına BURAYA TIKLAYARAK erişebilirsiniz)
“Sorunuza doğrudan bir yanıt vereceğim” dedim Sevgili Barçın Yinanc’a. “Kazakistan’ı kaybeden Tahsin Ertuğruloğlu’dur!”
***
2002 sonuydu. Annan Planı yeni sunulmuş, ikinci revizesi yapılmış, plana göre Kıbrıs’ta çözüm ve AB üyeliği birbirine bağlanmıştı.
Her ikisinin tek bir oy pusulasında olması için 12-13 Aralık 2002 tarihlerinde Kopenhag’da yapılan AB zirvesinde uzlaşmaya varılması bekleniyordu.
BM, Avrupalılar, Türkiye’de iktidarı devralan yeni hükümet ve Kıbrıs’taki muhalefet zirvede Annan Planı’nın bir çerçeve anlaşma olarak AB üyeliğiyle birlikte tek bir pusulada onaya sunulması için yoğun bir diplomasi yürütmekteydi.
Buna göre, her iki süreç birlikte referanduma sunulacak, Rumlar hayır derse, AB üyeliğini de reddetmiş olacaklardı.
Tüm uluslararası camia, Türk hükümeti, KKTC Meclisi önünde biriken binlerce Kıbrıslı Türk, Kıbrıs’taki tarafların planının bir çerçeve anlaşma olarak onaylamasını sağlamaya çalışıyordu. Kıbrıs Rum liderliği sıkışmıştı.
Merhum Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş Gülhane’de ameliyat sonrası istirahatte olduğu için onu temsilen Kopenhag’ta bulunan Tahsin Ertuğruloğlu hiçbir açılıma fırsat vermiyor, Ankara’dan gelen telkinleri dinlemiyor, Kıbrıslı Türklerin eline geçen bu tarihi fırsatı altın tepsi içinde Kıbrıslı Rumlara hediye ediyordu.
Tahsin Ertuğruloğlu, Kıbrıslı Rumlara plana hayır deseler bile tek başına AB’ye girmenin yolunu açmıştı.
Zirve sonrasında plana hayır deseler de AB üyesi olmayı cebine koyan Kıbrıs Rum liderliği derin bir oh çekmişti. Zaten dört ay sonra gönül rahatlığıyla referandumda hayır oyu vererek AB’ye girdiler.
Tahsin Ertuğruloğlu, Türkiye’nin Tanzimat‘tan bu yana devam eden yolculuğunun en kritik aşaması olan AB ile ilişkilerin kaderini kendi elleriyle Kıbrıs Rum liderliğine devretmişti.
***
Geçenlerde Türkiye Dışişleri Bakanı Sayın Fidan’ın “bir milyonun altındaki bir ülke koca Avrupa’yı kilitliyor” değerlendirmesini 24 yıl önceden yapan Kıbrıs Türk muhalefetinin tüm çabalarına karşın süreci berhava etmişti Tahsin Bey.
Duayen gazeteci Yusuf Kanlı da “ben oradaydım” diyerek kendi hatıralarını paylaştı bizimle sohbet sırasında.
Bugün Kıbrıs Cumhuriyeti şapkasıyla Kıbrıslı Rumlar Türkiye’nin Avrupa’yla olan ilişkilerinde söz sahibiyse, AB ile yakınlaşmaya çalışan “Türki devletlerle” kucak kucağa anlaşmalar imzalıyorsa, dünyanın en etkili ekonomik ve siyasi birliğinin tüm karar alma mekanizmalarında yetki sahibi olmuşsa, bunun sorumlusu gerçeklere dayanmayan çıkarları dengelemeyi bilmeyen, körü körüne ideolojik bir Kıbrıs siyaseti izleyenlerdir.
Bugün topal ördek gibi gün sayan koalisyonun dıştan atanmış Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, daha geçen Ekim ayında yüzde 63 oyla Kıbrıs sorununu çözmesi için seçilen Cumhurbaşkanı’na her gün posta koyuyorsa, bunun sebebi Türkiye’deki bazı merkezlere kendince mesajlar yollayarak başlatılmaya çalışılan süreci berhava etme niyetidir.
Çünkü bu siyasetin temsilcileri, devletlerin kendi çıkarlarını romantik Turan hayalleriyle feda edeceğini sanmaktadırlar.
Kıbrıs, Türk hariciyesinin en haklı davasından en büyük başarısızlığına evrileli çok oldu. Bugün Rumlar her çözüm planına gönül rahatlığıyla hayır diyorlarsa, AB’nin öncü devleti havalarıyla Türkiye’ye yukarıdan bakıyorsa, “Türki” devletlerle aşk yaşıyorsa, Kıbrıslı Rumlar tüm ada adına sayısız devletle askeri anlaşmalar imzalayabiliyorsa, bunun müsebbibi Tahsin Ertuğruloğlu başta olmak üzere ortak çıkarlarımızı kendi ideolojik takıntılarına feda edenlerdir.
Sevgili Barçın, Kazakistan’ın “kaybedilmesine” vesile olanlar, Kıbrıs Cumhuriyeti’ni kendi elleriyle Kıbrıslı Rumlara hediye edenlerle aynı kişilerdir.
Kemal Baykallı
TDP MYK Üyesi




















