
Halkın Partisi Genel Başkan Danışmanı Fevzi Tanpınar, kamuoyuna mal olmuş kişilerin yargılanma süreçlerinde isim ve fotoğraflarının yayımlanmasını yasaklayan düzenlemeye işaret ederek, bunun masumiyet karinesi bahanesi ile açıklanamayacağını söyledi. Tanpınar, “Masumiyet karinesi herkes için korunmalıdır. Ancak kamu adına karar verenlerin, kamu gücü kullananların ve kamu kaynaklarını yönetenlerin yargılanma süreçlerini toplumdan gizlemek masumiyet karinesini korumak değil, kamu denetimini ortadan kaldırmaktır” dedi
Tanpınar: Halkın umudunu çaldılar
Tanpınar, katıldığı televizyon programında hükümeti, seçim tarihini, ekonomiyi ve basın özgürlüğünü hedef alan sert açıklamalarda bulundu. Tanpınar, ülkede yaşanan sorunların tesadüf değil, yıllardır biriken kötü yönetimin sonucu olduğunu savundu.
Siyasete girme nedenini açıklayan Tanpınar, ülkedeki kötüleşen tablo karşısında seyirci kalmayı reddettiğini söyledi.
“Bu ülkenin insanları umudunu kaybetti. Gençler gitmek istiyor, esnaf ayakta kalamıyor, vatandaş geleceğini göremiyor. Halkın Partisi’ne bu düzenin hesabını sormak ve yeniden topluma umut yaratan bu yapının bir parçası olmak için katıldım” dedi.
Tanpınar, geçmişte yaşanan yolsuzlukların, usulsüzlüklerin ve kamu kaynaklarının kötü kullanımının üzerinin örtülemeyeceğini belirterek, “Bu ülkenin temiz bir hesaplaşmaya ihtiyacı var. Hesap sorulmadan yeni bir sayfa açılamaz” ifadelerini kullandı.
“Liyakat yerine saadet zinciri düzeni kuruldu”
Devlet yönetiminde kurumsallaşmanın çöktüğünü savunan Tanpınar, kamu yönetiminin liyakat yerine saadet zinciri ile siyasi sadakat düzeni üzerinden şekillendirildiğini söyledi.
“Bugün devletin en büyük sorunu partizanlıktır. Liyakat ortadan kalktı. Kurumlar zayıflatıldı. Halkın Partisi’nin hedefi günü kurtarmak değil, kurumsal yapıyı ve liyakat düzenini kurup ayağa kaldırmaktır” dedi.
“6 Aralık operasyonu kaos üretir”
Genel ve yerel seçimlerin aynı gün yapılmasına sert tepki gösteren Tanpınar, 6 Aralık tarihinin demokrasi açısından ciddi riskler taşıdığını söyledi.
Tanpınar, “Genel seçimle yerel seçimi aynı güne sıkıştırmak demokratik bir tercih değil, siyasi bir mühendislik operasyonudur. Sandıkta karmaşa yaratacak, sayım süreçlerini tartışmalı hale getirecek ve seçim güvenliğini zayıflatacaktır” dedi.
Tanpınar, hükümetin halkın önüne çıkmak yerine zamanı uzatmaya çalıştığını da savunarak, “Bu ülkede seçim çoktan yapılmalıydı. 6 Aralık tercihi halka değil, koltuklarda kalma süresini uzatmaya hizmet ediyor” dedi.
Tanpınar, seçimlerin çok daha önce yapılması gerektiğini belirterek mevcut hükümetin hala daha zaman kazanmaya çalıştığını söyledi.
“Küçük esnafa vergi, kayıt dışına büyük dokunulmazlık”
Ekonomideki en büyük sorunlardan birinin kayıt dışılık olduğunu söyleyen Tanpınar, devletin denetim mekanizmalarının kasıtlı olarak çökertildiğini savundu.
“Küçük esnafın kapısına her Allah’ın günü vergi memurları gönderiliyor ama milyarlarca liralık kayıt dışı faaliyetlere göz yumuluyor. Bu adaletsizliktir, bu yolsuzluktur, bu ülkeyi bataklığa sürüklemektir, ülkeyi peşkeş çektirmektir” dedi.
E-devlet projesinin yıllardır tamamlanamamasının da tesadüf olmadığını vurgulayan Tanpınar, dijital denetim mekanizmalarının eksikliğinin kayıt dışı ekonomiyi büyüttüğünü söyledi ve “Ülkemiz bir an önce tüm kurumları ile dijital dönüşümü gerçekleştirmek zorundadır. Bu proje kasıtlı bir şekilde engelliyor. Amaç kayıt dışılığı yaşatabilmek ve bu düzenden sebeplenmeye devam etmektir” dedi.
Tanpınar, “Asgari ücret alan insanlar ay sonunu getiremiyor. Özellikle özel sektör çalışanlarının sessiz çığlıklarını duymazdan gelerek ülkemizi düze çıkaramayız. Hükümet rakamlarla oynuyor ama vatandaşın mutfağındaki yangın hızla büyümeye devam ediyor” ifadelerini kullandı.
“Ankara ile fotoğraf değil saygın ilişki gerekiyor”
Türkiye-KKTC ilişkilerine de değinen Tanpınar, mevcut yönetimin çizdiği tablonun gerçeği yansıtmadığını savundu.
Tanpınar, “Türkiye ile güçlü ilişki kurmanın yolu sürekli fotoğraf vermek değil, ne istediğini bilen, yanlış yapmayan ve ülkesinin çıkarlarını savunan kadrolarla masaya Türkiye Cumhuriyeti temsilcileri ile oturabilmektir” dedi.
Fiber optik altyapı projesinde ve protokolünde yaşananları traji komik örnek olarak da gösteren Tanpınar, “İşte bu hükümet hal daha bu rezil durumlara düşmesine rağmen Türkiye ile sağlıklı ilişki içerisinde olduğu yalanını söyleyebilmektedir” dedi.
“Ceza Yasası’ndaki değişiklik sansür ve karartmadır”
Kamuoyuna mal olmuş kişilerin yargılanma süreçlerinde isim ve fotoğraflarının yayımlanmasını yasaklayan düzenlemeyi de sert sözlerle eleştiren Tanpınar, bunun masumiyet karinesi bahanesi ile açıklanamayacağını söyledi.
Tanpınar, “Masumiyet karinesi herkes için korunmalıdır. Ancak kamu adına karar verenlerin, kamu gücü kullananların ve kamu kaynaklarını yönetenlerin yargılanma süreçlerini toplumdan gizlemek masumiyet karinesini korumak değil, kamu denetimini ortadan kaldırmaktır” dedi.
Tanpınar, düzenlemenin basın özgürlüğünü korumadığını, tam tersine halkın haber alma hakkını hedef aldığını savundu, “Bu düzenleme basın özgürlüğünü korumuyor, tam tersine kamuoyunun bilgi alma hakkını sınırlandırıyor. Bu, adı konulmamış bir sansür ve karartma girişimidir. Kamuya mal olmuş kişilerin isimlerini gizleyerek yolsuzlukla mücadele edemezsiniz. Şeffaflığı ortadan kaldırarak temiz toplum yaratamazsınız. Bu yasa halkı korumuyor, siyasetçileri ve ayrıcalıklı çevreleri koruyor” ifadelerini kullandı.
Tanpınar, söz konusu düzenlemenin demokratik denetim mekanizmalarını da zayıflatacağını belirterek, “Kamu adına yetki kullanan herkes, kamu adına sorgulanmaya ve denetlenmeye de katlanmak zorundadır. Demokrasi ışık ister, karanlık değil” dedi.
“Sosyal medyaya müdahale demokrasiye müdahaledir”
Seçim dönemlerinde sosyal medya hesaplarının kapatılması veya erişimlerin engellenmesi gibi girişimlerin demokrasi açısından ciddi risk taşıdığını belirten Tanpınar, şu uyarıda bulundu:
“Demokrasi sadece sandıktan ibaret değildir. Demokrasi aynı zamanda insanların konuşabilmesi, eleştirebilmesi, örgütlenebilmesi ve bilgiye ulaşabilmesidir. Sandığı koruduğunu söyleyip insanların sesini kısmaya çalışırsanız, demokrasiyi değil sadece iktidarınızı korumuş olursunuz”
Tanpınar, seçim dönemlerinde sosyal medya platformlarına yönelik olası müdahalelerin sonuçlarının çok ağır olacağını belirterek şöyle devam etti:
“Bir ülkede insanlar korkmadan konuşamıyorsa, eleştiremiyorsa ve fikirlerini özgürce paylaşamıyorsa orada seçim yapılması tek başına demokrasi olduğu anlamına gelmez. Sosyal medyaya yönelik her müdahale, doğrudan halkın ifade özgürlüğüne ve demokratik iradesine yapılmış bir müdahaledir”
Açıklamasının sonunda hükümete sert bir mesaj veren Tanpınar, “Halkın sesini kısmaya çalışanlar aslında kendi başarısızlıklarının duyulmasını engellemeye çalışıyor. Karanlıktan korkanlar ışıkları söndürür. Biz ise bu ülkenin daha fazla şeffaflığa, daha fazla aydınlığa, daha fazla özgürlüğe ve daha fazla demokrasiye ihtiyacı olduğunu söylüyoruz” dedi.




















