InstagramKıbrısManşetYaşam

İstiridyeler En Büyük İncisini Kaybetti…







|Genç yazar Arıkan’ın; Araştırmacı Gazeteci, yazar Sevgül Uludağ’ın ölümünyle ilgili kaleme aldığı yazısı…|

***

Bugün bana “Sevgül Uludağ öldü” dediler.
Ben inanmadım. Halen inanmıyorum.

Sevgül Uludağ öldü. Hayır…

Sevgül nasıl ölebilir ki? Ölmek nedir? Kaybolmuş insanların peşinden ömrünü tüketmiş bir insan kaybolabilir mi?

Bir ömür boyunca başkalarının sessizliğine ses olmuş biri sessiz kalabilir mi? Ben buna inanamıyorum. Çünkü telefonuma sanki birazdan bir mesaj gelecekmiş gibime gelir..

“...Ablam, yarın gazetede yayımlanacak yazın” “...Ablam, bu cümleyi yeniden düşün” “…Ablam, bunu böyle yazamazsın” “Ablam, harika olmuş

Ama gelmeyecek çünkü artık o mesaj kutusunda sessizlik var, ilk defa sesini duyduğumuz sessizliğin.

Benim en büyük destekçimdi Sevgül Uludağ. Daha 14 yaşındaydım yazdıklarıma inandığında; “Henüz 14 yaşındaki barış aktivisti Arda Arıkan…

Eeee devamı? Gelmeyecek.

Yazılarımı aldı. Yenidüzen gazetesinde tam sayfa yayımladı. Sonra bazılarını Yunancaya çevirtti, öteki tarafta da okuttu. Mecbur değildi ama…

Bir proje için röportaj yapmak için tanışmıştım onunla ilk kez. Heyecanlıydım, ne de olsa Nobel Barış Ödülü’ne bile aday gösterilmiş bir figürden bahsetmekteyik. Hayatımın en önemli günlerinden biriydi. Ben o projeyi kazandım ama ayrıca Sevgül ablayı da kazandım.

Bana “İncisini Kaybeden İstiridyeler” kitabını imzalayıp vermişti. İnsanların unutulmasına karşı açılmıl bir savaşın vesikasıydı. Bu satırları yazarken o kitap başucumda, isim-imza aynı ama anlamı değişmiş.

Çünkü artık istiridyeler en büyük incisini kaybetti. Ve biliyoruz ki o inci bir dahaa bulunamayacak.

Sevgül… Hayatını kayıpları aramaya adadın. İsimsiz mezarları konuşturdun ve anında toprak sustu. Sen ne yaptın? Toprağın sustuğu yerde SEN konuştun.

Anaların, gardaşların, babaların yarım kalan cümlelerini tamamladın. O insanlara kemikten çok UMUT teslim ettin, insaniyetini kullanarak. Şimdi ise aradığın insanların arasına sen da karıştın.

Belki yıllardır peşinden koştuğun bütün o kayıplarla karşılaştın. Belki onlar sana teşekkür etti, “Artık bizi aramana gerek kalmadı” dediler.

Biliyor musun Sevgül abla? Bugün hem seni, hem beni her yazımdan sonra arayan sesi kaybetti(k)m.

Yanlış yaptığımda beni durduran cesareti kaybettim. Doğru yaptığımda benden daha çok sevinen yüreği kaybettim. Yazılarımın ilk okurunu kaybettim.

En sert editörümü kaybettim. En büyük destekçimi kaybettim. Bir ablamı kaybettim.

Şimdi kim mesaj atacak bana? Kim yazılarıma kızacak? Kim benimle tartışacak? Kim beni daha iyi yazmaya zorlayacak? Kim?

Hoşça kal demeye dilimiz varmıyor. Çünkü hoşça kalınacak biri değilsin sen. Bir halkın vicdanına dönüştün ve vicdan toprağa gömülmez.

Güle güle Sevgül abla…

Bu kez yazımı sen düzeltemeyeceksin.

İlk defa bundan bu kadar korkuyorum.

Arda Arıkan















Başa dön tuşu