InstagramKıbrısManşetSiyaset

Maviş: Hareket noktamız Kıbrıs Türk toplumunun hakları, güvenliği, özgürlüğü ve geleceğidir







Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası (KTÖS) Genel Sekreteri Burak Maviş, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres‘in adaya gelişinin önemli olduğunu; bu durumun “büyük beklenti” ya da “umutsuzluk” noktasındaki uçlarda değerlendirilmemesi gerektiğini, ihtiyatlı ve fakat kararlı bir umutla hareket edilmesi gerektiğini vurguladı.

Kıbrıslıtürklerin, ne salt Kıbrıslırumların devletine dönüştürülmüş bir cumhuriyette azınlık olmayı ne de dünyadan koparılmış bir alt yönetim içerisinde iradesizleşmeyi kabul etmek zorunda olduğunu kaydeden Maviş, Kıbrıs Türk toplumunun bu adanın eşit siyasal öznesi ve ortak sahibi olduğunun altını çizdi.

Maviş, “Dolayısıyla bizim hareket noktamız, herhangi bir devletin veya siyasi merkezin çıkarları değil, Kıbrıs Türk toplumunun hakları, güvenliği, özgürlüğü ve geleceğidir” ifadelerini kullandı

Maviş: Yapılması gereken, ihtiyatlı fakat kararlı bir umutla hareket etmek

Yazılı açıklama yapan Maviş, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in yıllar sonra Kıbrıs’a gerçekleştireceği ziyaret ve her iki toplum lideriyle yapacağı görüşmelerin, Kıbrıs sorununda uzun süredir ihtiyaç duyulan yeni bir diplomatik hareketlilik yarattığına dikkat çekerek, Kıbrıs sorununda geçmişte de büyük beklentilerin yaratıldığı, çözümün yakın olduğunun söylendiği, ancak süreçlerin sonuçsuz kaldığı birçok dönem yaşandığını hatırlattı.

Bu nedenle bugün ne umutsuzluğu siyaset haline getirmenin ne de henüz somut bir zemine kavuşmamış beklentileri çözüm gerçekleşmiş gibi sunmanın doğru olmadığına işaret eden Maviş, “Yapılması gereken, ihtiyatlı fakat kararlı bir umutla hareket etmek ve ortaya çıkan her olanağı toplumların ortak geleceği doğrultusunda değerlendirmektir” dedi.

“Hareket noktamız Kıbrıs Türk toplumunun hakları, güvenliği, özgürlüğü ve geleceğidir”

KTÖS açısından Kıbrıs sorununun, liderlerin ve siyasi partilerin kendi aralarında yürüttükleri dar bir müzakere başlığından ibaret dolmadığını, bu sorunun; Kıbrıs Türk toplumunun varlığını, siyasal iradesini, kimliğini, demokratik kurumlarını, ekonomik geleceğini ve dünyayla kuracağı ilişkiyi doğrudan belirleyen temel bir toplumsal mesele olduğunu vurgulayan Maviş, “Dolayısıyla bizim hareket noktamız, herhangi bir devletin veya siyasi merkezin çıkarları değil, Kıbrıs Türk toplumunun hakları, güvenliği, özgürlüğü ve geleceğidir” ifadelerini kullandı.

“Günümüzde, Kıbrıslıtürkler iki kabul edilemez seçenek arasında sıkıştırılmıştır” diyen Maviş, bir tarafta, Kıbrıs Cumhuriyeti’ni iki toplumun ortak devleti olarak değil, bugün fiilen Kıbrıslırumların yönetiminde bulunduğu için benimseyen bir zihniyet olduğuna işaret etti.

“Kıbrıslıtürkler bu devletin misafiri veya azınlığı değil, devletin eşit kurucu ortaklarından biridir”

Maviş, “Bu anlayış, Kıbrıs Türk toplumunu 1960 ortaklığının eşit kurucu öznesi olarak değil, çoğunluğun kurallarına tabi olması gereken bir azınlık olarak görmektedir. Geçiş kapılarına ‘Kıbrıs Yunandır’ pankartı asan ırkçı ve faşist zihniyet, yalnızca Kıbrıslıtürklere değil, ortak ve demokratik bir Kıbrıs düşüncesine de düşmandır. Kıbrıs Cumhuriyeti hiçbir toplumun etnik mülkü değildir. Kıbrıslıtürkler bu devletin misafiri, azınlığı veya sonradan hak talep eden bir topluluğu değil, devletin eşit kurucu ortaklarından biridir” dedi.

“Mevcut yapıyı ayrılıkçılığın, ilhakın veya süresiz çözümsüzlüğün aracı haline getirmek isteyen bir kesim var”

Diğer tarafta ise kuzeydeki facto durumu Kıbrıs sorununun çözümüne ve Kıbrıs Türk toplumunun dünyayla buluşmasına katkı sağlayacak bir yapı olmaktan çıkararak, kalıcı ayrılığın aracına dönüştürmek isteyen bir anlayış bulunduğunu belirten Maviş, bu anlayışın, Kıbrıs Türk toplumunu uluslararası toplumdan kopuk, ekonomik ve siyasi bakımdan sürekli bağımlı, demokratik iradesi giderek aşındırılan ve Türkiye’nin bir alt yönetimine indirgenen bir yapıya mahkum ettiğini vurguladı.

Maviş, “Oysa 15 Kasım 1983 tarihli Kuruluş ve Bağımsızlık Bildirgesi dahi KKTC’nin ilanının iki eşit halk arasındaki ortaklığın federasyon çatısı altında yeniden kurulmasını engellemeyeceğini, aksine kolaylaştırabileceğini belirtmektedir. Bildirge, iki halk arasındaki sorunların eşit düzeyde müzakerelerle, barışçı, adil ve kalıcı bir çözüme ulaştırılmasını esas almaktadır. Dolayısıyla mevcut yapıyı ayrılıkçılığın, ilhakın veya süresiz çözümsüzlüğün aracı haline getirmek, yalnızca üzerinde yıllarca müzakere edilen federal çözüm zemininden değil, kendi kuruluşunda ilan edilen siyasal çerçeveden de uzaklaşmaktır” dedi.

“Kıbrıs Türk toplumu bu adanın eşit siyasal öznesi ve ortak sahibidir”

Kıbrıslıtürklerin, ne salt Kıbrıslırumların devletine dönüştürülmüş bir cumhuriyette azınlık olmayı ne de dünyadan koparılmış bir alt yönetim içerisinde iradesizleşmeyi kabul etmek zorunda olduğunu kaydeden Maviş, Kıbrıs Türk toplumunun bu adanın eşit siyasal öznesi ve ortak sahibi olduğunun altını çizdi.

Adanın idaresinin Britanya’ya bırakılmasıyla başlayan sömürge döneminin toplumları ayıran, kimlikleri birbirine karşı konumlandıran ve farklılıkları bir yönetim aracına dönüştüren mirasın artık reddedilmesi gerektiğini vurgulayan Maviş, “Ancak yaşananları yalnızca sömürge yönetiminin bir sonucu olarak açıklamak da yeterli değildir. Sömürge döneminden devralınan ayrılıklar Kıbrıs Cumhuriyeti döneminde daha da derinleştirmiştir ve bu miras iki topluma ortak bir gelecek yerine korku, çatışma, göç ve bölünme bırakmıştır” ifadelerini kullandı.

“Kıbrıs ne yalnızca Yunandır ne de yalnızca Türktür”

Maviş şöyle devam etti;

“Kıbrıs’ın geleceği, geçmişin milliyetçi hedeflerini farklı biçimlerde yeniden üretmekle kurulamaz. Kıbrıs ne yalnızca Yunandır ne de yalnızca Türktür. Kıbrıs, Kıbrıslıtürklerin ve Kıbrıslırumların eşit haklarla paylaşmak zorunda oldukları ortak vatandır.

Toplumlararası müzakereler 1968 yılında başlamıştır. Aradan geçen yaklaşık altmış yılda sayısız görüşme yapılmış, liderler ve BM temsilcileri değişmiş, farklı planlar ve belgeler hazırlanmış, önemli yakınlaşmalar elde edilmiş, ancak kapsamlı çözüme ulaşılamamıştır. Bundan sonra aynı yöntemleri tekrar ederek farklı bir sonuç beklemek mümkün değildir”















Başa dön tuşu