InstagramKöşe Yazarlarımız

Bırakın Bu Ayrılık Sevdasını







Bir Eylemi Birleştiremeyenler, Bu Memleketi Nasıl Birleştirecek?

Bazen insan gerçekten hayret ediyor…

Yıllardır bu memlekette en çok duyduğumuz kelimeler nedir?

Barış… Çözüm… Birlik… Ortak gelecek…

Her seçim döneminde aynı cümleler kuruluyor.

Her kürsüde aynı nutuklar atılıyor.

Her mikrofon uzatıldığında aynı vaatler sıralanıyor.

“Bu ada yeniden birleşecek”

“Kıbrıslı Türk ile Kıbrıslı Rum birlikte yaşayacak”

“Çözüm kaçınılmaz”

“Barış kazanacak”

İyi de…

Daha iş, birlikte bir eylem yapmaya gelince neden herkes kendi köşesine çekiliyor?

İşte insanın aklı tam da burada duruyor.

Önümüzdeki günlerde Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres adaya geliyor.

Belki yine kritik görüşmeler yapılacak.

Belki yeni bir süreç konuşulacak.

Belki yine bu adanın geleceği masaya yatırılacak.

Tam da böyle bir zamanda verilmesi gereken en güçlü mesaj nedir?

Tek ses.

Tek yürek.

Tek meydan.

Tek irade.

Ama bizim siyaset yine bildiğini okuyor.

İki Toplumlu Barış İnisiyatifi çıkıyor ve diyor ki:

“Gelin… Ara bölgede birlikte duralım. Kıbrıslı Türküyle, Kıbrıslı Rumuyla omuz omuza duralım. Dünyaya bu adanın halklarının birlikte çözüm istediğini gösterelim”

Bundan daha doğal ne olabilir?

Bundan daha anlamlı ne olabilir?

Bundan daha güçlü hangi mesaj verilebilir?

Ama ne oluyor?

Bizimkiler yine ayrı telden çalmaya başlıyor.

Yok efendim…

Biz ayrı yürüyelim.

Bizim eylemimiz ayrı olsun.

Biz kendi çağrımızı yapalım.

Biz kendi kalabalığımızı gösterelim.

İyi de kardeşim…

Bu memlekette derdiniz barış mı, yoksa organizasyon yarışı mı?

Bu Nasıl Bir Siyaset Anlayışıdır?

Bir insan yıllarca “birlik” diye konuşup, birlik çağrısı yapılan bir günde ayrılığı tercih ediyorsa kusura bakmasın ama insanlar bunun samimiyetini sorgular.

Hem de sonuna kadar sorgular.

Çünkü vatandaş aptal değil.

Herkes görüyor.

Herkes okuyor.

Herkes konuşuyor.

Bugün pazarda domates satan teyze de bunu görüyor.

Sabahın köründe işe giden emekçi de görüyor.

İşsiz genç de görüyor.

Üniversite mezunu olup valiz hazırlayan çocuklar da görüyor.

Ve herkes aynı soruyu soruyor:

“Siz gerçekten çözüm mü istiyorsunuz?”

Yoksa…

“Bizim fotoğraf daha büyük çıksın.”

“Bizim bayrağımız daha önde dursun.”

“Manşete bizim ismimiz yazılsın.”

Derdi bunun mu?

Barış Ego Kaldırmaz

Barış mücadelesi ego kaldırmaz.

Barış mücadelesi reklam kaldırmaz.

Barış mücadelesi “Ben yaptım.” kavgası kaldırmaz.

Barış isteyen insan önce yan yana durmayı bilir.

Birlik isteyen insan önce kendi egosunu geri çeker.

Çünkü mesele sen değilsin.

Mesele ben değilim.

Mesele parti değil.

Mesele koltuk değil.

Mesele logo değil.

Mesele bayrak değil.

Mesele bu memleketin geleceğidir.

Ama ne yazık ki bazıları bunu hâlâ anlamamış görünüyor.

En Büyük Hediyeyi Kime Veriyorsunuz, Farkında mısınız?

Yıllardır çözüme karşı çıkanlar ne diyor?

“Bunlar zaten kendi aralarında anlaşamaz.”

“Bunlardan ortak irade çıkmaz.”

“Pazarlık masasında dağılırlar.”

Peki siz ne yapıyorsunuz?

Onların yıllardır kurduğu cümleleri kendi ellerinizle doğruluyorsunuz.

Hem de hiçbir zorunluluk yokken.

Kimse sizi ayrı yürümeye mecbur etmiyor.

Kimse sizi farklı yerde eylem yapmaya zorlamıyor.

Bunu tamamen siz tercih ediyorsunuz.

Sonra da çıkıp birlikten bahsediyorsunuz.

İnsan buna nasıl inansın?

Halk Sizden Nutuk Değil, Örnek Bekliyor

Bu halk artık konuşma dinlemek istemiyor.

Bu halk artık manifesto okumak istemiyor.

Bu halk artık vaat istemiyor.

Bu halk örnek görmek istiyor.

Bir gün olsun parti rozetlerini çıkarın.

Bir gün olsun logoları geri çekin.

Bir gün olsun “Ben” demeyin.

Bir gün olsun “Biz” deyin.

Çünkü yıllardır anlatmaya çalıştığınız şey tam da bu değil miydi?

Guterres Ne Görecek?

Bir düşünün.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri adaya geldiğinde nasıl bir manzara görmek ister?

Bir tarafta yüzlerce insan…

Öbür tarafta başka bir grup…

Bir başka köşede başka bir kortej…

Yoksa ara bölgede omuz omuza duran binlerce insan mı?

Hangisi daha güçlü mesaj verir?

Hangisi tarihe geçer?

Hangisi “Bu halk gerçekten çözüm istiyor.” dedirtir?

Cevabı ilkokul çocuğu bile verir.

Ama koskoca siyaset bunu beceremiyor.

Bu Halk Yoruldu

İnsanlar geçim sıkıntısıyla boğuşuyor.

Gençler göç ediyor.

Esnaf kepenk kapatıyor.

Emekli ay sonunu getiremiyor.

Ev kiraları cep yakıyor.

Elektrik faturaları can yakıyor.

İnsanlar gelecek kaygısıyla yaşıyor.

Bir de bunların üstüne aynı amacı savunduğunu söyleyen insanların birbirleriyle rekabet etmesini izliyor.

İşte buna artık tahammül kalmadı.

Gerçekten kalmadı.

Yeter Artık!

Bir günlüğüne parti hesaplarını bırakın.

Bir günlüğüne ego savaşlarını bırakın.

Bir günlüğüne kimin önde yürüyeceğini unutun.

Bir günlüğüne kimin konuşacağını unutun.

Çünkü mesele siz değilsiniz.

Mesele bu halktır.

Mesele bu adanın geleceğidir.

Mesele çocuklarımızdır.

Mesele yıllardır beklenen barıştır.

Unutmayın…

Barış isteyenler önce yan yana yürümeyi öğrenir.

Birlik isteyenler önce kendi aralarındaki duvarları yıkar.

Omuz omuza duramayanlar, yarın bu ülkenin ortak geleceğini nasıl kuracak?

İnsanların artık buna inanması mümkün değil.

Son sözümüz nettir:

Bir eylemi bile birleştiremeyen bir siyaset anlayışı, bu memlekete birleşmeyi vaat edemez.

Çünkü halk artık sadece söylenenlere değil, yapılanlara bakıyor.

Ve yapılan şudur:

Barışı savunurken bile ayrılığı tercih edenler, en büyük zararı yine barış umuduna veriyor.

Artık bu kısır döngüyü bitirin.

Çünkü bu halkın sabrı değil, umudu tükeniyor.















Başa dön tuşu