“Kıbrıslı Türklerin Refahı”? mı “Doğal Gazın Türkiye Üzerinden Avrupa’ya Taşınması” mı

Yıllardır bize aynı cümleler söyleniyor.
“Kıbrıslı Türkü yalnız değildir”
“Anavatan her zaman yanınızdadır”
“Yapılan her yatırım Kıbrıslı Türk halkının refahı içindir”
Güzel sözler…
Peki şimdi durup şu soruyu sormanın zamanı gelmedi mi?
Gerçekten öncelik Kıbrıslı Türklerin refahı mı?
Yoksa Doğu Akdeniz’in doğal gazını Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşıyacak enerji projeleri mi?
Çünkü son yıllarda yaşanan gelişmelere baktığımızda insanın aklına ister istemez bu soru geliyor.
Neden Kıbrıs bu kadar önemli?
Sadece burada yaşayan yaklaşık dört yüz bin insan için mi?
Yoksa Doğu Akdeniz’deki milyarlarca dolarlık enerji rezervleri için mi?
Bugün dünyanın büyük güçleri neden Kıbrıs’la bu kadar yakından ilgileniyor?
ABD…
Avrupa Birliği…
Birleşik Krallık…
Türkiye…
Yunanistan…
İsrail…
Mısır…
Hepsinin Doğu Akdeniz’de bir hesabı var.
Bu hesapların merkezinde ise yalnızca Kıbrıs sorunu değil; enerji, deniz yetki alanları ve bölgesel jeopolitik bulunuyor.
Doğal gazın hangi güzergâhtan taşınacağı yıllardır tartışılıyor.
Bir seçenek, deniz altından uzun ve maliyetli boru hatları.
Diğer seçenek ise Türkiye üzerinden Avrupa’ya uzanacak daha kısa bir güzergâh.
İşte tam bu noktada şu soru önem kazanıyor:
Kıbrıs meselesi gerçekten halkların geleceği için mi çözülmek isteniyor?
Yoksa enerji projelerinin önündeki siyasi engelleri kaldırmak için mi?
Bize sürekli “çözüm refah getirecek” deniliyor.
Peki nasıl?
Hangi sektör büyüyecek?
Hangi genç iş bulacak?
Hangi emekli rahat yaşayacak?
Hayat pahalılığı nasıl düşecek?
Elektrik neden ucuzlayacak?
Üretici nasıl desteklenecek?
Tarım nasıl ayağa kalkacak?
Turizm nasıl güçlenecek?
Bunların cevabı çoğu zaman ayrıntılı biçimde ortaya konulmuyor.
Çünkü dikkatler başka bir noktaya çevriliyor.
Enerji…
Boru hatları…
Doğu Akdeniz…
Jeopolitik…
Oysa Kıbrıslı Türkün gündemi çok daha farklı.
Sabah markete gittiğinde cebindeki para yetiyor mu?
Elektrik faturasını ödeyebiliyor mu?
Çocuğunu kaliteli bir okulda okutabiliyor mu?
Hastanede zamanında hizmet alabiliyor mu?
Gençler neden ülkeyi terk etmeyi düşünüyor?
Bunlar günlük hayatın gerçek soruları.
Enerji diplomasisi elbette önemlidir.
Bölgesel iş birlikleri de önemlidir.
Ancak bu projelerin merkezinde yaşayan insanlar yoksa, sadece haritalar ve ekonomik hesaplar varsa, o zaman “refah” söylemini yeniden sorgulamak gerekir.
Bir başka soru daha…
Eğer amaç gerçekten Kıbrıslı Türklerin refahıysa, neden ekonomi hâlâ bu kadar kırılgan?
Neden özel sektör döviz karşısında ayakta kalmakta zorlanıyor?
Neden gençler geleceklerini başka ülkelerde arıyor?
Neden üretim yerine ithalat konuşuluyor?
Neden maaş artışları birkaç ay içinde enflasyon karşısında eriyor?
Refah, sadece büyük projeler açıklamakla gelmez.
Refah; güçlü kurumlarla, öngörülebilir ekonomiyle, bağımsız yargıyla, kaliteli eğitimle ve üretimle inşa edilir.
İnsanlar önce bunları görmek ister.
Doğu Akdeniz’deki doğal gazın ekonomik değeri büyüktür.
Bunun bölge ülkeleri açısından stratejik bir konu olduğu da açıktır.
Ancak Kıbrıslı Türklerin geleceği, yalnızca enerji koridorlarının bir parçası olarak ele alınmamalıdır.
Bu toplum; kimliği, iradesi, kültürü ve kendi öncelikleri olan bir halktır.
Onun refahı; yalnızca uluslararası enerji projelerine bağlanamaz.
Asıl soru şudur:
Kıbrıs, enerji projelerinin merkezinde olduğu için mi bu kadar önemseniyor?
Yoksa burada yaşayan insanların daha özgür, daha müreffeh ve daha güvenli bir yaşam sürmesi gerçekten öncelik mi?
Bu soruya verilecek dürüst cevap, geleceğe ilişkin birçok tartışmanın da yönünü belirleyecektir.
Çünkü halkın refahı ile jeopolitik çıkarlar her zaman aynı şey değildir.
Siyasetin görevi de tam burada başlar.
Enerji projelerini konuşurken insanı unutmamak…
Stratejileri tartışırken toplumu gözden çıkarmamak…
Ve en önemlisi, Kıbrıslı Türkleri büyük güçlerin hesaplarında bir araç değil, kendi geleceğini belirleme hakkına sahip bir özne olarak görmektir.
Belki de artık asıl soruyu daha yüksek sesle sormanın zamanı gelmiştir:
Öncelik gerçekten Kıbrıslı Türklerin refahı mı; yoksa Doğu Akdeniz’in doğal gazını en uygun güzergâhla Avrupa’ya ulaştırmak mı?




















