EkonomiInstagramKıbrısManşetSiyaset

Serdaroğlu: Sevgi evlerinde çalışma saati insanlıktan çıktı, 48 saat nöbet tutuyorlar







Kamu İşçileri Sendikası (Kamu-İş) Başkanı Ahmet Serdaroğlu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na bağlı Sevgi Evleri’nde yaşananlarla ilgili hükümeti uyardı. Serdaroğlu, çalışanların ağır çalışma koşulları altında ezildiğini belirterek, “bu durum sadece Anayasa’da güvence altına alınmış olan çalışma hakkına değil, aynı zamanda insan onuruna aykırıdır” dedi

Serdaroğlu: Sevgi evlerinde çalışma saati insanlıktan çıktı

Kamu-İş adına yazılı açıklama yapan Serdaroğlu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na bağlı Sevgi Evleri’nde çalışanların ağır çalışma koşulları altında ezildiğini belirterek, hükümetin bu konuda adım atmasını istedi.

Ahmet Serdaroğlu

Serdaroğlu, “Bu kurumlarda çalışan Sosyal hizmet emekçisi anneler ve eğitmenlerin görevi aileleri korumak. Ancak personel eksikliği nedeniyle ağır çalışma koşulları yüzünden kendi aileleri parçalanma noktasına geldi. Sevgi evlerinde çalışma saatleri insanlıktan çıktı” dedi.

Kamu-İş Başkanı Serdaroğlu yaptığı yazılı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“Aile yaşamları tehdit altında”

“Sosyal devletin temel yapı taşlarından biri olan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na bağlı sevgi evleri, çocukların korunması ve sağlıklı bireyler olarak topluma kazandırılması amacıyla hizmet veren çok önemli kurumlardır.

Ancak bu kurumlarda çalışan sosyal hizmet emekçisi anne ve eğitmenlerin karşı karşıya kaldığı ağır çalışma koşulları artık sabır sınırlarını aşmış durumda. Kamu-İş’te örgütlü olan bu çalışanların maruz kaldığı insanlık dışı nöbet sistemleri, hem çalışanların sağlığını hem de aile yaşamlarını tehdit eder hale gelmiştir.

“48 saat nöbet tutuyorlar, ayda 480 saat çalışan var”

Normal şartlarda 24 saat çalışıp 48 saat dinlenmeleri gereken çalışanlar, personel yetersizliği nedeniyle artık 24 saat çalışıp sadece 24 saat dinlenmeye razı olacak noktaya gelmiştir. Bu da yetmezmiş gibi, bazı çalışanlar art arda 48 saat nöbet tutmak zorunda kalmakta, fiziksel ve psikolojik dayanma sınırlarını zorlamaktadır.

Bu nöbet sisteminin ardında yatan temel sorun ise, emekli olan personelin yerine yenilerinin alınmaması ve mevcut personelin üzerine giderek artan bir iş yükü bindirilmesidir.

Aylık 180 saat çalışması gereken sosyal hizmet çalışanlarının bir kısmı bu sürenin üstüne 300 saati aşan sürelerle görev yapmaktadır. Bu durum sadece Anayasa’da güvence altına alınmış olan çalışma hakkına değil, aynı zamanda insan onuruna aykırıdır.

Sosyal hizmetlerin temel amacı aileyi ve bireyi korumak iken, bu hizmeti sunan çalışanların kendi aile yaşamları parçalanma noktasına gelmiştir. Bu durum, sistemin ne denli çarpık işlediğini ve acil müdahale gerektiğini gözler önüne sermektedir.

“Hükümet kayıtsız kalamaz”

Hükümetin bu duruma kayıtsız kalması kabul edilemez. Acil olarak yeni personel alımları yapılmalı, mevcut çalışanların çalışma saatleri insani düzeylere çekilmelidir.

Aksi takdirde, sosyal hizmetlerin sürdürülebilirliği tehlikeye girecek, korunması gereken çocuklar da bu sistemin mağduru olacaktır.

Sosyal hizmet çalışanları toplumun en kırılgan bireylerini koruyan kahramanlardır. Ancak unutulmamalıdır ki, bu kahramanlar da insandır. Onların emeği kadar, yaşamları ve aileleri de korunmayı hak etmektedir.

Devletin görevi sadece koruma altında olanları değil, koruyucuları da korumaktır. Bu bir lütuf değil, sosyal adaletin gereğidir”













Başa dön tuşu