
Kıbrıs sorununa ilişkin yılın ikinci genişletilmiş toplantısı bu sabahın erken saatlerinde New York‘ta başladı. Birleşmiş Milletler (BM) binasındaki ilk toplantıdan iki önemli gelişme çıktı: Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulides ve Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan bir saatlik özel görüşme yaptı
İki günlük konferans, Kıbrıs saatiyle sabah 02.00’da başladı
Philenews‘ün haberine göre, Hristodulidis ile Fidan arasındaki özel görüşme, AB–Türkiye ilişkileri üzerine odaklandı; Kıbrıs Cumhurbaşkanı, Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki bağların ilerlemesine katkı sağlamaya hazır olduğunu dile getirdi.

Lefkoşa‘nın AB-Türkiye ilişkileri konusunda olumlu bir tutum sergilemesi, Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik adımlar atılmasını; müzakerelerin yeniden başlamasını ve Türkiye’nin Kıbrıs’la ilgili yükümlülüklerini yerine getirmesini gerektireceği ifade edildi.
Cyprus Mail‘de yer alan Tom Cleaver‘in haberine göre, adanın iki tarafından delegasyonlar ile üç garantör ülke olan Yunanistan, Türkiye ve Birleşik Krallık ile BM‘nin katıldığı iki günlük konferans, Kıbrıs saatiyle sabah 02.00’da BM genel merkezindeki “delegeler yemek salonunda” verilen gayri resmî bir akşam yemeğiyle başladı.

Birleşik Krallık’ın Avrupa’dan sorumlu Bakanı Stephen Doughty de yer aldı
Yemek salonunda iki masa olduğu belirtildi. Bir masada BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, barış inşasından sorumlu genel sekreter yardımcısı Rosemary DiCarlo, özel temsilci Maria Angela Holguin, Kıbrıs Cumhuriyeti Başkanı Nikos Hristodulidis, atanmış Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Yunanistan Dışişleri Bakanı Giorgos Gerapetritis ve Birleşik Krallık’ın Avrupa’dan sorumlu Devlet Bakanı Stephen Doughty yer aldı.

Diğer masada ise Kıbrıslırum başmüzakerecisi Menelaos Menelaou ile Kıbrıslıtürk mevkidaşı Güneş Onar, BM Kıbrıs Barış Gücü (UNFICYP) Şefi Colin Stewart, Türkiye Dışişleri Bakan Yardımcısı Mehmet Kemal Bozay ve Yunanistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Alexandra Papadopulu yer aldı.
Bu akşam iki genel oturum yapılacak
Bugün ilerleyen saatlerde katılımcı delegasyonlar arasında ikili görüşmelerin gerçekleştirilmesi bekleniyor. Ardından, akşam geç saatlerde iki genel oturum yapılacak.
Bu görüşmelerde, olası güven artırıcı önlemler konusuna odaklanılması muhtemel olup, geçiş noktaları ve tampon bölgede kurulacak potansiyel bir güneş enerjisi santrali konusunun da ele alınması bekleniyor.
Kıbrıs Türk tarafının ayrıca, Kıbrıs Cumhuriyeti‘nin kuzeyde Kıbrıslırumlar ait arazileri satıp geliştirmekle suçlanan kişileri tutuklaması konusunu da gündeme getirmesi bekleniyor. Tatar daha önce bu tutuklamaları “terörizm” olarak nitelendirmişti.
“Sınırlı bir iyimserlik” var
Kıbrıs Haber Ajansı’na yakın kaynaklar, genişletilmiş toplantı öncesinde “sınırlı bir iyimserlik” olduğunu belirtti ve Mart ayında Cenevre’de gerçekleştirilen önceki genişletilmiş toplantıda üzerinde mutabakata varılan güven artırıcı önlemler konusunda “daha fazla ilerleme kaydedilebilmiş olabileceğini” ifade etti.
Hristodulidis dün, Yunan gazetesi Naftemporiki’ye yaptığı açıklamada, toplantı ve genel olarak Kıbrıs sorunu bağlamında “en belirleyici rolün Türkiye’ye ait olduğunu” söylemişti.
KC Cumhurbaşkanı, “Herkes, görüşmelerin yeniden başlayıp başlamayacağı ve Kıbrıs sorununun çözülüp çözülmeyeceği konusundaki kararların Türkiye tarafından verileceğini biliyor. Bu nedenle, Türk tarafı hangi taktiği izlerse izlesin, aksini iddia edebilecek kimsenin olduğunu sanmıyorum” dedi.
Hristodulides: Kilidin Ankara’da olduğu biliniyor
Hristodulides ardından, “çünkü kilidin Ankara’da olduğu biliniyor” diyerek, uluslararası toplumun “Avrupa ile Türkiye arasındaki ilişkilerde herhangi bir ilerlemeyi esasen Kıbrıs sorununa bağladığını” ifade etti.
KC Cumhurbaşkanı, “Avrupa ile Türkiye arasındaki ilişkilerin olumlu bir yaklaşımla ele alınabileceğinin ve bunun yalnızca Kıbrıs sorunundaki gelişmeler çerçevesinde, aşamalı, orantılı ve geri döndürülebilir bir şekilde mümkün olduğunun Ankara tarafından artık net bir şekilde anlaşılmış olması önemlidir” dedi.

Öte yandan, Fidan genişletilmiş toplantı sırasında “diğer tarafa empati gösterme” sözü verdi ve toplantının “amacının”, “her iki topluma da fayda sağlayacak bir yolun nasıl bulunabileceğini tartışmak” ve “adanın gerçeklerine dayanan bir vizyon temelinde uluslararası toplum ve bölge için daha büyük bir istikrar yaratmak” olduğunu söyledi.

TC Dışişleri Bakanı, “Bu konuda oldukça yapıcıyız. Cumhurbaşkanımızın (Recep Tayyip Erdoğan) bu konudaki vizyonu çok net. Her zaman kazan-kazan formülüyle hareket ediyoruz. Karşı tarafa olan empatimizi asla yitirmeyiz, ancak Türkleri ve haklarını hiçe sayan bir denklemi kabul edemeyiz” dedi.
Fidan, adadaki mevcut statükonun “Türklerin haklarının hiçe sayıldığı bir ortam yarattığını” sözlerine ekledi.
Stewart: Adadaki en önemli sorun iki tarafta da var olan ‘farklı anlatılar’
Stewart, Pazartesi günü BM Güvenlik Konseyi’ne bir bilgilendirme sunumu yapmıştı ve kaynaklara göre, adanın iki tarafı arasında “derin bir güvensizlik” bulunduğunu belirterek, bunun “herhangi bir anlaşmanın önünde engel teşkil ettiğini” ifade etti.

Aynı kaynaklara göre Stewart, Güvenlik Konseyi’ne yaptığı konuşmada “en önemli sorunun” adanın iki tarafında var olan “farklı anlatılar” olduğunu düşündüğünü de dile getirdi.
Guterres, UNFİCY’in son altı aylık durum raporunda bu konuya değinerek, “Adadaki bölücü anlatıların sıklıkla barışın anlatılarının önüne geçmesi derin bir endişe kaynağıdır. Güvenin aşınmasına, toplumların kutuplaşmasına ve ortak, barışçıl bir geleceğe yönelik çabaların zayıflamasına yol açan dezenformasyonun zararlı etkilerinden halen kaygı duymaktayım” ifadelerini kullandı.
Guterres’in son raporu genel olarak olumlu bir tablo çizdi; son altı ayda adada “büyük bir güvenlik krizinin yaşanmadığını” vurguladı ve bunun, yıllar içinde barış sürecinde artan diyalog ve faaliyet dönemlerinin aynı zamanda güvenlik durumunu tehdit eden tek taraflı eylemlerden paralel bir şekilde uzak durmayı beraberinde getirdiğinin gözlemlendiğini belirtti.
Ayrıca tampon bölge ihlalleri konusunda da olumlu gelişmeler yaşandı; Guterres, yılın ilk yarısında “ilerleme kaydı ihlalleri ve aşırı personel bulundurma ihlallerinde azalma” görüldüğünü belirtti.
Türkçe’ye çeviren: Melis Güvenir



















