
Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası (KTOEÖS) Eğitim Sekreteri Adnan Zekai, Eğitim Bakanlığı’nın yasa ve tüzüklere aykırı biçimde öğretmen nakillerini gerçekleştirdiğini, milyonlarca TL karşılığında T.C. menşeli bir şirkete yaptırılan hatalı yazılımla yüzlerce öğretmenin mağdur edildiğini vurguladı
Zekai: Milyonlarca TL peşkeş çekilerek tüzük ve yasalara aykırı yapılan uygulama
Zekai yazılı açıklamada bulunarak, Eğitim Bakanlığı’nın, düşmanca bir tavırla, öğretmenin ve sendikasının haklı mücadelesini öne sürerek Öğretmenler Yasası ve Öğretmenlerin Yer Değiştirme Tüzüğü’ne aykırı şekilde öğretmenlerin yer değiştirme işlemlerini (nakillerini) tek taraflı olarak gerçekleştirdiğini aktardı.

Zekai, T.C. menşeli özel bir şirkete milyonlarca TL ödeyerek peşkeş çekilen MEBBİS yazılımı üzerinden yüzlerce hatayla “Yer Değiştirme Listesi” hazırlanıp ve Bakanlık tarafından yayınlandığını vurgulayarak, “tüm uyarılarımıza rağmen hatalı listeler üzerinden yapılan yer değiştirme işlemleri sonucunda ciddi hak kayıpları oluşmuştur” dedi. Eğitim Sekreteri, hak kaybına uğrayan öğretmenlerin yasal hakları için gerekli hukuki mücadele süreçlerinin başlatıldığını belirtti.
KTOEÖS Eğitim Sekreteri ve Yönetim Kurulu üyesi Adnan Zekai açıklamasına şöyle devam etti:
“Onlarca nakil yapılmadı, onlarca yeni atama bekleyen öğretmen atanamayacak!”
“Gerçek ihtiyaçlar göz ardı edilip öğretmen ihtiyaçları Bakanlık tarafından tek taraflı olarak gerekenden az belirlenmiştir. Dolayısıyla nakil sayısı olması gerekenden az olmuştur (gerektiği kadar olmamıştır).

Bu yılki nakil sayısı 413’tür. Halbuki gerçek ihtiyaçların gerektiği gibi artırılması durumunda 500’e yakın naklin gerçekleşmesi gerekirdi. İhtiyacın doğru belirlenmemesi ile onlarca öğretmenin nakil hakkı ve işsiz bekleyen öğretmen adaylarının atanma imkanı bulma hakkı gasp edilmiş oldu.
Bakanlık kendi belirlemiş olduğu ihtiyacın da altında nakil gerçekleştirmiştir. Bizim tespitlerimize göre gerçek dışı ihtiyaçlarla nakil yapılmış olsa bile 12 okuldaki tam kadro ve üstü çeşitli branşlardaki eksikliklerde sırada bekleyen olmasına rağmen nakil işlemi yapılmamıştır.
Bunun yanında 54 okuldaki yarım kadro çeşitli branşlardaki eksikliklerde sırada bekleyen olmasına rağmen nakil işlemi yapılmamıştır. Yüzlerce öğretmenimiz nakil alamazken yüzlerce iş bekleyen gencimiz de münhal açılmadığı için işsiz kalmaya devam edecektir.
“Geçtiğimiz yıl olduğu gibi haftada bin 100 saat ders boş mu geçecek?”
Bir taraftan gerçek ihtiyaçları belirleyip münhal açmazken diğer taraftan ihtiyaç olmayan branşlarda torpile göre münhal ilan edilmektedir. Durum böyle iken Bakanlık T.C.’den getireceği öğretmenlerle veya sözleşmeli öğretmenlerle eksik kadroları doldurmayı mı planlamaktadır?

Yoksa 2024-2025 öğretim yılında olduğu gibi 4 ay boyunca 55 öğretmen eksiği, haftada bin 100 saat boş geçen ders ile mi eğitim sürdürülecektir?
“Okullar Müdür ve Müdür Muavinsiz açılacak!”
Ayrıca, müdür muavini nakil çalışmalarını Eğitim Bakanlığı yine keyfi bir şekilde yapmamış, KHK nakilleri gerçekleştirmemiş, müdür ve müdür muavini münhallerini ilan etmemiştir.
2023-2024 öğretim yılında Eğitim Bakanlığı tarafından aksatılan müdür, müdür muavini nakil ve münhalleri 2025-2026 öğretim yılını da etkileyecektir.
Yani bu durum yeni öğretim yılında okullarımızın, müdür ve müdür muavini kadroları eksik olarak açılmasına sebep olacaktır.
Okulların açılmasına bir buçuk ay kalmasına rağmen, okullarımızın planlanması, tadilatlarının yapılması ve diğer tüm hazırlıkları yapacak olan yönetim kadroları (Müdür, Muavin, Atölye şefi) eksikliklerini tamamlamayan ve bu konuda adım atmayan Eğitim Bakanlığı, birçok okulumuzun yeni öğretim yılı başında hazırlıksız olmasını umursamayacak ve gözden çıkarmış olacaktır.
“Bu yıl, geçtiğimiz yıldan kötüydü; önümüzdeki yıl daha da kötü olacaktır”
Okullar, Öğrenci ve Öğretmenler Güvende Değil! 14.03.2023 tarihinde İnşaat Mühendisleri Odası’nın deprem risk sıralaması konusunda devlet okulları ve devlet hastaneleriyle ilgili çalışması, deprem etkisi altındaki binaların risk sıralaması ortaya koymuştur.
Yapılan çalışmaya göre risk sıralamasında ilk 100’de GOÖD ve MTÖD’ne bağlı 18 okulumuz ve bu okullara ait toplam 42 bina bulunmaktaydı.
Yayınlanan liste üzerinden 2,5 yıl geçmesine rağmen okul binalarının ileri tetkikleri yapılmamış veya detaylı bir rapor ortaya çıkarılmamış, güçlendirmesi yapılan Cumhuriyet Lisesi, Namık Kemal Lisesi gibi okullarımızın güçlendirme işlemleri hâlâ tamamlanmamıştır.
Konteyner okula dönüştürülen Lefke Gazi Lisesine çivi dahi çakılmamıştır. Erenköy Lisesi hala inşaat halindedir.
“Binlerce öğrenci yine konteyner sınıflarda!”
2024-2025 öğretim yılında binlerce öğrenci ve öğretmen sağlıklı eğitim ortamı olmadığı uzmanlarca da ortaya konmuş konteyner sınıflara hapsedilmişti. Bu durum yeni öğretim yılında da devam edecektir.
Deprem kuşağında bulunan ülkemizde, bu binalar öğrencilerimiz, öğretmenlerimiz ve çalışanlarımız için hayati risk taşımaya devam etmektedir. Görülen odur ki, ileri tetkikleri tamamlanmış ve güçlendirmeye ihtiyaç duyulan okullarda ise Eylül ayında öğretmen, öğrenci ve velilere sunulacak çözüm yine konteyner olacaktır.
Bazı okullarımız (Namık Kemal Lisesi, Cumhuriyet Lisesi, Lefke Gazi Lisesi) depreme dayanıksız, tehlikeli olduğu ve 2,5 yıldır gerekli çalışmalar yapılmadığı için eğitim öğretim yılına yine okul binalarında başlamayacak, konteynere mahkum olacaktır.
Binlerce öğrenci depreme dayanıklılığı bilinmeyen, hayati risk taşıyan okul binalarında eğitim görmeye devam edecektir.
“En temel ihtiyaçtan mahrum edilmiş devlet okullarında A4 kâğıdı dahi yok”
Okullarımızın çoğunluğunun fiziki durumu ve altyapısı eğitimin mevcut süresi için bile eğitim-öğretim faaliyetlerini sürdürmek için yetersizdir. En temel ihtiyaçtan mahrum edilmiş devlet okullarında yeterli tuvalet, el sabunu, hademe ,öğretmen, müdür,salon, saha, A4 kâğıdı dahi bulunmamakta, diğer taraftan kalabalık sınıflarda eğitim yapılmaya çalışılmaktadır.
Tam gün yalanı ile birlikte okullarımızın tümünde öğle yemeğini öğrencilerimize sağlıklı bir şekilde sağlayacak yeterli kantin/ kantin personeli, öğrencinin öğle yemeğini oturarak yiyebileceği yeterli alan hâlâ yoktur.
Öğrencilerimizin yüzde 10’u öğle aralarında aç kalmaya devam edecektir.
Derse dönüştürülen eğitsel kol faaliyetlerinin uygulanması için gerekli birçok fiziki altyapı (resim odası, müzik odası, teknoloji-tasarım odası, spor salonu, spor alanı, bilgisayar odası vb.) ve olanaklar (laboratuvar ekipmanı, sanatsal ekipmanlar, yeterli bilgisayar, internet erişimi vb.) yetersizdir.
“Gericileştirilen ve hayatın pratiğinden koparılan müfredat”
T.C. ile paralel götürülmeye çalışılan eğitim müfredatlarının içeriği, yerel olmaktan çıkartılmış; kitap içerikleri komisyonlardan izinsiz, habersiz, gizli gizli TC Talim Terbiyesi‘ne götürülüp değiştirilmiş, ideolojik çerçevede tasarlanmış, üretimi desteklemeyen bir yapıya kavuşturulmuş ve de gittikçe muhafazakârlaştırılarak Kıbrıs Türk Eğitim Sistemi’nin amacını değiştirmiştir.
“Tarihimizde ilk kez, ihtiyaç bulunmayan Arapça branşında münhal açıldı”
Eğitim Bakanlığı ders dağılım çizelgelerini paydaşlar ve sendikamız ile istişare etmeden bilimsellikten ve şeffaflıktan uzak bir şekilde günübirlik kararlarla değiştirmeye çalışmaktadır.
Ders dağılım çizelgelerinde yapılan değişimlerle genel liselerde Almanca/Fransızca/Yunanca gibi dil dersleri saatleri azaltılırken, ihtiyaç bulunmayan Arapça branşında tarihimizde ilk kez öğretmen münhali açılmıştır.
“Eğitim Bakanlığı, aldığı talimatlar doğrultusunda biat eden bireyler yetiştirilmesini hedeflemekte”
Eğitim Bakanlığı aldığı talimatlar doğrultusunda tek taraflı olarak müfredat üzerinde yaptığı değişimlerle öğrencilerin toplumsal konulardan uzaklaştırılmasını, sorgulamayan, biat eden bireyler olarak yetiştirilmesini hedeflemektedir.
İthal müfredatlar ile ders içerikleri bilimsel, çağdaş, yerel olmaktan uzaklaştırılarak gerici, ırkçı, etnik, sadece belli mezhepleri koruyan ayrılıkçı müfredatlar haline dönüştürülmeye çalışılmaktadır.
Gericileştirilen müfredatlar; şeriat müfredatı içeren ilahiyat kolejleri, tarikat yurtları, izinsiz Kuran kursları, vakıf, cemaat, tarikat örgütlenmesiyle desteklenmektedir.
Disiplin Tüzüğü değişikliği de bu dönüşümün bir parçası, yani siyasal islam dayatması olarak ortaya çıkmakta eğitim aracılığıyla toplumsal dönüşüm hedefi açıkça kendini göstermektedir.
“Eğitim, tamamen Türkiye politikalarına, kitaplarına ve memurlarına terk edilmiştir”
Eğitim Bakanlığı kendi politika ve çözümlerini üretmek yerine T.C. Elçiliğinin üçüncü sınıf eğitim müşavirleri ile işbirliği yaparak bazı bürokratlar tarafından yönetilmeye çalışılmaktadır. Eğitim Bakanlığı T.C.’den misyonerlik için gönderilen kadrolar ve T.C. Elçiliği‘nin Eğitim Müşavirleri tarafından işgal edilmiştir.
Eğitim Bakanlığı Sorun Çözmek Yerine Sorun Üreten Konumundadır Eğitim Bakanlığı’nın yapısı, eğitimdeki sorunların üstesinden gelinmeyecek hale sokulmuş, var olan anlayışla hiçbir planlama yapamaz duruma getirilmiştir.
“Bakanlık, eğitim paydaşları ile olan istişareyi sonlandırdı”
Bakanlık iş birliğinden uzak bir anlayışla hareket ederek, eğitim paydaşları ile olan istişareyi sonlandırmıştır. Eğitim Bakanlığında bilimsel, istatistiki ve teknik çalışma yapacak kadro ve yetenekli eleman kalmamıştır.
Bilimsel ve teknik yapıdan uzaklaşarak el yordamı ile hareket eden Eğitim Bakanlığı sorunları tespit etme ve çözüm üretme yerine eğitimde ve okullarda sorunların ana kaynağı olmuştur.
“Aynı işi yapan ve farklı maaş ve özlük hakları altında çalıştırılan öğretmenlerimiz arasında adalet bozuldu”
Öğretmen yetiştirilmesinden vazgeçilmiş, siyasi amaçlı şaibeli geçici öğretmen alımları yapılmaktadır. Aynı işi yapan ve farklı maaş ve özlük hakları altında çalıştırılan öğretmenlerimiz arasında adalet bozulmuştur.
Binlerce kilometre kat eden, lojmanı olmayan, farklı yasalara tabi tutulan, farklı ve düşük maaş alan, yolluğu olmayan, mesleğinde desteklenmeyen öğretmenlerin eğitimdeki moral ve motivasyonu oldukça azaltılmıştır.
“Defalarca bilgilerine getirmemize rağmen özelde eğitim, genelde tüm kamu çalışanlarına dair en küçük adım dahi atılmadı”
Öğretmenlerin Anayasamızdaki eşitlik, adalet ilkelerine ve sosyal devlet anlayışına bağlı olarak, diğer yandan ILO ve UNESCO’nun öğretmen statüsü kararı, ayrıca BM Genel Sekreteri‘nin “Öğretmenlik Mesleği Dönüşüm Önerileri’’ bağlamında yaşadığı anomalilere, yasa yapan ve uygulayan olarak başta UBP–DP–YDP hükümetinin ve meclisteki muhalefet partilerinin dikkatini çekmek, ivedilikle çözüm üretilmesini sağlamak amacıyla ekteki konuları defalarca bilgilerine getirmemize rağmen özelde eğitim, genelde tüm kamu çalışanlarına dair en küçük adım dahi atılmamıştır.
“Hangi yasadan gelirse gelsin, tüm kamu çalışanlarının hizmet yılları, baremleri, kıdemleri bütünlüklü olarak ele alınıp düzenlenmelidir”
1. 67/2023 kamu çalışanlarının aylık (maaş-ücret) ve diğer ödeneklerinin düzenlenmesi (değişiklik no:4) yasasındaki bazı KİT’lerde çalışıp, kamu hizmetine atanan çalışanların sadece (genel bütçeden) maaş alanlara baremlerinin sayılması ciddi bir adaletsizlik ve eşitsizliktir. Bu bağlamda hangi yasadan gelirse gelsin, tüm kamu çalışanlarının hizmet yılları, baremleri, kıdemleri bütünlüklü olarak ele alınıp düzenlenmelidir.
2. 2008’den sonra tüm çalışanlar ihtiyat sandığı ve tek tip sosyal güvenlik yasasına dahil edilmiştir. Bu bağlamda:
a. İhtiyat Sandığı ‘Fon yönetimi’, tüm kesimlerin temsiliyetini sağlayacak şekilde oluşturulmalıdır. Dolayısıyla öğretmenler de mutlaka bu fon yönetimine dahil edilmelidir.
“Sosyal sigortalara yapılan yatırımların yüzde 67’si en düşük ücretten yatırılmakta”
b. Sosyal sigortalara yapılan yatırımların yüzde 67’si en düşük ücretten yatırılmakta, ancak fondan herkes ortalama oranlara göre emeklilik menfaati almaktadır. Yatırımların baremsel artışı sağlanmalı, yüksek enflasyon da göz önüne alınarak emeklilik öncesi son maaşlar emeklilik maaşını ve ikramiyeyi etkilemelidir.
3. Özellikle son 5 yılda öğretmenlik mesleğine girişin ortalama 35 yaş olması gerçeği dikkate alınarak ‘göç yasası‘ mağduru öğretmenlerimizin (terfilerinin de olmadığı düşünülerek) barem topuna 27 yılda gelişleri, 20 yılı geçmeyecek şekilde tadil edilmelidir.
“Öğretmenler, ikinci üniversite bitirmeleri, yüksek lisans, doktora yapmaları durumunda barem karşılığını şartsız almalıdırlar”
4. Öğretmenler, eğitiminin ve gelişiminin önemine bağlı olarak ikinci üniversite bitirmeleri, yüksek lisans, doktora yapmaları durumunda barem karşılığını şartsız almalıdırlar. Ayrıca öğretmenlerin ödenekli/ödeneksiz kurs ve eğitime katılımlarını teşvik edecek düzenlemeler yapılmalıdır.
Yukarıda değindiğimiz temel konuların dışında hukuk tanımaz anlayışın tezahürü olarak son bir yılda lehte sonuçlanmış 75 hazırlık ödeneği davası paralelinde aynı mağduriyeti yaşamış yüzlerce öğretmenimiz adına Eğitim Bakanı ve Maliye Bakanı ile görüşmeler yaptık.
Ancak ilgili bakanlar halktan toplanan vergiler ile söz konusu yüzlerce davanın masraflarının ve faizlerinin ödeneceğini bile bile uzlaşmak yerine öğretmeni cezalandırmak anlayışıyla ısrarla mahkeme sürecini tercih etmektedirler”




















