EkonomiInstagramKıbrısManşetSiyaset

Rahvancıoğlu: Devlet, sermaye sınıfının işlerini gören bir komiteden ibaret







Kararların gerekçelendirilmeden alınmasının tehlikeli olduğuna vurgu yapan Bağımsızlık Yolu (BY) Mali Sekreteri Münür Rahvancıoğlu, “Bugün Bangladeşli‘ye yapılan, yarın vatandaşa; öbür gün kadına ya da erkeğe yapılır. İnsanların emeği keyfi şekilde hor görülemez” dedi

Rahvancıoğlu: Çalışma izni düzenlemeleri keyfi, gerekçesiz ve emek düşmanıdır

BY Mali Sekreteri Münür Rahvancıoğlu, Genç TV‘de Elif Evrensel‘in sunduğu, Diğerleri programında yaptığı açıklamada, Yabancıların Çalışma İzinleri Yasası kapsamında Bakanlık kararıyla yapılan son değişiklikleri “tamamen idari bir tasarruf” olarak nitelendirdi.

Kararın gerekçesiz ve veriye dayanmadan hayata geçirildiğini söyleyen Rahvancıoğlu, “Bugün böyle, yarın başka türlü uygulanabilecek keyfi bir düzenlemeden söz ediyoruz” dedi.

Rahvancıoğlu, Bağımsızlık Yolu olarak vatandaşların işsizliği belirli bir seviyenin altına düşene kadar yeni çalışma izni verilmemesi gerektiğini savunduklarını hatırlatarak, “Halihazırda ülkede bulunan ve çalışma izniyle çalışanların yenileme ve yatay geçiş hakları korunmalıdır. Ancak yeni izinlerin verilmesine karşıyız” dedi.

“İnsanların emeği keyfi şekilde hor görülemez!”

Kararların gerekçelendirilmeden alınmasının tehlikeli olduğuna vurgu yapan Rahvancıoğlu, “bugün Bangladeşli’ye yapılan, yarın vatandaşa; öbür gün kadına ya da erkeğe yapılır. İnsanların emeği keyfi şekilde hor görülemez” diyerek, sermayedarların Türkiye kökenli işçileri “daha asi” olarak nitelendirmelerinin temel nedeninin, bu kişilerin Türkçe bilmesi ve haklarını öğrenebilme imkanına sahip olmaları olduğunu belirtti.

Rahvancıoğlu, “Türkiye’den gelenler Türkçe bildiği için iş yasalarını okuyabiliyor, asgari ücret tartışmalarını takip edebiliyor. Bu durum, sermaye açısından onları en az kktc vatandaşları kadar tehlikeli hale getiriyor” dedi.

“Sermaye işçiyi sürekli değiştirerek dayanışmayı önlüyor ve sömürüyü artırıyor”

BY Mali Sekreteri, bu durumun, sermayedarların zaman içinde Türkiye kökenli işçiler yerine Türkmenistan, Pakistan ve Bangladeş gibi üçüncü ülkelerden işçi getirmesine yol açtığını söyledi.

Bu döngünün, işçilerin dayanışma ağları kurmasını engellemek için tasarlandığını dile getireren Rahvancıoğlu, bu yaklaşımı “emek sermaye çelişkisi” çerçevesinde, sermayenin işçiyi sürekli değiştirerek dayanışmayı önlemesi ve sömürüyü artırması olarak yorumladı.

Yeni düzenleme nedeniyle işverenlerin çalışma izinlerini yenileyemeyeceklerini, işçileri yasal ihbar sürelerine uygun şekilde bilgilendirmeleri gerektiğini hatırlatan Rahvancıoğlu, “Devletin kararı, işverenin bu yükümlülükten muaf olduğu anlamına gelmez” dedi.

“Sektörel asgari ücret uygulaması hayata geçerse kktc vatandaşı tercih edilmeyecek”

Rahvancıoğlu, Bakanlığın “ulusal asgari ücret” belirleyip sektörlere ve uyruklara göre kırpma planına değinerek, “Bu, asgari ücreti azami ücrete dönüştürme girişimidir. Yabancı işçilere daha az ödeme, sektörel farklılık bahanesiyle meşrulaştırılmak isteniyor” ifadelerini kullandı.

Mali Sekreter, bu uygulamanın hayata geçmesi halinde üçüncü uyruklu işçi sayısının azalmak bir yana, iki hatta üç katına çıkacağını belirterek, “Bu uygulama hayata geçtiği anda, her bir üçüncü uyruklunun üzerinden yemek ve barınma masrafından kar edecek olan işveren, ne kktc vatandaşını ne de TC vatandaşını tercih eder” dedi.

Rahvancıoğlu, üçüncü uyruklu işçilerin kendi başlarına gelmediğini, işverenlerin acenteler aracılığıyla onları “ithal” ettiğini vurguladı ve bu kararın işçi sömürüsünü daha da derinleştireceğini söyledi.

“Modern devlet, sermaye sınıfının ortak işlerini gören bir komiteden ibarettir”

Tek sosyal güvenlik yasası gibi geçmiş düzenlemelerde de benzer bölme politikalarının uygulandığını hatırlatan Rahvancıoğlu, “Ne kadar çok bölerseniz, o kadar kolay yönetirsiniz. Modern devlet, sermaye sınıfının ortak işlerini gören bir komiteden ibarettir” dedi

Rahvancıoğlu, asgari ücretin en düşük kamu maaşına eşitlenmesi, küçük esnafın devlet desteğiyle korunması ve eğitim, sağlık, barınma gibi alanlarda sosyal devlet gereğinin yerine getirilmesi gerektiğini belirterek, “Sermayedarların çıkarına olmayan hiçbir adımı bugünkü hükümetlerden beklememek gerekir” diye konuştu.













Başa dön tuşu