InstagramKıbrısManşetSiyaset

Nazlı: Gerilimi artırma politikaları revaçta







Bağımsızlık Yolu (BY) Parti Meclisi Üyesi Cansu N. Nazlı, kktc kimlik kartlarıyla geçişlerin sağlanabildiğini, siste değişikliği dolayısıyla verilerin tekrar girilmesi için belgelerin tekrar istendiğini belirterek, politik açıdan ise karşılıklı gerilimi artırma politikalarının revaçta olduğu bir dönemden geçildiğini ifade etti

Nazlı: kktc kimliğiyle geçişler engellenmedi, sistem değişikliğine gidildi

BY Parti Meclis Üyesi Nazlı, Genç TV’de yayınlanan Gün Ortası programına konuk olarak Bala Kabakçı’nın sorularını yanıtladı. Son günlerde gündeme gelen geçiş kapılarındaki sorunu değerlendiren Nazlı, kktc kimliğiyle geçişlerin engellenmediğini ve resmi açıklamaya göre sistem değişikliğine gidildiğini belirtti

Bağımsızlık Yolu (BY) Parti Meclisi Üyesi Cansu N. Nazlı,

Verilerin tekrar girilmesi için belgelerin tekrar istendiğini söyleyen Nazlı, konuya politik olarak bakıldığı zaman hem kuzeyin hem de güneyin karşılıklı gerilimi artırma politikalarının revaçta olduğu bir dönemde yaşadığımızı ifade etti.

Nazlı, hakkı olmasına rağmen yurttaşlık hakları gasp edilen kimliksizlerin verdiği mücadeleye de dikkat çekerek, zaten gerilimli bir hava varken yaşanan sıkıntıların insanları tedirgin ettiğini kaydetti. Nazlı, bu durumun günlük hayatımızda Kıbrıs sorunun çözümünün ve güven artırıcı önlemlerin hayata geçirilmesinin ne kadar önemli olduğunu gösterdiğini de ekledi. Nazlı, iki liderin, gerilimi artırma politikalarının bilinçli olarak yapıldığı değerlendirmesinde bulundu.

“Trafikle ilgili kronikleşmiş tonlarca sorunumuz var”

Nazlı, Kıbrıs’ın kuzeyinde yeni başlatılan yapay zeka kamera süreci ve ardından yaşanan tartışmalarla ilgili, yapay zeka teknolojisinin çok yeni olduğundan bahsederek, trafikle ilgili kronikleşmiş tonlarca sorunun olduğuna dikkat çekti.

Trafik sorunlarının çözümüne olan bakış açısının, cezaları artırma ve sorumluluğu sürücüye yükleme olarak değerlendiren Nazlı, “cezaların artırılması ve kameraların yaygınlaşması trafik sorunlarına çözüm olabileceği yanılsaması doğuruyor” şeklinde konuştu.

Trafik sorunlarının temelde sistematik sorunlar olduğunu ve bireyle ilgili olmadığını vurgulayan Nazlı, hükümet edenlerin ve ilgili bakanın konuya bu perspektiften bakmasını, yükümlülüklerini yerine getirmemesinin bir perdesi olarak nitelendirdi.

Nazlı, “Sürücülere odaklanırsak kamusal olarak çözüm getirmesi gerekenlerin yapmadıkları perdeleniyor. Bu yüzden biz şu anda detaylarda boğuluyoruz” dedi. Kamusal toplu taşımacılığın geliştirilmesinin önemine de dikkat çeken Nazlı, toplu taşımanın trafikteki sorunları ve trafik kazalarını da azaltacağını kaydetti.

“Mobeseler kamusal yaşamı gözetleyerek baskı oluşturuyor”

Yapay zeka kameralarla beraber mobese kameralara da dikkat çeken Nazlı, kameraların sürekli kayıt altına almasından dolayı çıkabilecek sorunları sıraladı. Nazlı, kamusal yaşamın gözetlenmek yoluyla baskı altına aldığını ve sivil yaşamı kontrol altına aldığını ifade ederek, bunun özel hayatın gizliliği ve kişisel verilerden daha geniş bir ihlal barındırdığını söyledi. Nazlı, “Mobeseler her ne kadar ulvi amaçlarla sunulsa da antidemokratik ve baskıcıdır” dedi.

“Ticari çıkarı olanların menfaatlerini can güvenliğinden daha fazla gözetliyorlar”

Nazlı, sorunları gizlemek için bireye odaklanılmasının çevre gibi birçok alanda da yapıldığını belirtti. Ayrıca Nazlı, trafikte kuralları bilmeyen çok fazla sürücü olduğunu anımsatarak “bu sorunu kameralarla mı çözeceğiz? Önce neden bu insanların araba kullanmak zorunda kaldığını görmeliyiz” dedi.

Bu noktada yine toplu taşımanın önemine dikkat çeken Nazlı, “insanların araba satın almasından ticari çıkarı olan çevrelerin menfaatlerini trafikteki can güvenliğinden daha fazla gözetliyorlar” şeklinde konuştu.

“Yabancı uyrukluların maaşında yüzde 40 kesinti kesinlikle kabul edilemez”

Yabancı uyrukluların maaşında yüzde 40 kesintiyi öngören düzenlemeyle ilgili Devrimci İşçi Sendikaları Federasyonu‘nun (DEV-İŞ) bu yasayı yargıya taşıdığını anımsatan Nazlı, eşit işe eşit ücret ilkesinin en eski kazanılmış haklardan biri olduğunu belirtti.

Uygulamanın Anayasa’ya, İş Yasası‘na, asgari ücretle ilgili düzenlemeye ve iç hukukumuzun parçası olan İnsan Hakları Sözleşmesi‘ne aykırı olduğunu ve hiçbir şekilde kabul edilemeyeceğini vurgulayan Nazlı, düzenlemedeki en büyük hukuki çarpıklığın kanun hükmünde kararnameyle olması olduğuna da dikkat çekti.

Nazlı, işverenin daha fazla kar elde etmesi için elini asgari ücretlinin cebine soktuğunu belirterek hem eşitsizlik hem de ayrımcılığın söz konusu olduğunu söyledi. Uygulama hayata geçtiği takdirde toplama kamplarının oluşabileceğini belirten Nazlı, bir diğer boyutunda yerel istihdamın azalacağı olduğunu belirtti.

İşverenlerin hizmeti daha uyguna alabileceği için yerel işsizliğin artacağına dikkat çeken Nazlı, hükümetin, insan ticaretinin önünü açarak meşru kılmaya çalıştığını ekledi.

“Kürtaj, kamusal, ücretsiz, hak olarak Devlet hastanelerinde de yapılmalı”

10 haftanın sonunda gebeliği sonlandırmanın Ceza Yasası’na göre suç olduğunu ifade eden Nazlı, belirli sürenin içindeki kürtajın yasal bir hak olduğunu söyleyerek, bir hakkın yasal olarak var olmasının yeterli olmadığını, kullanılabilmesi için gerekli imkanların sağlanması gerektiğinin altını çizdi.

Nazlı, kürtajın kamusal ücretsiz sağlık hakkının bir gereği olarak sadece özelde değil devlet hastanelerinde de yapılması gerektiğini kaydederek, yeterli bilgilendirmenin yapılmadığını ve ekonomik koşullardan dolayı kadınların başka yollara başvurduğunu söyledi.

“Cinsel sağlık eğitimi müfredata eklenmeli”

Nazlı, konuyla ilgili eksiklerden birinin eğitimde cinsel sağlıkla ilgili gerekli eğitimin verilmemesi olduğunu belirterek sadece istenmeyen gebeliğin önlenmesi anlamında değil cinsel yolla buluşan hastalıkların önlenmesi açısından da önemli olduğunu söyleyerek, cinsel sağlığın eğitim müfredatına eklenmesi gerektiğini vurguladı.

Bağımsızlık Yolu olarak doğum kontrolünü sağlayan ilaç ve araçların ücretsiz sağlanması gerektiğini savunduklarını belirten Nazlı, kürtajın tüm önlemler alındıktan sonra istenmeyen gebeliği sonlandırmak için gelinen son nokta olduğunu söyledi.

Özel hastanelerde çok yüksek fiyatlara bu operasyonun yapıldığını, bu yüzden daha çok dar gelirli kadınların yasa dışı kürtaja itildiğini ekledi. Nazlı, konuyla ilgili ceza yasasında tadilat yapılması gerektiğinin altını çizerek devletin sağlaması gereken imkanların yasal bir kriter olması gerektiğini de söyledi.

Ayrıca Nazlı, doğum kontrolünü sağlayan ilaç ve araçların sigorta kapsamına girmesi, ürüme haklarının gereği olarak doğurganlık tedavisinin de ücretsiz ve kamusal bir hak olması gerektiğini kaydetti.













Başa dön tuşu