InstagramKıbrısManşetSiyaset

Kanatlı: Kıbrıslılar olarak savaşın ne olduğunu çok iyi biliyoruz







Yeni Kıbrıs Partisi (YKP) Genel Sekreteri Kıbrıslılar Barış ve Dayanışma Hareketi üyesi Murat Kanatlı, Kıbrıs’ta yıkımın sürmesinin nedenlerinin, her iki toplumdan yerinden edilen insanların evlerine dönememesi, kan, gözyaşı ve düşmanlıktan beslenen ayrılıkçı, ganimetçi yaygaracıların varlığı ile Kıbrıs’ın kuzeyinin Türkiye tarafından ele geçirilmesiyle ilişkili olduğunu belirterek, iki toplumun ortak sesini yükseltmesinin önemine dikkat çekti

Kanatlı: Kıbrıslılar olarak savaşın ne olduğunu çok iyi biliyoruz

Hareket adına yazılı açıklama yapan Kanatlı,1 Eylül 1939 tarihinde, Faşist Nazi ordularının Polonya’yı işgali ile başlayan ve milyonlarca insanın ölmesine veya sakat kalmasına neden olan II. Dünya Savaşı felaketinin yıldönümünde, şavaşı, ölümleri, yıkımı ve göçleri yaşamış Kıbrıs’ta barış yapmanın bir erdem olduğunu vurguladı.

“Kıbrıslılar olarak kan, gözyaşı, acılar ve göçlerle savaşın ne olduğunu çok iyi biliyoruz” diyen Kanatlı, şu anda, bölgemizde ve dünyanın diğer yerlerinde yaşayan insanlara dayanışmalarını ortaya koyduklarını ifade etti. Murat Kanatlı, özellikle Filistin’de, çağdaş dünyanın gözleri önünde yaşanan soykırıma, uygar denen dünyanın gözlerini kapatmasından duydukları rahatsızlığının altını çizdi.

Kanatlı açıklamasına şöyle devam etti:

“Yıkımın devam etmesinin nedeni adamızın kuzeyinin Türkiye tarafından ele geçirilmesidir”

“Kıbrıs’ta yaşanan yıkımın hala devam etmesinin nedenleri, her iki toplumdan yerinden edilen insanların evlerine, yerlerine dönememesi, toplumsal çatışmalarda hayatını kaybeden insanlarla ilgili acıların giderilememesi, kayıp edilen insanların hala bulunamaması, ülkemizde yabancı askerlerin varlığı, ülkemizin bölünmüşlüğü, yaratılan kin, nefret ve düşmanlık dolu resmi öğretim sistemleri, çözüm görüşme süreçlerinin sonuçsuz kalması, kan, gözyaşı ve düşmanlıktan beslenen ayrılıkçı, ganimetçi yaygaracıların varlığı ve adamızın kuzeyinin Türkiye tarafından ele geçirilerek kolonize edilmesidir. Bu gerçekler ışığında iki toplumdan kişi ve örgütlerin ortak seslerinin yükseltilmesinin önemine inanıyoruz.

Bu işbirliğinin sadece 1 Eylül’de yapılan sembolik etkinlikle değil, Filistin’de yaşanan soykırımın önlenmesine yönelik ortak bir eylemliliğe evrilmesi de gereklidir. Bunun dışında son dönemde mülkiyet konusu ile başlayıp beş masum Kıbrıslırum vatandaşımızın kuzeydeki ayrılıkçı rejim ve Türkiye tarafından ‘rehin’ alınıp, uyduruk suçlamalarla hapiste tutulmalarının da gündeme alınması şarttır.

“Sözde yapılan ve samimiyetten uzak etkinliklerle Kıbrıs’a barışın gelmesi mümkün değil”

Bu masum insanlar için sesini yükseltmeyen, onlar için kılını kıpırdatmayanların ‘barış’ kelimesini dillerine dolayarak yaptıkları ortak eylemler laftan öte bir anlam taşımamaktadır. Samimiyetten ve dayanışma duygusundan yoksun bu duruş barış adına bir utançtır.

Barış yapmak erdemli insanların işidir. Sözde yapılan ve samimiyetten uzak etkinliklerle Kıbrıs’a barışın gelmesi mümkün değildir. En somut örneğinde olduğu gibi ‘masum’ insanlara ‘casus’ muamelesi yaparak, uyduruk suçlamalarla hapse atan bu ayrılıkçı rejime karşı çıkmak yerine seyirci kalmak, rejime onay vermektir.

Bu çerçevede Dünya Barış Günü’nde tüm yurtsever güçleri rejimin hapishanelerinde rehine olarak tutulan suçsuz beş insanla dayanışmaya ve duruşmalarda kitlesel desteğe davet ederiz”















Başa dön tuşu