InstagramKıbrısManşetSiyaset

Gökçebel: Tüm topluma “İngiliz piçi” diyen kişi bakanlıkta kampları ayarlıyor







Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası (KTOEÖS) Genel Sekreteri Tahir Gökçebel, öğretmenlere yönelik hizmeti içi eğitimleri sırasında Eğitim Bakanlığı adına orada olan eğitmenin öğretmenlere hakaret ettiğini, uyuşturucudan hüküm giymesi gerekenlerin Bakanlıkta oturduğunu, Bakanlığın MEBİS gibi programları Türkiye’den alarak öğretmenlerin tüm bilgilerini TC Elçiliği’ne verdiğini belirtti. Bu anlayışı protesto eden sendika, Bakanlık önüne siyah çelenk bıraktı

Gökçebel: Yeni okullara konteynerler döşenmeye devam ediyor, hepsi ihalesiz

Bakanlık önünde basına konuşan Gökçebel, hizmet içi eğitimlerin, verimsiz, tamamen uydurma olduğunu ve öğretmenlerin eğitimine, gelişmesine yönelik olmadığını belirtti. Genel Sekretere, bu eğitimlerin, bir takım programların, dayatmaların devam etmesi için düşünülen meselenin sürdürülmesi için kullanıldığını da ekledi.

Gökçebel, eğitimde yaşanan temel sorunların bu yıl da devam edeceğini belirterek, “Bu yıl da okullar sorunsuz açılmayacak, bu yıl da okulların bütün sorumluluğunu okul idareleri, öğretmenler ve veliler üstlenecek. Eğitim Bakanı ise, torpil, rüşvet, adam kayırma, ihalesiz işler, çocukları bedavadan geçirme, Bakanlar Kurulu kararıyla geçirme gibi uygulamalara imza atmaya devam edecek” dedi

Gökçebel açıklamasına şöyle devam etti:

“2008–2011 sonrası öğretmenlerin sorunları, emeklilik hakları ve menfaatleri ciddi sıkıntılıdır. Bir öğretmen 27 yılda barem topuna geçecektir. Ortalama 35 yaşında gelen bir öğretmen asla barem topuna gelemeyecek. Eğitim Bakanı’na, Başbakan’na, siyasi partilere, Meclis’e; anlatmamıza rağmen başlarını kuma gömüyorlar.

Yeni dönem yine kalabalık sınıflar, konteyner okullar bu yaz sıcağında okullarla birlikte başlatılacaktır. Yeni okullara konteynerler döşenmeye devam ediyor ve bunların hepsi ihalesizdir. Bunların ödemeleriyle beş tane daha okul yapabilirdiniz.

“Okulların en az yüzde 30’unda deprem riski tespiti yapılmadı”

Bu anlayış bizi, eğitimi mahkûm etmeye devam ediyor. Deprem riski olan okulların var olduğu gündeme geleli üç yıl oldu, hâlâ bir okul yapılıp teslim edilmedi. Okulların en az yüzde 30’unda deprem riski tespiti yapılmadı. Bir okulun içinde bir binayı yapıp da aynı yılda yapıldığı belli olduğu halde okulda bulunan diğer üç binaya risk analizi yapılmadı, rapor çıkarılmadı.

Türkçe bilmeyen çocukların oryantasyonunun geliştirilmesi yapılmıyor. Biliyor musunuz? Çocuklara Türkçe öğretmek için bir vakıfla, bir dernekle tamamen duygusal ilişkilerle anlaşma yapılmış. Sanki vakıflar, dernekler, tarikatlar eğitim profesörü oldu.

“Onca sorun varken ilk müjde: ‘Mağusa’da İlahiyat Koleji açılacak'”

Yine amacını yitirmiş, başta meslek liseleri olmak üzere, atölyeleri, atölye şefi, bölüm şefi olmayan; hangi üniversiteye, hangi sınav sistemine hazırlandığı belli olmayan okullarda öğrenciler her yıl geçirilerek sadece ve sadece üniversite müşterisi yapılmaya devam ediliyor.

Oysa eğitim, var olan kıt kaynakları, ki en kıt kaynak insan kaynağıdır, geleceğe hazırlamakla, topluma yararını ve ekonomik değerini artırmakla bir toplum geliştirebilir. Ancak bu kıt kaynaklar harcanmaya devam ediyor.

Çağ dışı programlar, TC eğitim sistemiyle paralel olarak TC Elçiliği ile yürütülerek çağ dışı bir toplum yaratma sevdası ve kuklalık devam ediyor. Eğitimde bu kadar sorun varken bakın Bakanlar Kurulu’nun Alt Komitesi’nde geçirilen ilk müjde neymiş: Mağusa’da İlahiyat Koleji açılacakmış.

“Buradan uyarıyorum: Bu yıl veya bir yıl sonra tartışacağımız konu ‘karma okullar’ olacak”

Geçen yıl da bu kadar sorun varken, disiplin, sınıf geçme sistemi, dokunulan her alan binlerce sorunla boğuşurken Disiplin Tüzüğü değiştirilerek okullarda başörtülü öğrencilerin önünü açacak adım atıldı. Buradan uyarıyorum: Bu yıl veya bir yıl sonra tartışacağımız konu ‘karma okullar’ olacaktır, çünkü işbirliği yaptıkları kuklalık mekanizması bunu istiyor.

Kadro eksikliklerini, Kamu Hizmeti Komisyonu’yla (KHK), Meclis’le, siyasi partilerle, Eğitim Bakanlığı’yla yüz yüze ve yazılı olarak paylaşmamıza rağmen, yasada açıkça nakil tarihleri belirtilmesine rağmen, ‘1–12 Temmuz’da nakiller yapılır, ihtiyaçlar belirlenir’ denmesine rağmen; bugün müdürsüz, atölye şefsiz, öğretmensiz, öğretmenin nereye gideceği belirsiz, torpilli olanların kucaklandığı bir anlayışla karşı karşıya kalacağız.

Geçen seneyi en az 50 öğretmen eksiğiyle kapattık, bu sene bu sayı iki katına çıkacak. Kamu okullarını gözden çıkaran bu anlayış, özel okulları, paralı eğitimi teşvik eden, şirketleri besleyen bir anlayışla kamu okullarını ortadan kaldırdı. Bakınız, iki üç tane şirkete verildi.

“Bakanlık, programları Türkiye’den alarak öğretmenlerin bilgilerini TC Elçiliği’ne veriyor”

Hademeleri kim atıyor? Taşeron şirketlere ihaleleri kim veriyor? Bütün okullarda yapılan tamirler ihaleyle mi yapılıyor zannediyorsunuz? Bakanlık besliyor. MEBİS gibi programları Türkiye’den alarak öğretmenlerin tüm bilgilerini TC Elçiliği’ne veren bu anlayış, şirketlere ne kadar veriyor biliyor musunuz? Bakanlık besliyor.

Bu yıl da güvenlik endişesi, uyuşturucu, akran zorbalığı, okullarda şiddet; çocuklarımızı ve öğretmenlerimizi tehdit etmeye devam edecek. Ne yapıyor yüce Bakanımız? Özel öğretmen sayısını kısıyor, rehber öğretmen atamıyor.

‘Bu bakanlığın artık ömrü bitti’ diyeli biz yıllar oldu. Birçok suç ve suçlu bu bakanlık tarafından korunuyor. Tecavüz suçu kapatılmıştır. Öğretmenlere ‘Libya’daki, Suriye’deki teröristleri hallettik, sıra sizde’ diyen TC’li öğretmene soruşturma bile açmayan bu zihniyet kimi soruşturuyor biliyor musunuz? Eylem yaptı diye öğretmene soruşturma açmaya çalışıyor.

“Tüm topluma ‘İngiliz piçi’ diyen kişi bakanlıkta kampları ayarlıyor”

Bakanlık, yurt dışı izinlerini öğretmenlere silah olarak kullanırken, görevlendirmeleri, geçici atamaları ise torpil ve rüşvet olarak kullanıyor. Uyuşturucudan hüküm giymesi gereken kişiler ödül olarak Bakanlıkta oturuyor. Tüm topluma “İngiliz piçi” diyen kişi bakanlıkta kampları ayarlıyor. Bütün suçluları ve suçları koruyan Bakan, okullardaki adaleti, olması gereken yasal çerçevede öğretmeni, öğrenciyi, okul idaresini koruması gerekirken sırf baskı, tehdit olsun diye soruşturmalar açıyor.

Öğretmenler üç saat grev yapmışsa, haksızca öğretmenlerden sekiz saat kesinti yapıyor. Öğlen arası için bile kesinti yapıyor.

Tam gün maskaralığı ile karşı karşıyayız. Hâlâ açıklamadılar: Kaç gün olacak, nasıl olacak? ‘Yemek bulmuş’ çocuklara. Gidin bakın çocuklarımızın okullarına. Oynayacak alanı olmayan, kantinlerde alışveriş yapamayan, tuvalet sırasını bekleymeyip sınıfta tuvaletini kaçıran öğrencilere bakın. Çocuklara yemek bulmuş diye toplumu kandırıyorlar.

Bu sendika tam güne karşı değildir. Kamusal eğitimin nitelikli olmasına, öğretmenlerin gelişmesine, hizmet içi eğitimlere karşı değildir. Bunları yapar gibi gösterip esas eğitimi, kamusal nitelikli laik eğitimi yok ederek tarikatların yuvalandığı, gerici eğitim sistemi ve müfredatı, cehaleti örgütleyen bir bakanlıkla karşı karşıyayız.

Velilere sorun, okul bütçeleri sıfır. Kim finanse ediyor okulları? Bize sormayın, velilere sorun; çünkü bizi taraflı görüyorlar. Bizi her türlü yasal çerçeveden, teknik kurulda oy birliği istenen meselelerden uzak tutmaya çalışıyorlar. Görevlendirmelerden uzak tutmaya çalışıyorlar. Neden? Çünkü yapacakları haksızlık, rüşvet, torpil ve bazı yandaş partililerin çocuklarına sağlayacakları avantajları kimse bilmesin diye. Ve buna sineceğimizi, bunu kabulleneceğimizi sanıyorlar.

Bu yıl yine destek isteyen öğrenciler ve öğretmenler yalnız bırakılacak. Sınıfta yaşanan münferit bir olay değildir. Öğretmeni, eğitim emekçilerini itibarsızlaştırmaya çalışan; şimdi eğitim sistemini gerici, yobaz, tarikatlara terk eden ve tamamen cehaleti örgütleyen, diploma hırsızlığına yol açan, kurs yerlerinde fuhuşu konuşturan eğitim sistemini örgütleyen Eğitim Bakanı’dır. Sendikaları dışarıda tutarak, öğretmenleri itibarsızlaştırmayı yapan ve sınıftaki münferit saldırının gerçek sorumlusudur.

“Eylem yapan öğretmenler hâlen daha yargılanıyor”

24 Kasım Öğretmenler Günü’nde teknik kurula, yüksek danışmaya alınmayan, eylem yapan öğretmenleri hâlen daha yargılayan bu zihniyet değil midir? O hizmet içi eğitimlerde sözde eğitim verenlere bu cüreti aşılayan da bu zihniyet değil midir?

‘Az çalışan öğretmenleri çalıştırmaya çalışıyorum’ diyen bu zihniyet değil midir? ‘Özel ders için öğleden sonra eğitimi istemiyorlar’ diyen Bakan, ısrarla ‘tam güne karşı değiliz’ dememize rağmen ‘tam gün istemiyorlar’ diyerek öğretmenleri dövmeye çalışıyor.

Seçmeci ve elemeci sınav modellerini yaratıp, dershaneciliği tetikleyen ve tüm dershanelerle ortak iş yapan bu zihniyet bize ahlak dersi vermeye çalışıyor. ‘Ben Türkiye’den daha kaliteli öğretmen getireceğim’ deyip Öğretmenler Yasası’nı değiştiren, öğretmenlere, okul idarelerine hakaret eden, aşağılayan; sınıftaki düzeni sağlayan öğretmene saldıran bu zihniyet değil midir?

‘Yıkılan okul tavanlarını öğretmenlerin kasıtlı olarak çekiçle yıktığını’ söyleyecek kadar kendinden geçmiş olan bu zihniyet, o sınıftaki öğretmenin hareketini doğrulayan değil midir? Bugün öğretmenlere yapılan saldırıları üstlenip cevap vermesi gereken aslında Eğitim Bakanı’nın kendisi değil midir?

” ‘Sendikaya gittin, cezalısın’ diyen bir zihniyet var”

Adaletten ve yasalardan uzak, keyfi uygulamalarla yurt dışı izinlerini, geçici torpilli istihdamları ‘Sendikaya gittin, cezalısın’ diyen bir zihniyet var. Bu zihniyet, o günkü saldırıyı planlayarak başka bir masum öğretmene yaptırmıştır.

Yasa dışı genelgelerle okul idarelerine yasa dışı işler yaptıran ve bunun için soruşturmayı planlayan bu zihniyet aslında o sınıfta vardı. Öğretmenlerin örgütlü yapılarına, öğretmenlere düşmanca tavır yerine mesleğin haklarını, statüsünü yükseltmeye çalışsaydı; dayatmalar yapmak yerine adalet, hukuk, diyalogtan, iş birliğinden ve katılımcılıktan yana olsaydı; çağdaş, nitelikli, parasız, Atatürk ilkelerine bağlı, laik bir eğitimden yana olsaydı; okul idarelerine, öğretmenlere, öğrencilere dayatma müfredat, şantaj, rüşvet vermeseydi, bu sendikayla problemi olmazdı.

Bakan elbette bir şey biliyordur; ama uygulayan biz öğretmenler her şeyi biliyoruz. Dünkü saldırının gerçek sorumlusu buradadır. ‘Kuklalığını’ yaptığı anlayışla beraber hareket etmeye devam ederse sendikamız karşısında durmaya devam edecektir”

 













Başa dön tuşu