InstagramKıbrısManşetSiyaset

CTP: Hukukun siyasetin gölgesinde kalmasına izin vermeyeceğiz







Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP), 5 Kıbrıslırum‘un tutuklanması, ardındansa avukatları Metin Murat Hakkı‘nın elleri kelepçeli olarak Mahkemeye getirilmesine tepki vererek, son dönemde mülkiyete bağlı tutuklama ve yargı süreçlerinin hukuku siyasi bir araç hâline getirdiğini belirterek, toplumda ciddi tedirginlik ve insan hakları ihlalleri yaratıldığını vurguladı

CTP: Hukuk, mülkiyet sorununun siyasi aracı haline geldi

Yazılı açıklama yapan CTP, Kıbrıs’ta çözümsüzlüğün yarattığı sorunların, hangi toplumdan olduğuna bakılmaksızın tüm kesimleri etkilediğine işaret ederek, son dönemde, mülkiyete bağlı tutuklama ve yargı süreçlerinin, hukuku siyasi sorunun aracı durumuna getirdiğini vurguladı.

Sembolik Görsel

Meselelerin ve bunlarla ilgili iş ve işlemlerin gerekçelerinin kamuoyuna şeffaf biçimde açıklanmamasının ciddi bir tedirginlik yarattığını belirten CTP, bu durumun insan hakları ihlallerini de beraberinde getirdiğini ekledi.

“Adanın her iki yönetimi de Kıbrıs meselesini bir gerilim siyasetine dönüştürdü”

CTP açıklamasına şöyle devam etti:

“Evrensel hukuku umursamayan, Kıbrıs meselesini bir gerilim siyasetine dönüştüren, diyalog ve diplomasiye kapılarını kapatan, insan haklarını kendine ilke olarak benimsemeyen bu anlayış; adanın tümünde her iki yönetim eliyle topluma dayatılmıştır.

Bu şu anki yönetim ve siyaset zihniyetinin iflasıdır. Güneyde mülkiyete bağlı davaları yakından takip ettiğimiz gibi, kuzeyde yargılanan beş Kıbrıslırum’un hükümsüz tutuklu olarak yargılanma sürecini de takip ediyoruz.

Bu süreçlerin uzaması, toplumda bu davaların hukuki değil siyasi amaç ve iddialarla sürdürüldüğü algısını güçlendirmektedir. Bu algı, Kıbrıs Türk halkının en çok inandığı ve güvendiği değerlerden biri olan yargı bağımsızlığına da gölge düşürmektedir.

CTP olarak yıllardır vurguladığımız gibi, hukukun siyasetin aracı haline getirilmesi, toplumlararası güveni zedelemekte, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde elde ettiğimiz kazanımları riske atmakta ve Taşınmaz Mal Komisyonu’na yapılan başvuruları geriletmektedir. Bu gelişmeler, doğrudan Kıbrıslıtürklerin aleyhine sonuçlar doğurmaktadır.

“Yalnızca kaçma riski varsa kelepçe takılır”

Aynı bağlamda, yıllardır gündeme getirdiğimiz kelepçe uygulamaları da toplumda derin yaralar açmaya devam etmektedir. Temel kuralın ‘kelepçe takılmaması’ olduğu, yalnızca kaçma riski bulunan veya kendine ya da başkasına zarar verme ihtimali olan kişilere istisnai bir tedbir olarak uygulanması gerektiği defalarca dile getirilmiş, hükümet ve polis yetkilileri de bu konuda halka teminat vermiştir.

Buna rağmen, yurt dışından dönerek polise yardımcı olan, üstelik mesleği avukatlık olan bir yurttaşımızın teminat duruşmasına çıkarılırken kelepçelenmesi, insan haklarına saldırı olduğu kadar, açık bir itibarsızlaştırma girişimidir.

Toplumun hafızasında halen taze olan ‘kelepçe takılanlar ve takılmayanlar’ ayrımı adalet duygusunu zedelemekte, hukuka ve kurumlara güveni sarsmakta, insan onurunu zedelemektedir. Bugün en varlıklısından en yoksuluna herkesin içinde büyüyen kaygının sorumluları vardır ve onlar hesap vermek zorundadır. Toplumsal uzlaşı, bu başarısız siyasetin son bulması ve yeni bir geleceğin inşasıdır.

“Hukukun siyasetin gölgesinde kalmasına izin vermeyeceğiz”

Cumhuriyetçi Türk Partisi olarak bir kez daha vurguluyoruz:

Hukukun siyasetin gölgesinde kalmasına izin vermeyeceğiz.

İnsan hakları ve yargı bağımsızlığı, her koşulda korunması gereken evrensel değerlerdir.

Toplumlararası güvenin zedelenmesine yol açacak uygulamalar, Kıbrıs Türk halkının çıkarlarına doğrudan zarar vermektedir ve bunu sürdüren anlayışa son vereceğiz.

Dünyada ciddiye alınacak, saygı görecek, halkımızın bütününü temsil edecek yeni bir liderlik ile bu kısır döngüyü kıracağız”













Başa dön tuşu