
Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Güner Ersen, mevcut statükonun çaresizlikten bölücü bir dil kullandığını, bu yöntemlerle seçmenin artık kazanılamayacağını ifade ederek, “Kıbrıslıtürk dediğimiz zaman bu tabirin kimleri kapsadığını herkesin çok iyi bildiğinin” altını çizdi
Ersen: Mevcut statüko, seçim kazanmak için “tarihi geçmiş yöntemler” kullanıyor
Ada TV’de Nupelda Karabuğday’ın sunduğu “Günaydın Ada” programına konuk olan Ersen, mevcut statükonun seçim kazanmak için “tarihi geçmiş yöntemler” kullandığını ve Kıbrıs Türk toplumunun yeniden özne olması için 19 Ekim’deki değişimin şart olduğunu vurguladı.

“50 yıllık vatandaşları ötekileştirme politikası seçmene işlemez”
Statükonun çaresizlikten bölücü bir dil kullandığını belirten Güner Ersen, özellikle Avrupa Birliği vatandaşlığı kesinleşmiş Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşlarına yönelik söylemleri eleştirdi. Ersen, 50 yıldır Kıbrıs’ta yaşayan bu vatandaşları “Türkiyeli vatandaşlarımız” diyerek ötekileştirmenin bölücü bir politika olduğunu dile getirdi.
Bu yöntemlerle seçmenin artık kazanılamayacağını ifade eden Ersen, “Kıbrıslıtürk toplumu dediğimiz zaman bu tabirin kimleri kapsadığını herkesin çok iyi bildiğinin” altını çizdi.
“Tatar’ın politikası güvensizliği açıklayamadı”
Ersen, Kıbrıs sorunundaki tıkanıklığı değerlendirirken, Mustafa Akıncı’nın 2015-2018 yılları arasında Türkiye Cumhuriyeti ile istişareli şekilde çok başarılı bir süreç yönettiğini ve antlaşmaya yaklaşıldığını hatırlattı. Ersen, ancak Kıbrıslırum lider Nikos Anastasiadis ve dolaylı olarak Nikos Hristodulidis’in gerekçe sunmadan masadan kalkmasının, hem Türkiye hem de Kıbrıs Türk toplumu tarafında güvensizlik olarak kabul edildiğini belirtti.
Ersen, bu bağlamda, Türkiye Cumhuriyeti’nin stratejik politika değişikliğine gitmesinin anlaşılabilir olduğunu söyledi. Ersen, bu stratejik hamlenin Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ile yönetilemediğini ve kamuoyuna açıklanamadığını ifade etti.
Türkiye Cumhuriyeti’nin Mısır, Suriye ve Kürt açılımlarındaki esnek politikasını hatırlatan Ersen, Türkiye’nin Akdeniz’deki haklarına ve Kıbrıs Türk toplumunun geleceğine rağmen iki devletlilikte ısrarcı olacağını düşünmediğini dile getirdi.
“Kaybedecek 5 yılımız daha yok, çare diyalog ve Tufan Erhürman”
Kıbrıs Türk toplumunun yeniden özne olabilmesi için halkını ciddiyetle savunacak bir Cumhurbaşkanına ihtiyaç olduğunu belirten Güner Ersen, bunun için 19 Ekim’de değişimin şart olduğunu vurguladı. Ersen, her şeyin çaresinin diyalogdan geçtiğini; Kıbrıs Rum kesimi, Türkiye, Yunanistan, Birleşik Krallık ve Birleşmiş Milletler ile bıkmadan müzakere edip Kıbrıs Türk toplumunun haklarını savunacak bir liderliğe ihtiyaç duyulduğunu ekledi.
Tatar’ın beş yıldır uyguladığı politikanın, Hristodulidis’e alan açtığını ve Kıbrıs Rum tarafının kendilerini dünyaya antlaşmayı destekleyen tarafmış gibi lanse etmelerini sağladığını belirten Ersen, bunun geçen beş yılın başarısızlığının en büyük göstergesi olduğunu söyledi. Seçime katılım çağrısı yapan Ersen, mevcut düzenden kaynaklanan kaygıların ve şikayetlerin haklı olduğunu ancak oy vermeyen her vatandaşın, yönetim hakkını statükoya bıraktığını düşündüğünü dile getirdi.
“TDP olarak tüm travmalarımıza rağmen Pazar günü Erhürman’a oyumuzu veriyoruz”
Ersen, dayatmalara karşı birlik olan Kıbrıs Türk halkının, aynı birliği “özne” olmak için Pazar günü tekrar göstermesini umut ettiğini aktardı. Güner Ersen, “Çocuklarımızın geleceği, aklımızla dalga geçilen, irademizin görmezden gelindiği, ciddiyetsiz bir temsiliyetten kurtulmak için biz Toplumcu Demokrasi Partisi olarak tüm travmalarımıza rağmen Pazar günü Tufan Erhürman’a oyumuzu veriyoruz” diyerek sözlerini tamamladı.



















