
Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası (KTÖS) İnsan Hakları ve Eşitlik Sekreteri Sevgi Erhalaç, 9 yaşındaki Chinyere Olivia Ojoagu‘nun hayatını kaybetmesinin ne tesadüf ne de münferit bir olay olduğunun altını çizerek, Kıbrıs’ın kuzeyinde binlerce göçmen çocuğun “dil bilmedikleri gerekçesiyle” eğitim ve sağlık sisteminin dışına itildiğini vurguladı
Erhalaç: Nijeryalı bir kız çocuğunun hayatını kaybetmesi tesadüf değildir
KTÖS adın yazılı açıklama yapan Erhalaç, Lefkoşa’da henüz dokuz yaşında olan Nijeryalı bir kız çocuğunun hayatını kaybettiği dikkat çekerek, bu acı olayın, ne yazık ki ne bir tesadüf ne de münferit bir trajedi olduğunun altını çizdi.

“Dil bilmedikleri gerekçesiyle binlerce göçmen çocuk sağlık ve eğitim sisteminin dışına itiliyor”
Bu olayın, yabancı dil konuşan göçmen çocuklara ve ailelerine yönelik duyarsızlığın, ayrımcılığın ve kurumsal ihmallerin bir kez daha ölümcül sonuçlar doğurduğunun en somut kanıtı olduğunu belirten Erhalaç, “Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşayan binlerce göçmen çocuk, dil bilmedikleri gerekçesiyle sağlık ve eğitim sisteminin dışına itilmekte, görünmez hale getirilmektedir” dedi.

Erhalaç şöyle devam etti:
“Daha önce yaşanan alkollü mama skandalı sonrasında hiçbir yetkilinin sorumluluk üstlenmemesi, bu ülkede yönetim anlayışının ne kadar çürüdüğünü göstermiştir. O dönemde kimse hesap vermemiştir. Bugün ise, aynı Sağlık Bakanı Hakan Dinçyürek‘in yönetiminde, bir çocuk daha yaşamını yitirmiştir. Bu durum, idari bir zaaf değil, doğrudan doğruya siyasi bir sorumsuzluktur.
Bu çocuğumuz, eğitim sisteminin dışına itilmiş yüzlerce çocuktan yalnızca biriydi. KTÖS’ün yıllardır yaptığı uyarılara rağmen, Türkçe bilmeyen öğrencileri okul dışında bırakma politikası ısrarla sürdürülmektedir. Bu uygulama, yasalarımıza da insan haklarına da aykırıdır. Eğitim hakkı evrenseldir; hiçbir çocuk, ana dili gerekçe gösterilerek eğitimden mahrum bırakılamaz.
Ne Sağlık Bakanı Hakan Dinçyürek’te ne de Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu’nda siyasi sorumluluk bilinci vardır. Yönetememenin sonuçlarını üstlenmek yerine sessizliğe sığınmayı tercih etmektedirler. Çocuklar ölürken koltuklarını korumayı önceleyen bu anlayışı kabul etmiyoruz.
“Bu çocuk, devletin görmezden geldiği yüzlerce çocuktan sadece biridir”
Göçmenlere yönelik sistematik dışlama, Kıbrıs’ın kuzeyinde yıllardır süregelen yapısal bir sorundur. Eğitimde, sağlıkta ve sosyal hizmetlerdeki eşitsizlikler, bu toplulukları sürekli olarak ikinci sınıf yurttaş konumuna itmektedir. Bu çocuk, devletin görmezden geldiği yüzlerce çocuktan sadece biridir.
Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin tarafı olan ülkemiz, ‘çocuğun üstün yararı’ ilkesini açık biçimde ihlal etmiştir. Ne eğitim sistemi ne sağlık sistemi bu çocuğu koruyabilmiştir. Bu nedenle bu ölüm, yalnızca bireysel değil, kurumsal bir çocuk ihmali vakasıdır.
“Hesap verebilirlik, demokratik bir toplumun en temel koşuludur”
Sağlık ve Eğitim Bakanlıkları hakkında derhal bağımsız bir inceleme komisyonu kurulmalıdır. Bu komisyon, yalnızca bu olayı değil, geçmişte yaşanan alkollü mama skandalı, eğitimde dışlama politikaları ve sağlıkta yaşanan diğer ihmal vakalarını da incelemelidir. Çünkü hesap verebilirlik, demokratik bir toplumun en temel koşuludur.
Bu topraklarda bir daha hiçbir çocuk, dili bilinmediği, yoksul olduğu ya da göçmen kimliği taşıdığı için yaşamını yitirmemelidir”



















