Adli OlaylarInstagramKıbrısManşetSiyaset

Keser: Gerçeğin peşinde koşan hiçbir gazetecinin yalnız olmadığını ilan ediyoruz







Ülkedeki güvenlik krizi, gazetemiz ve Genel Yayın Yönetmenimiz Pınar Barut ve ailesinin de maruz kaldığı tehditler sonrası ayyuka çıktı. Basın örgütleri ve meslek odaları ile destek veren birçok sendika eşliğinde, gazeteciler bugün Polis Genel Müdürlüğü (PGM) önünde, “ülkenin bu güvenlik tehdidinden kurtarılmasını” talep etti

Kişmir: Bugünlerin geleceğini çok önceden yazdık ama karşımızda radikal adım atma niyeti olanlar yok

Basın Emekçileri Sendikası (Basın-sen) ve Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği‘nin (KTGB) organize ettiği Polis Genel Müdürlüğü önündeki eyleme, gazeteciler, Kıbrıs Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (KTMMOB), sendikalar ve siyasi partiler ve sivil toplum örgütleri ve yurttaşlar destek verdi.

PGM önünde konuşan Basın-sen Başkanı Ali Kişmir, ülkede son dönemde artan suç olaylarının halkı tedirgin ettiğini, çok kısa süre önce art arda birçok olay yaşandığını, birçok iş insanının hedef alındığını ve ardından da galerilerin arka arkaya kundaklanıp kurşunlandığını söyledi.

Kişmir, “Şimdi de bir gazeteci olan Pınar Barut ve ailesi çeteler tarafından hedefe koyulmuştur. Bununla ve benzer birçok olayla ilgili biz gazeteciler hem yazıyor hem söylüyoruz; ülkeyi yönetenleri uyarıyoruz. Bugünlerin geleceğini çok önceden yazıp duruyoruz. Ama karşımızda radikal adım atma niyetinde bir yönetim göremiyoruz” dedi.

“Gözlerinin ne kadar kara olduğunu yaşanan olaylarda hepimiz gördük”

Kişmir şöyle devam etti;

“Bu ülkeye elini kolunu sallayarak tetikçiler geliyor. Önce bizim insanlarımızı tehdit ediyor, racon kesiyor, süre veriyorlar. İstedikleri kabul görmediğinde de kundaklama ve kurşunlama yoluna gidiyorlar. Gözlerinin ne kadar kara olduğunu yaşanan olaylarda hepimiz gördük. Bu ülkede zor şartlarda mücadele eden, çalışan gazeteciler ve basın emekçileri var.

Ali Kişmir

Bu emekçilerin hangi şartlarda çalıştıklarını öngöremeyen bazı kesimler itibarsızlaştırma çalışmaları yapıyor, ‘bunlar satılmıştır, öyledir, böyledir’ diye itibarsızlaştırma çalışmalarını yürütüyorlar.

“Bizim de bir sabrımız var, o sabrımız taştı, öfkeliyiz”

Bizler sakin kalmaya özen gösteriyoruz, işimizi yapmaya çalışıyoruz ama. Unutmayın; bu ülkede gazeteciler öldürüldü, gazeteler bombalandı, matbaalara el koyulmaya çalışıldı. Gazetecilere tehditler yağıyor, ailelerine ölüm mesajları atılıyor.

Bizim de bir sabrımız var, o sabrımız taştı, öfkeliyiz. Bize karşı yapılacak en ufak itibarsızlaştırma çalışmasına karşı en sert şekilde karşılığını alacaklardır.

“Suçun merkezi sınır kapılarıdır, oradan ithal edilen suçlardır”

Ülke yönetimine de çağrı yapıyoruz; suçun merkezi 2 gr yasaklı madde ile yakalanan çocuklar değildir, suçun merkezi Surlariçi veya ülkenin herhangi bir noktası değildir. Suçun merkezi sınır kapılarıdır, oradan ithal edilen suçlardır.

Bunlara karşı önlem almak, sizin asli görevinizdir. En üstten en alta; herhangi bir siyasinin, ‘Biz bu olayları kınıyoruz, tasvip etmiyoruz’ söylemleri bizim için yok hükmündedir.

Onların görevi önlemleri almaktır, görevinizi yerine getirin, bu halkın, gazetecilerin güvenliğini sağlayın. Yapamıyorsanız, korkuyorsanız, bırakın gidin, korkmayanlar gelsinler”

Keser: Bu bir terör saldırısıdır; karanlık ve organize yapıların gazeteciyi acizliğe mahkûm etme girişimidir

KTGB Başkanı Efdal Keser ise daha önce de başka bir gazeteci meslektaşları için aynı yerde olduklarını, bugün bu sayının 8’i geçtiğini söyleyerek, ortak basın açıklamasını okudu;

Efdal Keser

“Ülkemizde son yıllarda gazetecilere yönelik tehdit olayları giderek artıyor. Gazetecilerin canları ile malları ile tehdit edilmeleri ne kadar ürkütücü ise tehdit ve şantaja yönelenlerin bu davranışlarını korkusuzca sergilemeleri de o kadar düşündürücüdür.

Ölüm tehdidi alan gazeteciye yönelik saldırı, yalnızca bireye değil, doğrudan toplumun haber alma hakkına yönelmiş pervasız ve kabul edilemez bir gözdağıdır. Bu tehdit, hukuk devletine karşı bir saldırı olup, aynı zamanda basın özgürlüğünü ortadan kaldırma girişimidir.

Buradan herkese ilan etmek isteriz ki; Hiç kimse, hiçbir güç odağı, hiçbir yapı; bir gazeteciyi saldırılar, korkutma veya görevlendirme yoluyla susturabileceğini ya da bir araca malzeme yapamaz. Bu bir terör saldırısıdır; karanlık ve organize yapıların gazeteciyi acizliğe mahkûm etme girişimidir. Sesimizi kısmak isteyenlerin niyetleri bizim meslektaşlarımızı yıpratmaya yetmediği gibi, şiddete ve baskıya yaslananların ise bu ülkede hiçbir şekilde karşılığı ve meşruiyeti olamaz.

“Gerçeğin peşinde koşan hiçbir gazetecinin yalnız olmadığını ilan ediyoruz”

Beklentimiz, meslektaşlarımıza yönelen her tehdidin adil, etkin ve en sert şekilde soruşturulması; sorumlular kim olursa olsun açık bir şekilde hukuk çerçevesinde cezalandırılmasıdır. Yöneticilerden beklentimiz kişilerin yasaların öngördüğü gibi korunması, hakları sağlanırken gecikmesizin işletilmesi ve toplumdaki güven duygusunun güçlendirilmesidir.

Ne yazık ki, gerçeğin peşinde koşan hiçbir gazetecinin yalnız olmadığını, hiçbir tehdidin özgür basını teslim alamayacağını ilan ediyoruz. Bu tür saldırılar karşısında sessiz kalmayacağımızı bir kez daha açıkça toplumun bilgisine sunarız.

“Devleti yönetenlerin de bizim duyduğumuz endişeleri hissetmesini istiyoruz”

Biz basının özgür bir şekilde gazetecilik görevini yapmasını istiyoruz. Biz ifade özgürlüğünün korunmasını istiyoruz.

Biz bu ülke vatandaşlarının korkusuzca yaşamaları için ülkeye denetimsiz girişlerin önüne geçilmesini istiyoruz.

Biz bu ülkede tehditlerin, kundaklamaların, kurşunlamaların sorumlusu olarak gördüğümüz çetelerin etkisizleştirilmesini istiyoruz.

Biz bu ülkenin daha yaşanabilir olması için her zaman katkı koymayı sürdüreceğiz. Aynı şekilde devleti yönetenlerin de bizim duyduğumuz endişeleri hissetmesini istiyoruz.

Unutulmasın ki basını özgür olamayan toplumlarda demokrasiden söz edilemez ve halk etkisini yitirir. Biz halkın etkisinin yitirilmemesi için mücadele ediyoruz”

“Bu çeteleri ortaya çıkarmak istedikten sonra MİT’in önünde bir şey duramaz”

Keser sorulan bir soru üzerine de şunları kaydetti;

“Bizim ortaya koyduğumuz tepkinin adresi de bu çete ve tetikçilerin nereden geldiği de bellidir. Türkiye Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), dünyanın hemen her yerinde çok başarılı operasyonlar yapıyor.

Bu tetikçileri ve çeteleri ortaya çıkarmak istedikten sonra MİT’in önünde bir şey duramaz diye düşünüyorum. Ama burada, MİT’i harekete geçirecek irade lazım. Önüne geçilmek istenmiyor demek istemiyorum ama bu bir acizliktir”

Barut: Tehditler, “Siz kimlere hizmet ediyorsunuz?” denilerek, siyasi saiklerle yapılıyor

Tehditlere maruz kalan Gazeteci Pınar Barut ise yaptığı konuşmada, çete odaklarının ve mafyatik karanlık güçlerin en korktuğu şeyin bu dayanışma olduğunu söyleyerek, daha önce tehdit edilen ve aylarca evlerinden çıkamayan gazeteci meslektaşları olduğunu hatırlattı.

Pınar Barut

Barut, “Sadece gazeteciler değil, bugün burada mimar/mühendisler var, onlar da bu tehditlere maruz kaldılar. Bu insanlar bu ülkede iki toplumlu çok önemli projelere imza atan insanlar. Tehditler de bu minvalde, bu projelerden dolayı, ‘Siz kimlere hizmet ediyorsunuz?’ denilerek, siyasi saiklerle yapılıyor” dedi.

“Çocuklarınızın ismi, okulları, konumları, arabanızın plakası ve gittiğiniz güzergâhlar yazılıyor bu tehdit mesajlarında”

Barut şöyle devam etti;

“Basit bir şeyden bahsetmiyoruz. Çocuklarınızın ismi, okulları, konumları, arabanızın plakası ve gittiğiniz güzergâhlar yazılıyor bu tehdit mesajlarında. Takip edildiğinizi, her şeyinizi bildiklerinizi anlıyorsunuz.

Bu insanlar teknik takiple zor bulunuyor biliyorsunuz. Polis ve yetkililer en başından beri konuya duyarlı davranıyorlar.

“Sınır kapıları bu konunun bir numaralı müsebbibidir”

Ellerinden geleni yapıyorlar ama biz şunu biliyoruz ki; hem gazetecileri hem galericileri hem iş insanları hem diğer meslek üyelerinin bu çeteler tarafından sarmala alındığı gerçeği önümüzdeyken, sadece KKTC polisiyle bu işin çözülmeyeceğinin farkındayız.

Sınır kapıları bu konunun bir numaralı müsebbibidir. Biz bu ülkeye artık kimlikle elini kolunu sallayanların girmesini istemiyoruz.

Türkiye medyasında da haber oldu; bu çeteler Türkiye tandanslı ve ‘yeni nesil’ olarak adlandırılan, yaşları küçük üyelerden oluşan çeteler.

“Bunun bir ülke güvenlik krizi olduğunu göz önünde bulundurmak istiyoruz”

Kurşunları sıkan bu gençler kullanılıyor. Silahlar tırlarla geliyor, büyük bir organizasyon var. Hiçbirimizin güvende olmadığını ve bunun bir ülke güvenlik krizi olduğunu göz önünde bulundurmak istiyoruz.

Bizler de diğer meslek örgütleri de gerek önce parayla gerek siyasi saiklerle tehdit ediliyoruz. Bu iş tek bir meslek örgütünü veya tek bir kişiyi ilgilendirmiyor.

Biz güvende yaşamak istiyoruz, korkmadan gece evimizde uyumak istiyoruz. Yurttaş olarak daha doğal bir hak talebimiz olamaz”

Aysal: Sadece mesleklerini yapmaya çalışan arkadaşlarımıza da yönelen tehditler var

KTMMOB Başkanı Seran Aysal ise yaptığı konuşmasında, ülkede uzun zamandır gazetecilerin ve basın emekçilerinin tehdit edildiğini söyleyerek, farklı meslek gruplarına mensup kişilerin de bu tehditlerin hedefi haline geldiğini belirtti.

Aysal, “Bugün yaşanan son olayda görüyoruz ki artık yalnızca basına emekçileri değil birlikte çalıştığımız ve sadece mesleklerini yapmaya çalışan arkadaşlarımıza da yönelen tehditler var” dedi.

“Tehditler; toplumu yok olmakla tehdit eder hale geldi”

Aysal şöyle devam etti;

“Ne yazık ki ülkemizde uzun zamandır hukuksuzluğun kalıcı hale geldiği bir sistem var. Bununla birlikte organize bir faaliyet söz konusudur. Ve bunun sonucunda bireylere, gazetecilerimize, basın mensuplarımıza, meslek sahibi insanlara yönelik tehditler; toplumu yok olmakla tehdit eder hale gelmiştir.

Bunlar bireylere yönelik tehditler değildir. Bunları doğru okuduğumuzda; aslında toplumumuzun tamamının tehdit altında olduğunu görebiliriz.

“Yarın kimin tehdit altında olacağı bilinmiyor. Hepimiz tehdit altındayız”

Bugün meslektaşlarımız ve basından arkadaşlarımız tehdit altındadır ancak yarın kimin tehdit altında olacağı bilinmiyor. Hepimiz tehdit altındayız.

Dolayısıyla iktidarda olanların ve yetki sahiplerinin ülkemizdeki güvenlik ortamını hızlıca temin etmesi gerekmektedir. Aksi takdirde insanlar çetelerle yüz yüze gelecektir.

Ne olursa olsun vatandaşlarımızın yanında durmaya devam edeceğiz”

Özgür Haber Merkezi















Başa dön tuşu