
Kıbrıs‘ın kalbine saplanan ve 52 yıldır çıkarılmayan ve ardından Türkiye‘nin askeri müdahalesini getiren bir hançer; 15 Temmuz Yunan Cuntası Darbesi… Dönemin Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Başpiskopos Makarios‘u devirmek için EOKA-B‘nin desteğiyle yapılan darbe sonrası, Kıbrıs bir daha eskisi gibi olamadı. Adanın sınırlarla ikiye bölündüğü o tarihin üzerinden tam 52 yıl geçti…
Anayasal düzeni yerle bir eden, Kıbrıslıları yurtlarının diğer yarısına hapseden darbe sonrası en ağır fatura ise Kıbrıslıtürklere çıktı…
52 yıllık hançer…
1967 yılında Yunanistan’da kurulan askeri yönetimle ters düşen Makarios, bağımsız bir dış politika izlemeye başladı. Yorgos Grivas tarafından kurulan EOKA-B örgütünün adadaki kutulaştırıcı politikaları da gergin devam eden sürece ivme kazandırdı.

Makarios 2 Temmuz 1974’de, Yunan Cumhurbaşkanı General Phaedo Gizikis’e bir mektup göndererek, Atina yönetimini Kıbrıs’ın iç işlerine karışmakla suçladı, Yunan subaylarının adadan geri çekilmesini istedi.

Adada meydana gelen silahlı eylemler ve iç çatışmaları körükleyen olaylar darbeye giden zemini güçlendirdi ve 15 Temmuz 1974 sabahı, Yunanistan’daki askeri cuntanın liderlerinden Dimitrios İoannidis’in talimatıyla, Yunan subayların kontrolündeki Kıbrıs Milli Muhafız Ordusu ve EOKA-B ilk önce Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nı hedef aldı.
Atina’ya “Aleksandros hastaneye girdi” şifresiyle bildirilen darbe sırasında, Cumhurbaşkanı Başpiskopos Makarios binadan kaçmayı başardı, arıdından da EOKA-B liderlerinden Nikos Sampson Cumhurbaşkanı ilan edildi.

Darbenin başlıca amacı, Kıbrıs’ı Yunanistan’a bağlamak yani ENOSİS hayalini gerçekleştirmekti.
Darbeden kaçan Makarios, önce Baf’a geçti; daha sonra İngiliz üsleri üzerinden adadan ayrıldı. 19 Temmuz 1974’te Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde yaptığı konuşmada, Yunanistan’daki cuntanın Kıbrıs’a müdahalesini “işgal” olarak nitelendirdi.

20 Temmuz 1974 sabahı ise Türkiye Kıbrıs’a denizden ve havadan çıkarma yaparak askeri harekat başlattı. Ankara, müdahaleyi 1960 Garanti Antlaşması’ndan doğan haklara ve Kıbrıslıtürklerin güvenliğini sağlama gerekçesine dayandırdı.
O gün adanın bugün hala devam eden bölünme süreci başlamış oldu. Büyük acıların yaşandığı, hala bugün yeni açılan toplu mezarlarda yüzlerce insanın can verdiği, binlerce insanın evlerinden olduğu süreç, Kıbrıslıların hafızasında hala canlılığını koruyor.

1974 Temmuz’unun üzerinden 52 yıl geçti. Kıbrıslılar hala ülkelerinin diğer yarısına kimlik kontolüyle geçebiliyor. Adanın yeniden birleşmesi için Birleşmiş Milletler öncülüğünde yürütülen müzakerelerde ise henüz sonuç alınabilmiş değil.





















