InstagramKöşe Yazarlarımız

Aidiyetsizliğin Zehri







Üç harf, iki hece.

Söylemesi kolay, altını doldurması imkânsız. Kardeşin kardeşe düştüğü topraklarda tüm silahlar bir şeyin içine teker teker bırakılıp yakılıyor.

Flaşlar patlıyor, alkışlar yükseliyor, haber başlıkları hazırlanıyor. Barış imzalandı, diyorlar.

Ama Selahattin Demirtaş hâlâ tutsak. Osman Kavala hâlâ tutsak. Gezi’nin çocukları hâlâ içeride.

Kayyumlar belediyeleri işgal etmiş. İradenin hükmü, halkın sözü çoktan susturulmuş. Ve onların dilinde barış var.

Oysa barış dedikleri, menfaatlerinin sessizliğinden ibaret. Barış dedikleri, nefessiz bırakılmış halkların üzerine örtülen kirli bir yorgan.

Barış dedikleri, kendi icat ettikleri tanrılara kestikleri yeni bir kurban.

Neyse, yeni bir dava için koz vermeyeyim zorbaların eline.

Malum, bizim gibi popüler olmayan halkın sistem tarafından hukuksuzluğa maruz kalındığında yanında yöresinde destek verecek kimseleri yok; yaşadım, biliyorum.

Koca ada da bir tek gazeteci dostum, yoldaşım Nikolas Stelya her anımda yanımda olmaya çalıştı.

Gerisi mi? Müthiş bir sessizlik…

Desteği bırak, bir garasakaldan daha kurtulduk diye kutlama yaparlar yolumuzda omuzdaş, yoldaş sandıklarımız.

Trajikomik değil mi…

Neyse, bu çok uzun bir konu. Bir ara “gara sakal gara mizah” deyip uzun uzun anlatacağım.

Memleket meselesi, aidiyetsizlik falan derken, tüm bu hengâmenin ortasında bir masada tek başıma oturuyorum.

Kahvem var elimde. Ne kadar şeker koysam da alışamadım bu merete; zehir gibi acı. Bir de hiç geçmeyen bir ağırlık var içimde. Tarifi yok.

Ezginin Günlüğü’nün bir şarkısı vardı hani, “Eksik bir şey mi var hayatımda” diye. Boşluk daha başka ve bu denli güzel anlatılamazdı.

Yazmaya bile hevesim yok. Her şeyi yitirmiş gibi hissediyorum; bir umut da yok, tıpkı memleket gibi.

Siyasetle özel ilişkimi sorgulayacağınızı biliyorum ama memleketle birbirimize çok benziyoruz, bunu benim gibi aidiyetsiz olanlar anlar.

Her yanımız işgal, her yanımız talan, her yanımız zulüm; inancı yitirip baharı yaşayamaz olduk. Böyle günlerde ruhum kalemi aldırmıyor elime. Ama yine de yazmak zorundayım.

Çünkü kelimelerim susarsa, bu yalan düzen daha da gürültülü oluyor. Susturamıyorum zihnimi. Hem, yalnızlığımın başka arkadaşı da yok ki.

Belki de sağlam bir elin beni sarsması gerekiyordur kendime gelebilmem için… Kim bilir.

Ama bugün değil. Bugün sadece sessiz kalmak istiyorum. Çünkü bazen en devrimci eylem, kalabalığın ortasında sessizce ağlamaktır.

Öperim hırpalanmış kalbinizden.















Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu