InstagramKöşe Yazarlarımız

Bazı Hadsizler Gücünü Koltuktan Aldığını Zannediyor







İnsan oğlu tuhaf bir varlık…

Eline bir makam, bir unvan, bir koltuk geçtiği anda sanki başka bir kalıba girmek zorundaymış gibi davranıyor.

O koltuğun geçiciliğini, o saygının makamdan kaynaklandığını ve bir gün çekip gidenin koltuk; geriye kalan kişinin kendi karakteri olduğunu unutuyor.

Ve ne yazık ki bu unutkanlığın adı çoğu zaman güç zehirlenmesi oluyor.

Özellikle de devletin sağladığı imkânları ve halka sunduğu sosyal destekleri, kendi başarısıymış gibi sunan, maaş alarak yapıması gereken hizmetleri bile “bakın ben yaptım” havasıyla vatandaşa pazarlamaya çalışanlar var.

Devletin verdiği görevi, yetkiyi ve imkânı kendi siyasi sermayesiymiş gibi gösterenler…

Bu tipler, makamın ağırlığını kendi kişisel menfaatine yontmaya çalışanların en tehlikelisi. Ne de olsa başka makam, koltuk peşinde.

Kırsal bölgelerde bu tür baskıcı ve kibirli tavırların daha etkili olması ise ayrı bir acı gerçek. Çünkü halk, günlük yaşam içinde yüz yüze olduğu gücü sorgularken kendini yalnız hissedebiliyor.

Bir bakmışsınız makam sahibi, devlet adına yapılması gereken adımları bile sanki kendi cebinden karşılıyormuş gibi lanse ediyor.

Bu tavır büyüdükçe, hadsizlik de cesaret buluyor; kişi kendi çamurunda debelendiğini fark etmeden daha da dibe batıyor.

Oysa çok basit bir gerçek var; Devlet halk içindir.

Devletin gücünü, yetkisini veya imkânlarını kendi çıkarına alet etmek sadece etik dışı değil; aynı zamanda ahlak dışıdır.

Eğer birinin gerçekten cesareti varsa, kimliğini saklamaz, perde arkasından konuşmaz. Kendi adıyla meydana çıkar.

Halkın karşısına çıkacak özgüveni yoksa, o koltuğun gücüne sığınması da kimseyi kandırmaz. Siyaseten gideceği yolda da yalnız kalmaya mahkumdur.

Bugün sosyal medyada kurulan balon dünyalar, sahte kahramanları daha görünür hâle getiriyor.

Gerçek bir hizmeti bile yokken, iki fotoğrafla, yalan haberlerle ve sahte hesaplarla kendini memleket kurtarıcısı ilan eden tipler türedi.

Karpaz bölgesinde de bu tür bir yapılanmanın adım adım çoğaldığını görüyoruz. Şişirilmiş özgüven, sahte güç gösterileri, arkası boş söylemler…

Fakat şimdiden söyleyelim; Dünün güneşiyle bugünün çamaşırı kurumaz. Eski ezberlerle, eski oyunlarla bu bölgeyi yönetmek isteyenlerin işi artık eskisi kadar kolay değil.

Çünkü halk gördü, öğrendi, bilinçlendi. Hizmetin gerçek halini, samimiyetin ölçüsünü, kibirlilerin de foyasını artık çok daha çabuk fark ediyor.

Halk için gerçekten çalışanla, koltuğun verdiği yetkiyle hava atan arasındaki farkı ayırt etmek hiç olmadığı kadar kolay.

Halka hizmet etmek; kişisel hırsla, siyasi şovla, makam şatafatıyla olmaz. Devletin imkânlarını kendi propagandasına dönüştürenler, günü geldiğinde koltuğu kaybettiklerinde geriye ne kaldığını acı bir şekilde görürler.

Çünkü o gün, onları ayakta tutan şey makam değil, karakterdir. Karakter yoksunu olanlar için bu sorun olmayacaktır ama halk gereken cevabı her zaman verir.

Ve unutulmasın: Koltuktan güç alanın gücü, koltuk kalkınca biter. Halktan güç alanın ise halk kadar ömrü vardır.

Güneşin Doğduğu Yerden Herkese Selam Olsun.













Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu