Çocuklara Reva Görülen Bu Mu?

Eğitimin temeli, çocukların güvenliğini ve sağlıklı gelişimini öncelemek üzerine kurulur.
Fakat yaşanan süreç, bu temel kavramın içinin nasıl boşaldığını açıkça gösterdi.
Okula gelmiş çocuklara yapılan özensiz duyuru, sadece bir bilgilendirme eksikliği değildir; bu ülkenin çocuklarına verilen değerin seviyesini gösteren acı bir işarettir.
Çünkü bir eğitim kurumu, sabah kapısından içeri giren her öğrencinin sorumluluğunu üstlenir hem fiziksel hem duygusal olarak. Ve bugün bu sorumluluk, göz göre göre yere bırakıldı.
Eğitim Bakanlığı’nın sınıfta kaldığını artık herkes görüyor da, asıl acı olan bugün yaşanan duyurunun basitliği ve özensizliğidir.
Okula zaten gelmiş olan çocuklara yapılan açıklama, en kaba tabirle “bizim için bir öneminiz yok” demektir. Bu çocuklar, günün belirli saatleri boyunca okul yönetiminin ve öğretmenlerin sorumluluğu altındadır.
Önceden duyuru yapılmadığı gibi, hazır okuldayken öğrencilerin aileleri aranıp evlerine güvenle ulaştıklarından emin olunmadı. Çocuklar kendi imkânlarıyla yola bırakıldı.
Bir çocuğun güvenliğini sağlamak; bir öğretmenin, bir idarenin, hatta Bakanlığın mesai saati değil, mesleki ve vicdani yükümlülüğüdür.
Dürüst ve işini hakkıyla yapan öğretmenin her zaman yanındayım; ama “yeter ki saat dolsun” diye hareket eden, sorumluluğu görmezden gelen anlayışın da sonuna kadar karşısında dururum.
Çünkü eğitim dediğimiz şey sadece ders anlatmak değildir; çocuk emanetidir. Bu yaşanan olay tek değil, izole hiç değil. Günlerdir konteyner sınıflarda ders yapan öğrenciler ortada duruyor.
Yağmur yağdığında su giren alanlar, nefes alamayan derslikler, hiçbir sosyal imkânın olmadığı geçici yapılar…
Ve tam aynı dönemde tüm imkânlarıyla yepyeni bir bina yükseliyor. Öncelik sırası yanlış. Talep edenlerin büyük kısmının çocukları özel kolejlerde okurken, devlet okullarının çocukları hâlâ geçici yapılara sıkıştırılıyor.
Konteyner sınıflar hâlâ dururken, okul binaları bakımsızken, kapılar, duvarlar, tuvaletler sorunlu haldeyken, bütçenin başka yerlere akması kabul edilebilir değil.
İnsanların talebi basit; Var olan okullarının onarılması, düzenlenmesi, çocuklarının sağlıklı, güvenli, nefes alınabilir alanlarda eğitim görmesi. Çocuk dediğin ses duymalı, oyun görmeli, etkinlik alanı bulmalı; sadece ders anlatılan dört duvar arasında değil.
Bu yüzden mesele bir duyurudan ibaret değil; yönetim anlayışının net fotoğrafıdır. Çocuklara ayrılan alan belli, verilen değer belli, öncelik sırası belli.
Konteynerde nefes almaya çalışan çocukların ihtiyaçları çözülmeden, en temel sorunlar giderilmeden, gurur duyulacak projelerin hiçbir anlamı yok.
Sorun açıktır; Sorunun var olduğunu bile kabul etmeyen bir yönetim var.
Çocuğu öncelemeyen bir sistem var. Ve en kötüsü, buna alışmaya başlayan bir toplum tablosu ortaya çıkıyor. Gerçekten battık… ve kimse de tutmaya çalışmıyor.



















