Bütçe Oylamasının Gösterdikleri

Meclis‘te haftalardır devam eden 2026 yılı bütçe çalışmaları geçtiğimiz hafta sona erdi. Yapılan oylama sonucunda, 2026 yılı bütçesi 28 Evet ve 2 Hayır oyu ile onaylandı.
Meclis’te 49 vekil olduğunu bildiğimizden, 19 vekilin oylamada hazır bulunmadığı kolayca hesaplanabilir. Bu vekillerin hepsi de “rejim içi muhalefete” mensup vekillerdir.
Bu sonuca baktığımızda, rejim muhalefetinin oylamaya katılıp “Hayır” oyu vermek için zahmete girmediğini görebiliyoruz. Belli ki bütçenin oy birliği ile geçmemesi için, 2 nöbetçi vekil Meclis’te bırakılmış ve 19 vekil de evlerine sıcak yataklarına dönmüşler.
Bu tutumun, “nolacak yahu, öyle de geçecek böyle de geçecek” zihniyeti ile geliştirilmiş, “bari evimize gidip dinlenelim” zihniyetinden kaynaklandığını anlayabiliyoruz. Bu zihniyet, rejim muhalefetinin karakterini ortaya koyan temel göstergelerden biridir.
Öncelikle, sonuç ne olursa olsun her vekil görevinin başında olmakla ve kendilerini seçen vatandaşların iradesini Meclis’te temsil etmekle yükümlüdür. Bu her şeyden önce etik bir yükümlülüktür.
Rejim muhalefeti “n’olacak yahu, zaten bir şey değişmeyecek” şeklindeki tavrıyla, kendilerine oy veren vatandaşların iradesine saygısızlık yapmıştır.
Bunun yanında “zaten bir şey değişmeyecek” tutumu ile Meclis’teki oylamaya katılmayan rejim muhalefetinin, “zaten bir şey değişmeyecek” düşüncesi ile seçimi boykot eden, sandığa gitmeyen vatandaşlara söyleyecek bir sözü olamaz.
Sandığa gitmeyen vatandaşlar da, tıpkı rejim muhalefeti gibi düşünmektedirler; “sandığa gitsem n’olacak, zaten bir şey değişmeyecek!”
Oysa muhalefeti ile hükümeti ile tüm rejim partileri, her seçim halka aynı nakaratı tekrarlamakta; “oy kullanmak vatandaşlık görevidir” demektedirler. Dünyada oy kullanmayı bir görev olarak tanımlayan, zorunlu tutan çeşitli ülkeler vardır.
Ama bizim yasalarımıza göre oy kullanmak bir görev değil haktır! Halbuki vekillerin parlamento çalışmalarına katılması keyiflerine bırakılmış bir hak değil tam tersine bir görevdir! Kendi görevlerini yerine getirmeyenlerin, vatandaşa söyleyecek hiçbir sözü olamaz!
Rejim muhalefetinin, her türlü konfora sahip olduğu bir binada, kişisel odaları, dinlenme ve kabul salonları bulunan bir mekanda, birkaç saat bekleme zahmetine katlanarak “hayır” demeyi dahi “zor” bulması çok öğreticidir.
En makul koşullarda dahi zorlanan bu muhalefet, nasıl sokağa çıksın, nasıl grevler örgütlesin, nasıl mitingler yapsın, nasıl yürüyüşler düzenlesin, nasıl fiili ve fiziki mücadele yürütsün?
Külliye konforlu ve klimalıdır, ama sokak soğuktur, yağmurludur, çamurludur, riskli ve zahmetlidir!
Külliyede bekleyemeyen vekiller, sokakta ne hallere düşer kim bilir! Külliye’nin konforunda dahi muhalefet icra edemeyenlerin, erken seçim için hükümeti rahatsız edebileceğine inanmak yanında, Noel Baba‘ya inanmak daha gerçekçi bir “inanç” sayılabilir.
Bu eleştirilerimizi dile getirdiğimizde, bizi “ucuz muhalefet” yapmakla suçlayanlar olacaktır. Futbol takımı taraftarlığından öte bir derinliği olmayanların fikrini değiştiremeyeceğimizi biliyoruz.
Ama başka alternatifi olmadığını düşündüğü için UBP-DP-YDP zorbalığına tepki duyup, rejim muhalefetini mecburiyetten destekleyen; bu memleketin emekçi kitlelerine saygımızdan, “ucuz muhalefet” ithamına yanıt verelim…
Öncelikle evet, bu rejimde Bağımsızlık Yolu’nun muhalefeti tıpkı emeğimiz, canımız, geleceğimiz gibi ucuzdur!
Bizim için bir şeyin değeri, onun fiyatı ile ölçülmediğinden, “beleş” olanın “pahalı” olanda daha değerli olabileceğini çok iyi biliyoruz. Ve biliyoruz ki fiyatı olan her şey satılıktır!
Tıpkı sermayeye satılmış rejim muhalefeti gibi…
Sizin “ucuz muhalefet” dediğiniz şey; onurlu bir “hayır“a fiyat biçme girişimidir. Oysa “hayır” kelimesi, her türlü muhalefetin başlangıç noktasıdır.
Tam 19 tane “hayır“dan kendi gönlü ile vazgeçenlerin, onurlu bir direnişi sonuçlarından bağımsız olarak kavraması zaten mümkün değildir.
Bükemeyeceği bileği öpenler ile değiştiremeyeceğini düşündüğü koşullara teslim olanlar, sadece “hayır” diyebilmenin bir halka kattığı özsaygıyı anlayamazlar…
Ve son olarak, rejim muhalefeti Meclis’te takındığı tutum ile aslında çok önemli bir mesaj da vermiştir. Bu mesaj, Meclis’te rejim muhalefetine mensup 21 vekil olması ile 2 vekil olması arasında hiçbir farkın olmadığı mesajıdır.
Ellerinde tam 21 “hayır” oyu olmasına rağmen, bunun sadece 2 tanesi ile yetinenler ve “ne farkeder ki ha 21 ha 2, sonuç gene aynı” diyenlerin mesajıdır bu…
İşte bu mesaja yürekten katılıyoruz. Meclis’teki fazlalık 19 vekil yerine, gerçek bir muhalefetin varlığı ile oluşacak fark, emekçinin partisi Bağımsızlık Yolu o Meclis’e girdiğinde çok net görülecek.
İşte o vakit, hükümeti ile muhalefeti ile rejim için Meclis salonları da en az sokaklar kadar huzursuz bir yer olacak!




















