InstagramKöşe Yazarlarımız

Maduro İtirafçı Olursa







Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun, askeri bir operasyonla kaçırılarak, yargılanmak üzere New York’a götürülmesi olayı tüm dünyanın gündeminde öne çıkmakta ve ABD uluslararası hukuku çiğneyen “haydut devlet” olarak suçlanmaktadır.

Devlet Başkanı kaçırma veya devlet başkanlarına yönelik saldırı organize etme; ABD’nin geçmişte de birçok kez yaptığı bir operasyondur.

1953’te İran’da Musaddık Darbesi, 1961’de Dominik’te solcu diktatör Trujillo’nun öldürülmesi, 1961’de Kongo Başbakanı Lumumba’nın öldürülmesi, 1961–62 yıllarında Küba Devlet Başkanı Fidel Castro’ya sekiz kez suikast düzenlenmesi, 1973’te Şili’de darbe ve Başbakan Salvador Allande’nin öldürülmesi, 1989’da Panama Devlet Başkanı Manuel Noriega’nın ABD’ye kaçırılarak yargılanması, Irak’ın işgal edilerek Devlet Başkanı Saddam Hüseyin’in uyduruk mahkemede yargılanarak asılması, Libya Devlet Başkanı Muammer Gaddafi’nin öldürülmesi verilebilecek örneklerden bazılarıdır.

Güçlünün hukukunun geçerli olduğu bir dünyada yaşamaktayız. Dünyanın her ülkesinde faaliyet gösteren ABDİngiliz orijinli, Yahudi kökenli adını “küresel güçler” olarak tanımladığımız bir avuç insan dünyayı yönetmektedir.

Onlar için önemli olan para ve güçtür.

Çıkardıkları savaşlarda veya doğal afetlerde ölen insanlar, onlar için zayiat ve rakamdan öte bir anlam ifade etmemektedir.

Sözde seçimle iktidara getirdikleri soldan ve sağdan yöneticileri kendi dünya düzenleri için bir kukla olarak kullanmaktadırlar.

Bir ülkedeki iktidarı ele geçirmek için ellerinde olan medyayı da kullanarak, kendilerine hizmet edecek kuklaları parlatmakta ve para, tehdit, şantaj veya ödüllerle istediklerini yönetime getirmektedirler.

Venezuela’da yaşananlar buna verilebilecek en güzel örnektir. 7 Ekim 2025 tarihinde, İsveç’in başşehri Oslo’da düzenlenen ödül töreninde, Venezuela muhalefet lideri Maria Corina Machado’ya ülkesinde demokrasi mücadelesine yaptığı katkılardan dolayı Nobel Barış Ödülü verildi.

Machado burada yaptığı konuşmada, demokrasiye yaptığı katkılardan dolayı ödülü ABD Başkanı Donald Trump’a ithaf etti.

Machado, İsrail’in Gazze’ye yaptığı saldırılarda da İsrail’e destek çıkmıştı. Ne ilginçtir ki, ödül töreninin üzerinden iki ay geçtikten sonra ise Maduro ve eşi çok korunaklı sığınağından, hiçbir direniş gösterilmeden, ABD’nin Delta Force Timi tarafından tereyağından kıl çeker gibi alınıp, New York’a götürüldü.

Nicolas Maduro, otobüs şoförlüğünden sendika liderliğine, oradan da Devlet Başkanı Hugo Chavez’in kanserden ölümünden sonra başkanlığa seçilmişti.

Venezuela başta altın ve petrol olmak üzere çok zengin yeraltı kaynaklarına sahip olmakla birlikte, gelir dağılımı adaletsizliği, yolsuzluk, rüşvet, uyuşturucu kaçakçılığı ve insan haklarıyla özgürlükler yönünden sicili oldukça kirli bir yönetime sahiptir.

Son on yılda 9 milyon Venezuela vatandaşı ülkeyi çeşitli nedenlerden dolayı terk etti. 2013 yılında seçimle iş başına gelen Nicolas Maduro bu düzeni değiştirmekte başarılı olamadığı gibi 2018’de yapılan seçimde, tartışmalı bir şekilde iktidarını sürdürmekteydi.

Ülke yönetimi, ABD, Avrupa Birliği ve bazı Latin ülkelerinin desteklediği “parlamento” ve Rusya, Çin, İran ve Türkiye’nin desteklediği “tek adam” arasındaki iktidarın meşruluğu kavgasıyla çalkalanmaktaydı.

Türkiye ile Venezuela arasındaki ilişki, Reza Zarrab’ın aracılığında, İran ile altın karşılığı ticaret yapılması ile gündeme geldi. Bilindiği gibi Reza Zarrab itirafçı olarak, ABD’ye teslim oldu.

Her nedense, ABD’deki mahkemede yıllardan beri, sonuçlanmayan Reza Zarrab, Halk Bankası Davası Türkiye’deki tek adam rejiminin başında “Demokles’in Kılıcı” gibi durmaktadır.

Tayyip Erdoğan’ın “Maduro kardeşim dik dur eğilme, Türkiye seninle” demesinin altında yatan sebebin ne olduğunu yakında New York mahkemesinde başlayacak davada daha iyi anlayacağız.

Bilindiği gibi TC Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2018 yılında Venezuela’ya, Nicolas Maduro ise 2022 yılında Türkiye’ye resmi ziyaretlerde bulunmuşlardı.

Ne ilginçtir ki, 2018 yılında Nicolas Maduro Çin’e yaptığı resmi ziyaret dönüşü İstanbul’da iki saatlik mola vererek, çok kısa zamanda ünlenmesi ve dünya markası olması sorgulanan “Nusret Et Lokantası“nda yemek yemişti.

Venezuela’da halk sefalet içinde iken Maduro’nun buraya yaptığı ziyaret ülkesinde eleştiri ve protestolara neden olmuştu.

Bilindiği gibi Sedat Peker’in konuşmalarına konu olan ve AKP iktidarına yakın kişilerin isimlerinin geçtiği kokain kaçakçılığı konusunun çıkış yeri de Venezuela’dır.

Tüm bu konulara baktığımızda, Maduro’nun kaçırıldığı veya ABD’ye teslim olduğu ile ilgili tartışmaları değerlendirdiğimizde ve geçtiğimiz aylarda, Türkiye’deki uyuşturucu kullanma üstünden yapılan tutuklamalara da baktığımızda bazı çevrelerin tedirginliğini görebilmekteyiz.

Hele bir de Maduro itirafçı olursa, seyreyleyin cümbüşü!…

Küresel güçlerin egemenliğindeki bir dünyada güçlünün hukuku egemendir. Büyük Orta Doğu Projesi ile bölgemizde yaşanan gelişmelerde, sıranın İran’a geldiği açıktır.

Küresel güçler adına hareket eden ABD’nin tarihin hiçbir döneminde uluslararası hukuku tanımadığını unutup, kendi ülkemizdeki işgale sesini çıkarmayan, Mustafa Akıncı tehdit edilirken susan, Maduro olayında “işgal ve iradeye müdahaleyi” hatırlayan, ülkemizdeki “dinozor solcuların” ve iradesi elinden alınmış Erdoğan – AKP iktidarının ABD’ye hizmet ettiğini göremeyenlerin “Yeni Dünya Düzeni”ni hala anlayamadıkları ortadadır.















Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu