InstagramKöşe Yazarlarımız

Karpaz’da Göçün Ardındaki Çaresizlik







Karpaz’da 14 köyü gezerken uzun zamandır görmediğim arkadaşlarımı görüyorum. Ayaküstü başlayan sohbetlerimiz kısa sürede memleketin genel derdine dönüyor.

Bölgeden yıllar önce iş bulmak için ayrılmış olmalarına rağmen her şeyi hâlâ yakından takip ettiklerini görüyorum.

Bu topraklardan uzak olsalar da akıllarının ve yüreklerinin hâlâ burada olduğunu görmek beni hem mutlu ediyor hem de düşündürüyor. Özellikle bölgesel kalkınma konusunda hâlâ gaile çekmeleri umut verici.

Ancak sohbetimiz ilerledikçe başka bir gerçek daha ortaya çıkıyor; İşsizlik yüzünden göç eden birçok arkadaşım artık geri dönmenin yollarını arıyor.

Bir mutsuzluk ve umutsuzluk var. Kimisi köye dönmek istiyor, kimisi ise en azından köyle bağını koparmadan bir şekilde hayata tutunmaya çalışıyor.

Göç ettikten sonra karşılaştıkları hayat ise hiç de kolay değil. Yüksek kira giderleri, belirsiz çalışma koşulları, uzun çalışma saatleri ve sınırlı gelir…

İnsan ister istemez şu soruyu soruyor; Bu insanlar nasıl ayakta kalacak?

Tam da bu noktada aklıma şu soru da geliyor; Gençlerin köylerine dönmesi, buralarda kendi işini kurması ve kök salması için gerçekten tek bir devlet politikası var mı?

Göç eden arkadaşlarımın durumunu gördükçe insanın içi acıyor. Mecburiyetten göç etmişler. Şimdi şehirde kira ödeyecekler, özel sektörde sınırlı maaşla çalışacaklar ve hayatın yükünü omuzlayacaklar.

İnsan sormadan edemiyor; Bu insanlar nasıl ve neye güvenerek yuva kuracak?

Ne yazık ki bugüne kadar hükümetlerin bu konuda ortaya koyduğu ciddi ve sürdürülebilir bir politika görmek zor.

Oysa gençlerin köylerinde kalmasını sağlayacak projeler geliştirmek devletin en temel sorumluluklarından biridir.

Neden gençlerin köylerinde, aileleriyle birlikte kalmasına destek verilmiyor?

Neden ev yapmaları, üretim yapmaları ve kendi işlerini kurmaları için ciddi adımlar atılmıyor?

Yönetenlerin de yönetime talip olanların da bu konuda radikal ve somut politikalar ortaya koyması gerekir. İnsanlara umut verecek adımlar atılmalı. Söz değil, uygulanabilir projeler ortaya konmalıdır.

Karpaz küçük bir yer değil. Bölge büyük, coğrafya geniş ve imkanlar oldukça fazla. Tarımdan turizme, üretimden küçük işletmelere kadar birçok alanda doğru politikalarla gelişim sağlanabilir, iş imkânı yaratılabilir.

Ben arkadaşlarımın çaresizliğini görünce gerçekten üzülüyorum. Çünkü bu insanlar bu durumda olmamalı. Bu zengin topraklar işlenmeli, katma değer ile değer kazanmalı ve üretim yeniden köylünün kazancına dönüşmelidir.

Bunun için aslında gereken şey çok karmaşık değil; Niyet ve irade.

Ve belki de en önemlisi; aynı sokağın tozunu yutan, aynı dertleri yaşayan, bu bölgenin ihtiyaçlarını iyi bilen insanların talepkâr olarak yönetime talip olmasıdır.

Eğer bu topraklara karşı bir sorumluluğumuz varsa, üzerimize düşeni yapmak zorundayız.

Çünkü bu artık bir tercih değil, bir zorunluluktur.

Güneşin Doğduğu Yerden, Herkese Selam Olsun.













Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu