Basın Tarihi: Savcı Doğan Öz’ü Kimler, Neden Öldürdü?

12 yıl önceki gazetelerin sadece bir tanesinde gördüğüm bir haber çok dikkatimi çekti. 10 Haziran 2014 tarihli HaberTürk gazetesinin ilk sayfasının dibinde iki sutuna şu başlık vardı:
“Kontrgerillanın belgesi raftan yine inemedi”
Zülfikar Ali Aydın imzalı haberin spotu da şöyleydi:
“36 yıl önce kontrgerillayı araştırırken öldürülen Savcı Doğan Öz dosyası açıldı ama savcı atanamadı. ’Derin devleti, kontrgerillayı aydınlatır’ denilen 4 belge bekleniyor”

Doğan Öz, devlet içindeki yasa dışı yapılanmaları (kontrgerilla) araştırıp dönemin başbakanı Bülent Ecevit’e bir rapor vermişti.
Sonrasını Vikipedi şöyle anlatıyor:
“Doğan Öz, 24 Mart 1978 sabahı işe gitmek üzere evinden çıkıp arabasına doğru hareket etti. Anadol marka arabasına bindi ve aracı çalıştırdı, bu sırada motorun ısınmasını beklerken arabanın ön tarafında Ülkü Ocakları’nın bir parçası olan İbrahim Çiftçi belirdi ve elindeki tabanca ile Öz’e altı el ateş etti. Çiftçi olay yerinden koşarak kaçtı.
Suikastın ardından 26 Aralık 1978’de yakalanan Turizm Ticaret Yüksekokulu öğrencisi İbrahim Çiftçi ifadesinde öldürdüğünü itiraf etti. Çiftçi, yargılamalar sonucu hüküm giydi ve 3 Ağustos 1979’da idama mahkûm edildi. Kararda cinayetteki rolleri nedeniyle MHP Konya Milletvekili İhsan Kabadayı ile MHP Genel Sekreteri Nevzat Köseoğlu ve Yaşar Okuyan hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verildi”
“18 görgü tanığının ifadesi ve dört kez çıkan idam kararına karşın Çiftçi beraat etti.
Beraat kararı hem Çiftçi hem de Öz ailesi tarafından ‘şaşkınlıkla karşılandı’, öyle ki bazı raporlara göre kendisine tahliye edildiği söylendiğinde Çiftçi ‘Hayır. Beni öldüreceksiniz. Çıkmıyorum’ diye tepki vermişti.
Çiftçi, Mamak Askerî Cezaevi’nden çıkar çıkmaz İLKSAN’a müdür tayin edildi.
MHP Genel İdare Kurulu üyeliği yaptı.
İş ortağının şüpheli bir biçimde öldürülmesinin ardından gözaltına alındı.
1997’de yapılan MHP Kurultayı’nda genel başkanlığa adaylığını koydu.
Devlet dairelerine akaryakıt satan şirketler kuran Çiftçi, ihalelere giren bir iş insanı oldu”
Biz, Basın Tarihi’nin izinden 12 yıl öncesindeki Habertürk gazetesinin haberine dönelim.
Peki, 2014 yılında dosyası yeniden açılan davanın sonucu ne oldu?
“Ankara Cumhuriyet Savcı Yardımcısı Doğan Öz’ün ailesinin, cinayetin ardındaki kamu görevlilerinin yargılanması talebiyle 2014 yılında yaptığı suç duyuruları ve girişimler sonuçsuz kalmış ve reddedilmiştir.
12 Eylül dönemi yargılamaları neticesinde cinayetin faili İbrahim Çiftçi itiraflarına rağmen beraat ettirilmiş, yıllar sonra ailenin hukuki yollardan talep ettiği ‘yeniden yargılama’ ve ‘faillerin ortaya çıkarılması’ talepleri hukuki engeller ve zamanaşımı nedeniyle kabul edilmemiştir”
Doğan Öz cinayeti bir metabolizmadan alınmış bir damla kan gibi… Buraların hukuka bakışını bir anda görebiliyorsunuz.
Şimdilerde “faili meçhul cinayetler” ve “devlet aklı” gündemde ya…
Doğan Öz cinayeti iki kavrama da berraklık getiriyor… Bizde bırakın “faili meçhulleri” faili “belli” olanların bile adaletten payını alamadığını gösteriyor.
Siyasal iktidar dönemsel olarak “Barış Süreci” benzeri “faili meçhul cinayetleri” de gündeme getirir… Ama hiçbir zaman nihayete ulaşmaz… Cinayetler büyük çoğunlukla karanlıkta kalmaya devam eder.
Nitekim 31 yıldır Cumartesi Anneleri’nin kaybolan yakınlarının failleri de ortalarda yok.
“Faili Meçhul Cinayetler” konusunda durum bu.
İkinci popüler kavram “devlet aklı”na gelince…
Bu hukuk devletinin fiilen intiharı olan bu “faili meçhul cinayetlerin” bulunduğu resimde bir “devlet aklı” var mı?
“Var” diyenlerin, o aklın nasıl bir akıl olduğunu da söylemesi gerekiyor herhalde.




















