InstagramKıbrısManşetYaşam

“Kayıplarımız, ‘öteki’ni yaratmak için kullanıldı”







Kıbrıslıtürk ve Kıbrıslırum ailelerden oluşan, İki Toplumlu Kayıp Yakınları ve Savaş Mağdurları Derneği, 15 ve 20 Temmuz günlerinin Kıbrıslıtürk ve Kıbrıslırum toplumları açısından, adayı parçalayan, sevdiklerini alan, ardından da acı, belirsizlik ve soru işaretleri bırakan günler olduğunu vurguladı.

Dernek, iki toplumun acı ve kayıplarının, nefret ve bölünme anlatıları içinde sömürüldüğünü ve “öteki”ni yaratmak için kullanıldığını belirterek, ay sonunda adaya gelmesi beklenen Birleşmiş Miletler (BM) Genel Sekreterine, iki toplumun liderlerine ve nüfuz sahibi kişilere, “Kıbrıs’ta kalıcı barışın yalnızca siyasi anlaşmalar üzerine kurulamayacağını kabul etmeleri” çağrısı yaptı

“Hepimizin çektiği acı, bizi birbirimize bağlayan derin ve değişmez bir gerçekliktir”

Yazılı açıklama yapan dernek, Kıbrıs’ın her iki toplumundan kayıp şahısların ve savaş mağdurlarının yakınları olarak bir arada olduklarını, geçmişteki bölünmüşlükleri yeniden pekiştirmek için değil ortak bir hakikate tanıklık etmek için yan yana durduklarını belirtti.

Dernek açıklamasında, “Hepimizin çektiği acı, bizi birbirimize bağlayan derin ve değişmez bir gerçekliktir. Altmış yılı aşkın bir süredir kaybın kapanmayan yarasıyla, bilinmeyenin yarattığı belirsizlikle ve toplumumuzu parçalayan, sevdiğimiz 2 bin 2 insanı ve onların hikâyelerini bizden alan çatışmanın acısıyla yaşıyoruz. Onların isimleri bir listedeki kayıtlardan ibaret değildir. Onlar; yoklukları hayatlarımızda ve toplumlarımızda kalıcı bir boşluk bırakan annelerimiz, babalarımız, çocuklarımız ve dostlarımızdır” denildi.

“Toplumlarımız açısından bu günler; adamızı parçalayan, sevdiklerimizi bizden alan ve ardında acı, belirsizlik ve cevapsız sorular bırakan olayları temsil ediyor”

“Onları sevgi, saygı ve özlemle anıyoruz” denilen açıklamada, bugün aynı zamanda tarihin en karanlık dönemlerini simgeleyen günleri anmak üzere bir araya geldikleri, bugünlerin kayıpların yaşandığı ve hiçbir zaman bütünüyle iyileşmeyen yaraların açıldığı günler olduğu kaydedildi.

Açıklamada, “Toplumlarımız açısından bu günler; adamızı parçalayan, sevdiklerimizi bizden alan ve ardında acı, belirsizlik ve cevapsız sorular bırakan olayları temsil etmektedir. Bugün sözlerimizi bu tarihsel gerçekliğin bilinciyle dile getiriyoruz” denildi.

“İyileşme ve uzlaşma yolunda çok sayıda kıymetli dostumuzu ve yol arkadaşımızı kaybettik”

Açıklama şöyle devam etti;

“Burada bir araya gelirken, bu yolculukta bizimle yürümüş ancak artık aramızda olmayanların hatırasını da yanımızda taşıyoruz. İyileşme ve uzlaşma yolunda çok sayıda kıymetli dostumuzu ve yol arkadaşımızı kaybettik. Yakın zamanda ise cesareti ve sarsılmaz bağlılığıyla hepimize ilham veren sevgili dostumuz Sevgül’ün kaybıyla yasa boğulduk.

Onun ve kaybettiğimiz diğer yol arkadaşlarımızın yokluğunu derinden hissediyoruz. Ancak anıları, sürdürdüğümüz çalışmalarda yaşamaya devam ediyor. Onların başlattığı ve emek verdiği çalışmaları sürdürme sorumluluğunu taşıyoruz. Buradayız. Onlar, kayıplarımız ve gelecek nesiller için yolumuza devam etmeye söz veriyoruz.

“Hakikat, bir silah değil, ortak iyileşmenin temelidir ve hepimizi kapsamalıdır”

Kayıpları anıyoruz. Mağdurları anıyoruz. Çoğu zaman inkâr edilen, üzeri örtülen veya suçlama ve bölünme anlatılarının hizmetinde kullanılan korkunç suçları —cinayetleri, tecavüzleri ve insanlık onuruna karşı işlenen suçları— unutmuyoruz.

Yıllarca, yalnızca bir toplumun acısından söz edilirken diğer toplumun yaşadığı acı görmezden gelindi. Tek taraflı tarih anlatılarını reddediyoruz.

Çünkü hakikat bir tarafın acısını görünür kılarken diğerinin acısını yok sayamaz. Hakikat, bir silah değil, ortak iyileşmenin temelidir ve hepimizi kapsamalıdır.

“Kayıplarımız, nefret ve bölünme anlatıları içinde sömürüldü ve ‘öteki’ni yaratmak için kullanıldı”

Kayıplarımızın hatırası, uzun yıllar boyunca nefret ve bölünme anlatıları içinde sömürüldü ve ‘öteki’ni yaratmak için kullanıldı. Bugün bunu reddediyoruz. Kayıplarımızın yeni çatışmalara hizmet eden bir araca dönüştürülmesine izin vermiyoruz.

Derin bir sorgulama ve dönüşümü içeren kendi iyileşme yolculuğumuzdan geçtik. Gerçek adaletin onarıcı ve mağdur odaklı olması gerektiğini öğrendik. Gerçek adaletin ancak birbirimizin acısını görüp içtenlikle kabul etmekle mümkün olabileceğini biliyoruz.

“Çocuklarımız için geçmişin gölgelerinden arınmış bir gelecek kurmak istiyoruz”

Ortak hedefimiz, yasımızı barışa, uzlaşmaya ve hakikatin dile getirilmesine güç veren bir kaynağa dönüştürmektir. Ahlaki gücümüzü buradan alıyor ve bunun hepimizin ortak sorumluluğu olduğuna inanıyoruz.

Kayıplarımızın hatırasını suçlamanın değil, onarımın bir parçası kılacak ortak bir iyileşme zemini oluşturmaya kararlıyız. Birbirimizin insanlığını ve insanlık onurunu yeniden görünür kılmak, adadaki çocuklarımız için geçmişin gölgelerinden arınmış bir gelecek kurmak istiyoruz.

Ancak yalnızca Kıbrıs’tan söz etmiyoruz. Yüreklerimiz adamızın ötesine, çok iyi tanıdığımız şiddet ve sessizlikle yanıp kavrulan bir dünyaya uzanıyor.

“Bu sessizlik tahammül edilemez”

Bugün Gazze’de çocukların öldüğünü görüyoruz. Orta Doğu’nun dört bir yanında ailelerin parçalandığına tanıklık ediyoruz. En savunmasız insanların —masumların ve kendilerini savunamayacak durumda olanların— dünya sessizce seyrederken yok edildiğini görüyoruz. Dünya çoğu zaman yalnızca sessiz kalmıyor, bu yaşananlara ortak da oluyor.

Bu sessizlik tahammül edilemez. Çünkü bu, kendi kayıplarımızın onlarca yıl boyunca tanınmadan kalmasına yol açan sessizlikle aynıdır.

Bunun ardında insanları koruyamayan aynı yetersizlik ve insanlığın harekete geçmeyi gerektirdiği anlarda eylemsiz kalan aynı iradesizlik vardır.

Unutulmanın ne anlama geldiğini biliyoruz. Haykırıp da sesini duyuramamanın ne demek olduğunu biliyoruz. Bu nedenle yalnızca kendimiz için değil, adaletin yokluğunda acı çeken herkes için sesimizi yükseltiyoruz.

Hakikatin susturulmadığı, hafızanın çarpıtılmadığı ve Kıbrıs’ta, Gazze’de veya dünyanın herhangi bir yerinde her insanın yaşamına aynı onur ve saygıyla yaklaşıldığı bir dünya çağrısında bulunuyoruz.

“Genel Sekreter’i ve liderleri ya da nüfuz sahibi herkesi, Kıbrıs’ta kalıcı barışın yalnızca siyasi anlaşmalar üzerine kurulamayacağını kabul etmeye çağırıyoruz”

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri adamızı ziyaret etmeye hazırlanırken, siyasi aktörler olarak konuşmuyoruz. Bu çatışmanın en derin yaralarını taşıyan, buna rağmen umudu yaşatmayı seçen insanlar olarak sesleniyoruz.

Genel Sekreter’i ve liderleri ya da nüfuz sahibi herkesi, Kıbrıs’ta kalıcı barışın yalnızca siyasi anlaşmalar üzerine kurulamayacağını kabul etmeye çağırıyoruz. Gerçek ve kalıcı barış çok daha derin bir temele dayanmalıdır: Adalete, hakikate, uzlaşmaya ve her şeyden önce ortak insanlığımıza.

Taşıdığımız değerler, adamızın geleceğinin üzerine kurulacağı temel olmalıdır. Bu değerleri kuramsal bilgilerden değil, kaybı bizzat yaşayarak ve iyileşme arayışını cesaretle seçerek öğrendik. Bu değerler siyasetin ve toplumsal ayrımların ötesindedir. Kim olduğumuzun özüne seslenir: Bizler, ortak insanlık bağıyla birbirine bağlı iki toplumuz.

“Yaşanan acılar boşa gitmeyecek, yeni bir Kıbrıs’ı üzerine kuracağımız temel olacaktır”

Liderlerden bu sorumluluğu, bizim kayıplarımızın hatırasını taşıdığımız ciddiyetle üstlenmelerini istiyoruz. Tüm tarafları bu fırsatı değerlendirmeye, sorumluluk ve cesaretle harekete geçmeye ve bu imkânın heba olmasına izin vermemeye çağırıyoruz.

Hareketsizliğin bedelini fazlasıyla iyi biliyoruz: Bölünmüşlük içinde geçirilecek daha uzun yıllar ve çözüme kavuşturulmamış acıların yükünü taşıyacak daha fazla nesil.

Kıbrıs’ın geleceğini geçmişin bölünmüşlükleri değil; her hatıraya saygı göstermeye, her insanın onurunu yeniden teslim etmeye ve insanlık ortak paydasında kök salmış bir toplum kurmaya yönelik ortak ahlaki kararlılığımız şekillendirsin.

Öyle bir toplum ki hiç kimse unutulmasın, hiç kimsenin insanlık onuru inkâr edilmesin ve hiç kimse geride bırakılmasın.

Bugün kayıplarımızı anarken, kolektif iyileşme ve toplumsal dönüşüm sürecine olan bağlılığımızı bir kez daha teyit ediyoruz. Yaşanan acılar boşa gitmeyecek, yeni bir Kıbrıs’ı üzerine kuracağımız temel olacaktır.

Ortak acılarımız barışa güç verecek; geçmişin hikâyeleri ise bizi bölmek yerine adil ve birleşik bir geleceğe yönlendirecektir.

Onları hatırlıyoruz. Onları saygıyla anıyoruz. Barış dolu bir geleceğe uzanan yolculuğumuzu birlikte sürdüreceğiz; Birlikte Başarabiliriz”















Başa dön tuşu