
Evrensel Hasta Hakları Derneği, Özgür Gazete‘nin bugün gündeme getirdiği, Barış Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde hayatına son veren 39 yaşındaki Mustafa Kul‘la ilgili yaptığı açıklamasında, özellikle kendine zarar verme riski taşıyan hastaların güvenliğinin sağlanmasının sağlık sisteminin temel yükümlülüklerinden biri olduğuna işaret etti. Dernek açıklamasında, ilgili olayla ilgili resmi açıklama ve soruşturma süreci talep edildi
Dernek: Ruh sağlığı hizmeti alan bireyler toplumun en kırılgan gruplarıdır
Yazılı açıklama yapan dernek, Barış Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde tedavi görmekte olan 39 yaşındaki Mustafa Kul’un yaşamını yitirdiğine ilişkin basına yansıyan haberleri derin bir üzüntüyle takip ettiklerini söyleyerek, “Öncelikle Mustafa Kul’un ailesine, yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı dileriz” dedi.
Dernek açıklamasında, ruh sağlığı hizmeti alan bireylerin, sağlık durumları nedeniyle toplumun en kırılgan grupları arasında yer aldığına vurgu yapılarak, bu nedenle psikiyatri servislerinde tedavi gören kişilerin yaşam hakkının korunmasının, güvenliklerinin sağlanmasının ve uygun bakım koşullarında tedavi görmelerinin; sağlık sisteminin en temel sorumlulukları arasında olduğunu belirtildi.
“Yaşam hakkının korunması yalnızca sağlık hizmetinin değil, insan haklarının da temel gereğidir”
Açıklamada, “Tedavi amacıyla devlet gözetimine alınan bir kişinin yaşam hakkının korunması yalnızca sağlık hizmetinin değil, aynı zamanda insan haklarının da temel bir gereğidir” dedi.
Basına yansıyan bilgiler doğrultusunda olayın gerçekleşme koşullarının, hastanın gözetim ve takip süreçlerinin, uygulanan güvenlik önlemleri ve kurum içi prosedürlerin yeterliliği konusunda kamuoyunda ciddi soru işaretleri oluştuğuna işaret eden dernek açıklamasında, özellikle ülkemizde ruh sağlığı alanında yatılı tedavi hizmeti sunan tek kamu kurumu olan Barış Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde geçmiş yıllarda da benzer can kayıplarının yaşanmış olmasının, bu olayın münferit bir vaka olarak değerlendirilmesini zorlaştırdığının altı çizildi.
“Daha önce de benzer kayıplar yaşanmıştı”
Açıklama şöyle devam etti;
“Nitekim 2021 yılında aynı hastanede tedavi görmekte olan bir mülteci kadın da yaşamını yitirmiş, olayın ardından kamuoyunda hasta güvenliği ve gözetim mekanizmalarına ilişkin ciddi tartışmalar yaşanmıştır.
Bu nedenle bugün sorulması gereken temel soru yalnızca bu olayda ne yaşandığı değil, benzer kayıpların neden tekrar yaşanabildiğidir.
Olayın ardından Sağlık Bakanlığı ve hastane yönetimi tarafından soruşturma başlatılıp başlatılmadığına, olayın nasıl gerçekleştiğine ve hangi önlemlerin alınacağına ilişkin resmi bir açıklama yapılmamış olması kamuoyundaki endişeleri artırmaktadır.
“Kamu kurumlarının böylesi ciddi olaylarda sessiz kalması kabul edilemez”
Kamu kurumlarının böylesi ciddi olaylar karşısında sessiz kalması kabul edilebilir değildir. Şeffaflık ve hesap verebilirlik, hasta haklarının ayrılmaz bir parçasıdır.
Bu nedenle yaşanan olayla ilgili olarak etkin, şeffaf ve bağımsız kamu denetimine açık bir soruşturma yürütülmesi gerektiğine inanıyoruz. Ancak soruşturmanın amacı yalnızca bireysel sorumlulukların ortaya çıkarılması olmamalıdır.
Asıl amaç, benzer olayların tekrar yaşanmaması için gerekli yapısal eksikliklerin belirlenmesi ve giderilmesi olmalıdır. Bu üzücü olay, Kıbrıs’ın kuzeyinde ruh sağlığı hizmetlerinin mevcut durumunu ve özellikle hasta güvenliği mekanizmalarını yeniden değerlendirmemiz gerektiğini bir kez daha göstermektedir.
“Kendine zarar verme riski taşıyan bireylerin korunması, sağlık sisteminin en temel yükümlülüklerinden biridir”
Hasta hakları perspektifinden bakıldığında, ruh sağlığı hizmetlerinden yararlanan bireylerin yalnızca tedaviye erişim hakkı değil; güvenli bir ortamda bakım alma, yaşamlarının korunması, insan onuruna saygı gösterilmesi, bireysel risklerinin düzenli olarak değerlendirilmesi ve ihtiyaç duydukları desteğe zamanında ulaşabilmeleri de temel hakları arasındadır.
Özellikle kendine zarar verme riski taşıyan veya kırılgan durumda bulunan bireylerin korunması, sağlık sisteminin en temel yükümlülüklerinden biridir. Yaşanan olayın; ruh sağlığı hizmetlerinin kapasitesi, insan kaynağı planlaması, gözetim ve takip prosedürleri, fiziksel güvenlik koşulları, kriz yönetimi uygulamaları ve hasta güvenliği standartları açısından kapsamlı biçimde değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz.
“Yalnızca olay sonrasına değil, olayların önlenmesine odaklanan bir yaklaşıma ihtiyaç var”
Kıbrıs’ın kuzeyinde ruh sağlığı hizmetlerinin uzun yıllardır personel, yasal ve fiziksel altyapı, toplum temelli destek mekanizmaları ve hizmet sürekliliği açısından çeşitli zorluklarla karşı karşıya olduğu bilinmektedir. Bu nedenle yalnızca olay sonrasına değil, olayların önlenmesine odaklanan bir yaklaşıma ihtiyaç vardır.
Ruh sağlığı alanında koruyucu hizmetlerin güçlendirilmesi, toplum temelli ruh sağlığı hizmetlerinin yaygınlaştırılması, kriz müdahale mekanizmalarının geliştirilmesi, hasta güvenliği standartlarının oluşturulması ve bağımsız denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi artık ertelenemez bir gereklilik haline gelmiştir.
Yaşam hakkının korunması, hasta güvenliğinin sağlanması ve kaliteli sağlık hizmeti sunumu birbirinden ayrı düşünülemez. Evrensel Hasta Hakları Derneği olarak sürecin takipçisi olacağımızı, gerekli açıklamaların ivedilikle yapılmasını ve yaşanan bu acı kaybın benzer trajedilerin önlenmesine yönelik somut adımlara dönüşmesini beklediğimizi kamuoyu ile paylaşırız”




















