
Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası (KTÖS) Yürütme Kurulu, sahte diploma skandalları konusunda, Yükseköğretim Planlama, Denetleme ve Akreditasyon Kurumu‘nun (YÖDAK) sorumluluğuna işaret etti, bunun bir kamu düzeni ve insan hakları meselesi olduğunu söyledi ve 6 maddelik öneri sundu
KTÖS: “Üniversiteler adası olacağız” denilerek, sayı kontrolsüzce artırıldı
Yazılı açıklama yapan sendika, Kıbrıs’ın kuzeyindeki yükseköğretimin uzun yıllardır plansız bir şekilde büyütüldüğüne dikkat çekerek, “üniversiteler adası olacağız” denilerek, sayının kontrolsüz bir şekilde artırıldığını belirtti.
KTÖS açıklamasında, “Bu yapılırken denetim, nitelik ve şeffaflık aynı hızla güçlendirilmedi. Bugün yaşadığımız sahte diploma ve sahte unvan meseleleri, yıllara yayılan yanlış politikaların sonucudur” denildi.
“Bu noktaya bir günde gelinmedi”
Açıklama şöyle devam etti;
“Bu noktaya bir günde gelinmedi. 2006 yılında, Kuzey Kıbrıs’ta yükseköğretimin ekonomik bir sektör olarak büyümesi ve özel üniversitelerin hızla çoğalması uluslararası yayınlarda yer aldı.
Yani bu model yıllar önce kurulmuş, kontrolsüz büyüme başlamıştı. Ancak bu büyümeyi güvence altına alacak ciddi bir kamu denetimi ve kalite sistemi aynı ölçüde inşa edilmedi.
“Sahte diploma konusu da yeni değil, 2010’da TC Mimarlar Odası duyurmuştu”
Daha da önemlisi, sahte diploma konusu da ne yazık ki yeni değildir. 2010 yılında Türkiye’de bir meslek örgütü (TMMOB’ye bağlı Mimarlar Odası) kamuoyuna açık şekilde, bazı kişilerin diploma ve/veya denklik belgelerinin sahte çıktığını, bu sahte belgelerle mesleki yetki kullanıldığını ve vakaların önemli bir kısmının KKTC’deki üniversitelerle ilişkilendirildiğini duyurmuştur.
Ayrıca bazı sahte diplomalara denklik verildiği iddiası da o açıklamada yer almıştır. Sistem aslında yıllar önce alarm vermiş, ne yazık ki gerekli ders çıkarılmamıştır.
Aradan yıllar geçerken, 2015 ve 2022 gibi tarihlerde basında kaleme alınan değerlendirmeler de hep aynı noktaya işaret etti.
“İzinler kolaylaştırıldı, denetlenmedi, rant güdüldü, komisyoncular devreye girdi”
Üniversite izinlerinin kolaylaşması, planlama eksikliği, denetim zayıflığı, sayısal artış baskısı, rant kültürü, aracı-komisyoncu düzeni iddiaları ve dahası.
Kısacası, bugün konuşulan sorunların zemini yıllardır birikmektedir. Şimdi ise 2024 boyunca kamuoyuna yansıyan soruşturmalar ve iddialar, meselenin ne kadar ağır olduğunu göstermiştir.
Sahte not girişleriyle çok sayıda diploma verildiği iddiaları, bu diplomaların kamuda terfi ve maaş artışında kullanıldığına dair iddialar, düzenleyici kurum YÖDAK’ın da tartışmaların odağında yer alması çok ciddi sorunlardır.
“Bu kadar ciddi iddialar karşısında devletin bekle-gör lüksü yoktur”
Kimse yargı kararı olmadan suçlu ilan edilemez ancak bu kadar ciddi iddialar karşısında devletin bekle-gör lüksü de yoktur.
Sahte diploma demek, liyakatin çökmesi demektir. Sahte diploma demek, kamunun itibar kaybetmesi demektir. Sahte diploma demek, yıllarca emek verip okuyan gençlerin diplomasının değersizleşmesi demektir.
Sahte diploma demek, Kuzey Kıbrıs üniversitelerinin ve Kıbrıslıtürk toplumunun dünyada kötü anılması demektir.
Burada bir diğer hayati başlık, üniversite adı altında yürüyen bazı süreçlerin, öğrenci statüsü üzerinden suistimal alanına dönüşmesi iddialarıdır.
“Bu bir kamu düzeni ve insan hakları meselesidir”
Kayıt olup okula gitmeyenler, kayıt silme uygulamaları, aracılar üzerinden kurulan ilişkiler ve dahası. Bu yalnızca eğitim ve yükseköğrenim meselesi değildir. Kamu düzeni ve insan hakları meselesidir.
Sorumluluk yalnızca üniversitelerde değildir. Hükümetin sorumluluğu vardır. Çünkü bu alan yıllardır nicelik hedefleriyle kontrolsüz bir şekilde büyütüldü. Planlama ve denetim geri bırakıldı.
Eğitim Bakanlığı’nın sorumluluğu vardır. Çünkü izin, denetim ve yaptırım görevi açıklama yaparak değil, etkin bir sistem kurarak yerine getirilir. YÖDAK’ın sorumluluğu vardır. Çünkü planlama, denetim ve akreditasyon görevi, kapasite, bağımsızlık ve şeffaflık olmadan yürütülemez.
KTÖS olarak konuyla ilgili talep ve önerilerimiz:
1. Tüm üniversitelerde kapsamlı denetim yapılmalıdır (kayıt, ölçme-değerlendirme, mezuniyet, diploma basımı/doğrulaması, lisansüstü programlar, akademik kadro ve program açma süreçleri).
2. Merkezi diploma doğrulama sistemi kurulmalıdır. Her diploma, kamu kurumları ve meslek örgütleri tarafından güvenle doğrulanabilmelidir.
3. Kamuda diploma taraması yapılmalıdır. Terfi ve maaş artışına konu edilen tüm belgeler başta olmak üzere, sistematik doğrulama yapılmalıdır.
4. YÖDAK güçlendirilmelidir. Personel, bütçe ve denetim kapasitesi artırılmalı, kararlar ve raporlar şeffaflaşmalıdır.
5. Üniversite/bölüm açma düzeni değişmelidir. Her isteyenin değil, nitelikli koşulları sağlayanın ve sürdürülebilir kaliteyi kanıtlayanların izin alabildiği bir sistem şarttır.
6. Öğrenci statüsünün istismarına karşı izleme ve koruma mekanizmaları kurulmalıdır. Acenteler, kayıt silme süreçleri ve öğrencilerin fiili devamı denetlenmelidir.
Yargı görevini yapacaktır. Ancak, devlet de görevini yapmak zorundadır. Bu ülkenin çocukları, gençleri ve çalışanları, sahtecilikle, kayırmacılıkla, denetimsizlikle yönetilen bir düzene mahkum edilmeyi hak etmiyor.
Yükseköğretimi rant düzeninden kurtarmak zorundayız.
Üniversiteleri tabelaya indirgemekten, eğitimi ticarete dönüşmekten kurtarmak zorundayız. Diploma, parayla alınan bir kağıt değil, yılların emeğinin ve alın terinin karşılığıdır”




















